“Ama diyeceksiniz ki, bütün bu fırtınalar, karanlıklar, lanetler önceden cetvelde hesaplanabilir ve aklın daha ağır basması sağlanabilir; ne mümkün, adam bu defa, aklı olmadığını ispat etmek için deli taklidi yapmaya kalkar ve gene istediğini elde eder! Buna inanıyorum, yanılmadığıma tamamıyla eminim; zaten galiba insanların bütün işi, bir cıvata değil de insan olduklarını her an kendi kendilerine ispat etmektir! Bu uğurda kendini feda edebilir, sırası gelince mağara devri barbarı olabilir.”
Sayfa 33 - Yeraltı - VIII
Zamanımızın da bir barbarlık devri olduğunu söyleyebiliriz; bugünün insanı pek çok bakımdan barbarlık çağı insanından daha üstün görüşlü olduğu halde aklın, bilginin gösterdiği yoldan gitmeye bir türlü alışamamıştır.
Alıntı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Ne yani, sevgiden vazgeçmemi mi istiyorsun? Hayatım boyunca yanıldığımı, insanlığın aşağılık ve nefret dolu olduğunu, her zaman böyle olduğunu ve her zaman böyle kalacağını söylememi mi istiyorsun? Ve benim ıstırabımı bir zayıflık, kaybedilmiş bir hayale duyulan çocukça bir pişmanlık olarak mı azarlıyorsun? Halkın her zaman vahşi, rahiplerin her zaman ikiyüzlü, burjuvaların her zaman korkak, askerlerin her zaman haydut, köylülerin her zaman aptal olduğunu mu iddia ediyorsun? Bütün bunları gençliğinden beri bildiğini ve hiç yanılmadığın için sevindiğini söylüyorsun, çünkü olgunluk sana hiçbir hayal kırıklığı getirmedi; o zaman sen genç değil miydin? Ah! Biz tamamen farklıyız, çünkü genç olmak her zaman sevmekse, ben genç olmaktan hiç vazgeçmedim. Öyleyse, ne yapmamı istiyorsun ki, kendi türümden, yurttaşlarımdan, ırkımdan, kendi ailemin dünyevi tarlanın başaklarından biri olduğu o büyük aileden kendimi izole edeyim? Keşke bu başak güvenli bir yerde olgunlaşabilseydi, keşke, senin dediğin gibi, belirli ayrıcalıklı kişiler için yaşayıp diğerlerinden uzaklaşabilseydik! Ama bu imkansızdır ve senin sağlam aklın, en gerçekleştirilemez ütopyaları bile kabul eder. Hangi cennette, hangi fantastik Eldorado'da aileni, küçük arkadaş grubunu, samimi mutluluğunu saklayacaksın ki, toplumsal durumun yaraları ve ülkenin felaketleri onlara ulaşmasın? Eğer belirli kişiler sayesinde mutlu olmak istiyorsan — o belirli kişiler, kalbinin gözdeleri, kendileri de mutlu olmalıdır. Olabilirler mi? Onlara en ufak bir güvenlik bile sağlayabilir misin? __Ölümün yaklaştığı yaşlılığımda bana bir sığınak bulacak mısın? Ve artık ölüm ya da yaşam benim için ne fark eder ki? Diyelim ki kesinlikle öleceğiz ya da aşk öbür dünyaya geçmeyecek, son nefesimize kadar geride bıraktıklarımıza
Kleopatra, cariyelerinin göğsüne altın iğneler batırmayı sever, attıkları çığlıklardan, kıvranmalarından zevk alırmış. Bunların görece barbarlık çağlarında olduğunu söyleyeceksiniz, gerçi şimdi de iğneler batırıldığı için zamanımızın da bir barbarlık devri olduğunu söyleyebiliriz; bugünün insanı pek çok bakımdan barbarlık çağı insanından daha üstün görüşlü olduğu halde, aklın, bilginin gösterdiği yoldan gitmeye bir türlü alışamamıştır.
Sayfa 26 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Böylece Mısır, 344 dolaylarında III. Artaserhas'a baş eğmişti. Büyük Kral, altmış yıldan beri Pers Devleti'nden ayrı kalan Mısır halkını gazabına uğratmaktan çekinmedi. Sanki Kambyses devri geri dönmüş gibiydi. Kitle hâlinde idamlar, aklın alamayacağı biçimde yağmalar yapıldı. Büyük Kral, doğrudan doğruya kendi eliyle kutsal boğa Apis'i hançerledi; tapınaklardaki süs eşyalarının, altınların, hatta kutsal kitapların yağma edilmesini emretti. Bu olaydan sonra o, halkın dilinde "Hançer" diye anıldı.
Sayfa 85·Kitabı okudu
Tarih
Narsistlerin Sadece Yöntemleri Değişir.!
Kleopatra (Roma tarihinden bir örnek vereceğim için affedin),•• cariyelerinin göğsüne al­tın iğneler batırmayı sever, attıkları çığlıklardan, kıvranma­larından zevk alırmış. Bunların görece barbarlık çağlarında olduğunu söyleyeceksiniz, gerçi şimdi de iğneler batırıldığı için (yine göreceli olarak) zamanımızın da bir barbarlık dev­ri olduğunu söyleyebiliriz; bugünün insanı pek çok bakım­dan barbarlık çağı insanından daha üstün görüşlü olduğu halde, aklın, bilginin gösterdiği yoldan gitmeye bir türlü alı­şamamıştır.