Hızır Ata yoldaşın olsun...
Puan vermedi·272 syf.··
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 14:29
Çay bardağındaki son damla süzülürken, zihnimde bozkırın tozlu yolları ve Hızır Aleyhisselam’ın kutlu eli belirdi. Teoman Han’ın devri hüzünlü bir gün batımıyla kapanırken, Metehan’ın yükselişiyle Türk’ün adı dünya sahnesine silinmez bir mühür gibi kazındı. Kitap kapandı lakin gönlümde o büyük şahlanışın, asırları aşan derin aklın ve yükselen Al sancağın gururu kaldı.
Devletin Derin AklıRamazan İzol · Lopus Yayınları · 2019269 okunma
9/10
·494 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 18:07
Merhaba arkadaşlar. Merak ettiğim kitaplardan biriydi. Şeytan ve onun oyunları malumdur, bazen aklımıza bile gelmez ama düşündüğümüzde onun neler yapabileceğini tahmin edebiliriz. En azından hepimiz birer örnek verebiliriz onun kötülükleri hakkında. Ancak burada daha genel tanıtım yazısında şunu söyleyebiliriz ki İbnü’l Cevzi şu bizim ağzı iyi laf yapıyor dediğimiz insanlardan. Yani anlatımı ve edebi yönü, eleştiri yazılarının kalitesi okuru etkileyecek cinsten. Bazı psikolojik çıkarımlar yapması da tahmin ediyorum ki 1000 sene evvelinden yazılan işler içinde takdir edilecek bir durum. Şeytan çok şeytanın etkisiyle İslam toplumunun geldiği hali ve insanların birbirlerine olan davranışlarının nasıl şekillendiğini, birbirini nasıl kandırdıklarını anlatan yazar bir de bu devri, sözde İslam’ı (aslında böyle demek günah gibi geliyor ancak tam olarak durum bu, yani gelinen nokta bu, tabi dua ediyoruz iyi yaşamak için) insanların nasıl kullandığını ve neler yaptıklarını eleştirmekten de asla geri durmuyor. Yine devam ettiğimizde yalnızca ‘Şeytan’ temelli bir kitap olmadığı gibi diğer inançları ve bu inançlara bakış açısını, İslamiyet dışı inançların konumu üzerine de bilgi sahibi olabileceğimiz en eski kitaplardan biri çıkıyor karşımıza. Evvela Allah başta olmak üzere ahiret, melekler, cennet, gayb alemi diyebileceğimiz insan aklının tahminden münezzeh olduğu varlıkları düşünmenin, onlara bir şekil vermenin gereksiz ve yanlış olduğunu, bunu yapanların doğru yolda olmadıklarını söyleyen yazar, kimsenin görüp bilmediği bu konularda yorum yapanların da apaçık birer bilinçsiz olduğunu söylüyor. Buradan yola çıkarak diğer inançların gözünden Tanrı’nın neyi ifade ettiğini ve varlığa bakış açılarını değerlendirmeyi de ihmal etmez. Aklın varlığını ve önemini ise her zaman
Şeytanın Ayartmasıİbnü`l-Cevzî · Elif Yayınları · 2003338 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi
"Sanatlı bir eser, sanatkârı icab eder..." İşte ey tabiata saplanan ve bataklıkta boğulmak derecesine gelen gàfil! Bütün mâzi ve müstakbele ulaşacak hikmetli ve kudretli mânevî el sahibi olmayan birşey, nasıl bu zeminin hayatına karışabilir? Senin gibi hiç ender hiç olan tesadüf ve tabiat buna karışabilir mi? Kurtulmak istersen, "Tabiat, olsa olsa bir defter-i kudret-i İlâhiyedir; tesadüf ise, cehlimizi örten gizli bir hikmet-i İlâhiyenin