…Geçen gün Tarkanlardaydım, Hakimiyeti Milliye'nin başyazarı geldi. Söz vurgunculuktan açıldı. Adamın anlattıklarını duymalıydınız.
Aferizm nasıl başladı? Hangi kapıları yoklayarak, zorlayarak yol arandı? Korkunç şeyler... Bakın neler olmuş? Falih Rıfkı Bey'in anlattıklarından aklımda kalanları aktarmaya çalışacağım: 'Milletvekilliğimin ilk yılında bir öğle üstü, Yakup Kadri ile beraber Meclis'e gelmiştik!' diyerek söze başladı Falih Rıfkı... 'Dış bahçe kapısı ile iç kapı merdiveni arasında birkaç milletvekili bize bir kanun teklifi imzalatmak istediler.
Okuduk. Teklif aşağı yukarı şuydu: 'Hidematı vataniyesine mükâfaten Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'ne 1 milyon lira ihda edilmiştir.'"
"İmzalayanlardan bazıları belki de pek iyi niyetliydiler.
Muzaffer kumandanlarını parayla mükâfatlandırmak İngilizlerin de âdeti değil miydi? Sonra Mustafa Kemal, inkılaplar yapacak ve inkılaplar nizamını memlekette kökleştirmek ve korumak için büyük bir partiyi teşkilatlandıracaktı.
Bunun için para lazımdı.
"Beynimizden vurulmuşa döndük. Sanki zafer ve onun bütün şanları ve şerefleri satılığa çıkarılmıştı. Kuvayı Milliye devrinde İngiliz entelijansı adına -hareketin başından ayrılmak şartıyla- Mustafa Kemal'e büyük bir para ve İtalya'da bir villa vaat edilmiști. Bu da öyle bir şeydi. Gazi Mustafa Kemal’i inkılap tarihinin ilk günlerinde suikastların en alçakçası ile öldürmek demekti.
"Gazi'nin haberi olup olmadığını düşünmeden reislik odasında kendisini bulduk. Hamdullah Suphi heyecanlı sözleriyle hepimizin ızdırabını anlatmaya çalıştı. Gazi, 'Hiç haberim yok... Küstahlık etmişler. Teklifi bana buldurunuz; dedi.
Getirtti ve yırttı.
"Derin bir gönül rahatı duyduk.
“Sevgiyi senin suretinde yaratmıştım. Bu kalbin, birini sevmeye ihtiyacı vardı. Ve sen bunu anlamadın. Ve bana eziyet ettin. Ve eziyet ettiğini bilmedin. Göz yaşımı silmedin. Ve ben, senin bilgisizliğinin artmasına izin verdim. Fakat hiç bir şeyi unutmadım. Ve hepsini aklıma yazdım. Ve sana izin verdim ki, bilmeden yaptığın eziyet artsın. Ve sonunda artık dayanamıyorum diyebilmek için ben de bilmeden bu oyunu oynadım sana. Ve bulaşıkları yıkadım. Ve bütün sözlerimi yarıda kesmene izin verdim. Ben ki, bu konuda kimseye yetki vermemişimdir. Oysa, elimin tersiyle seni yıkabilirdim. Bıraktım ki, sen kendi sonunu hazırla. Ve bana bütün yaptıklarını bir bir aklımda tuttum. Derler ki tarla kuşu bütün gece öttüğü zaman tarla faresi bütün ihtiyatı elden bırakır ve yuvasından çıkarmış. Ve beni deliğimden sen çıkarmıştın. Ve sonra bütün hayallerimi yıktın. Yönetimi eline aldın. Ve sonra birlikte sokakta yürürken, istediğin yerden karşı kaldırıma geçmeğe cesaret ettin.”
Dile getirilmeyen kırgınlıklar zamanla delillere dönüşür. Bir taraf, farkında olmadan ilişkiyi yıkıma sürüklerken bu duruma sessiz kalmak, ayrılık suçuna ortak olmaktır. İnsan, bu delilleri toplarken en büyük eziyeti kendisine yapar.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Elleri ellerimdeyken göğüslerime doğru eğilip birini ağzına aldı. Zevkle iç çekerken bedenim ona teslim oluyordu ama yine de aklımda detaylar dolaşmaya devam ediyordu.Ellerimi boynuna doladım ve onu biraz daha kendime doğru çektim. Aramızdaki aleti sertleşmeye devam ediyor, bense tahrik olmaya devam ederken dudakları bana ihtiyacı olduğunu söylüyor, ben de aynı şekilde istekle ona ihtiyaç duyuyordum. Dudağımı dudaklarından ayırmadan elini göğüslerime götürdü. İhtiyacım olduğu şekilde bana dokunmak konusunda uzmandı. Dokunuşu hiçbir zaman nazik olmaz, her zaman kaba olurdu. Beni çılgına çeviren bir biçimde göğsümün ucunu sıktığında, dudakları dudaklarımdayken acı dolu bir çığlık attım.