Bu roman öyle çekirdek çıtlarken ya da arada bir kaç sayfa okuyayım dediğiniz bir roman değil. Gündelik düşüncelerinizden sıyrılıp, içindekilere saygı gösterir gibi, özel bir alan yaratıp, hatta belki daha bir dik oturup okuyacağınız bir roman. Bu roman dev ekran bir TV’ de en sevdiğiniz filmi seyrederken hissettiğiniz duyguyla eş değer, en azından ilk 100 sayfada durum bu, sonrasında gözlerinizi ayıramayacağınız bir eser gibi, bakmalara doyamayacağınız bir abide gibi uzun süre etkisini sürdürecek. Bu roman sizi o devirde yaşatmakla kalmayacak, Andreas gibi sadece bir eczacı olmakla yetinmeyen bir adamın mistik geçişlerle, yaşama kafa tutuşlarla, bitip tükenmeyen öğrenme arzusu ile kavuracak. Robin gibi tutkulu, sadık ve rutine uymayan olacaksınız. Aalis gibi özgürlüğünüz elinizde tuttuğunuz meşalenin yaratacağı alevlerin geçidi ise bunu siz yapacaksınız. Bu roman bildiğiniz tüm 10 numara 5 yıldızları tahtından alacak. Hatta bittiğinde belki siz bile eski siz olmayacaksınız…en azından eski siz olmadığınızı ummak, dimağınızda güzel bir tad bırakacaktır, eminim.