perdesidir" de, hakikate yanaş. Yirmi Beşinci Pencere Nasıl ki, madrub, elbette dâribe delâlet eder; san’atlı bir eser, san’atkârı icâb eder; veled, vâlidi iktizâ eder; tahtiyet, fevkıyeti istilzam eder, ve hâkezâ. Bütün umûr-u izâfiye tâbir ettikleri, biribirsiz olmayan evsâf-ı nisbiye misillü, şu kâinatın cüz’iyâtında ve heyet-i umumiyesinde görünen imkân dahi, vücûbu gösterir. Ve bütün onlarda görünen infiâl, bir fiili gösterir. Ve umumunda görünen mahlûkıyet, hàlıkıyeti gösterir. Ve umumunda görünen kesret ve terkib, vahdeti istilzam eder. Ve vücûb ve fiil ve hàlıkıyet ve vahdet, bilbedâhe ve bizzarure, mümkin, münfail, kesîr, mürekkeb, mahlûk olmayan, Vâcib ve Fâil, Vâhid ve Hàlık olan mevsuflarını ister. Öyle ise, bilbedâhe, bütün kâinattaki bütün imkânlar, bütün infiâller, bütün mahlûkıyetler, bütün kesret ve terkibler, bir Zât-ı Vâcibü’l-Vücud, Fa’âlü’n-Limâ Yürîd, Hàlık-ı Küll-i Şeye, Vâhid-i Ehade şehâdet eder. Elhâsıl: Nasıl imkândan vücûb görünüyor; infiâlden fiil ve kesretten vahdet-bunların vücudu, onların vücuduna katiyen delâlet eder. Öyle de, mevcudât üstünde görünen mahlûkıyet ve merzûkıyet gibi sıfatlar dahi sâniiyet, rezzâkıyet gibi şe’nlerin vücudlarına katî delâlet ediyor. Şu sıfâtın vücudu dahi, bizzarure ve bilbedâhe, bir Hallâk ve bir Rezzâk Sâni-i Rahîmin vücuduna delâlet eder. Demek, herbir mevcud,
Alıntı
SözlerBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 20126,8bin okunma
Hayat insan için hakikati arama yolculuğudur
Puan vermedi·142 syf.·
2025 15. kitabı
"Aklın amel defteri bir hayli kabarık. Sevabı mı yoksa günahı mı daha çok, söylemek zor. İnsanların hayatını kolaylaştıran icatları yapan da Elhamra Sarayı'nı ve Selimiye'yi inşa eden de akıl, milyonlarca insanın ölümüne neden olan savaşları yöneten de kitlesel imha silahlarını yapan da akıl. Elbette farklı akıllar bunlar. Dolayısıyla temel soru şu: Bu fark nereden geliyor? Akıl, kendi özündeki iyiliği unutup neden kötülüğe râm oluyor? Kötüyü kutsayan ve meşrulaştıran akıl, nasıl bir varlıktır? Kendi tabiatına ihanet eden bir akılla nasıl mücadele edilir?" Perde ve Mânâ, Böyle devasa sorulara cevap arayan küçük hacimli bir çalışma. İnsanı cesaretlendiriyor, hemen bir solukta okunacak kısacık bir kitap gibi duruyor çünkü. Alt başlığının da 'akıl üzerine bir tahlil' oluşu ayrıca rehavete sürüklüyor insanı .Aklı bilmeyen mi var sanki. Günlük hayatta o kadar çok kullandığımız bir kavram ki. Konu akıl olunca herkesin söyleyecek bir çift lafı var mutlaka. Zaten kimse kimsenin aklını da beğenmez. Gerçi yarım ağız 'Akıl akıldan üstündür' deriz ama, 'Akılları pazara çıkarmışlar herkes yine kendi aklını almış' diye de boşuna söylememiş atalarımız. Her ne kadar yazarını tanımayanlar böyle bir cesaretle açsa da kitabın kapağını, daha önce İbrahim Kalın'ın herhangi bir kitabını okumuş olanlar, kitabın sayfalarında kendilerini bekleyen zorlu ama bir o kadar da derin manalarla yüklü olacak zevkli yolculuğun bilincinde başlar kitaba. Zira kitabın yazarı, siyasî kişiliğinden öte entelektüel birikimi, İslam ve batı felsefelerine olan hakimiyeti ve hem davranışlarındaki hem de hitabetindeki naifliğiyle modern çağın en önemli münevverlerinden biri olan İbrahim Kalın; konusu ise herkesin diline pelesenk olmasına rağmen kimsenin hakikatini tam olarak bilmediği akıl,
Perde ve Mânâİbrahim Kalın · İnsan Yayınları · 20251,886 okunma
Puan vermedi
Kitabı tasavvufun kökenleri ve yozlaşması konularını araştırdığım için okudum. Kitap arkası yazısı, bu konunun üzerinde duracağı izlenimini uyandırdı ama vaat ettiğini veremedi. Bu amaçla okuyanlar 1. ciltte 40 sayfalık Oluşum bölümünü okusalar yeter. Çok da zengin kaynaklara başvurmadan yazar bunu şöyle anlatıyor: İlk dönemde zahit denen kişiler Allah'a eylemle hizmet etmenin dışına çıkmamışlardır. Bu eylemin en önemlisi savaşarak Müslüman toplumu korumak olmuştur. Savaş bir ganimet ve cizye kapısı olarak görülmeye başlandığında zahitler savaşmak dışındaki eylemliliğe ve çağrıya yönelmişlerdir. Bu işler de yeterince kirlenince ve zahitler azınlığa düşünce bu da terk edilmiş tekke dediğimiz birlikteliklerde toplumdan kaçmaya başlamışlardır. Zamanla tekke toplulukları da bir sömürü mekanizmasına dönüşmüştür. Tasavvufun tasavvuf adıyla ünlenip yayılması bu bozulmanın sonrasına özgüdür. İslamın hızlı yayılmasına benzer biçimde bu yaygınlaşma yabancı kültürlerin öğelerini tasavvuf bileşimine katmıştır. 2. cillte Kuran Kaynaklı Olmayan Kavramlar ve Yozlaşma Devri okunsa yeter. Özellikle Gazali ve Bistami hakkında söyledikleri ilgi çekici. İbn Arabi'yi, Rumi'yi ve pek çok kaynakta kuşkulu bir yaşam öyküsü yakıştırılan Sühreverdi'yi yoz olmayan tasavvufçulardan sayıyor. Bunun dışındaki bölümler ancak yoz tarikatlar hakkında hiç bir bilgisi olmayanların işine yarayabilir. Yazar yoz tasavvufu gerçeğinden ayırt ederken neye dayandığını anlamadım. Sözgelimi "rabıta, fena, vecit, keşif ve keramet tasavvuf değildir" deyince o zaman tasavvuf nedir diye sormak gerekiyor. Çünkü bugün tasavvufu anlatma iddiasında olan her yayında bunların en az biri tasavvufun bileşeni olarak var. Yazarın şehit sufiler dediği kişilerin aktardığı yaşamlarına bakınca bu kişilerin yalnızca iyi
Kur’an Verileri Işığında Tasavvuf ve Tarikatlar (2 Kitap Takım)Yaşar Nuri Öztürk · Yeni Boyut Yayınları · 201420 okunma
BU KİTABI BAHÇENİZE EKİN VE MEYVE VERMESİNİ BEKLEYİN
10/10
·140 syf.··
2023 6. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2023 02:11
İlk incelememi hakkında yazmış olduğum Martin Eden kitabını, his dünyamda oluşturduğu havaifişekler eşliğinde ve son derece romantik bir ruh hali içersinde değerlendirmiştim. Fakat gelin görün ki hakkında yazmaya cüret ettiğim 2. kitap olan Yeraltından Notlar’ı, zihnimde yaptığı ihtilal girişiminin şaşkınlığı içinde inceleyeceğim.. O yüzden de benim için nisbeten çetin ve dikkat gerektiren bir süreç olacağını bilerek kolları sıvadığım bu işte, zaman zaman içerikte kaybolacağımı şimdiden öngörebiliyorum. Tıpkı kitabı okurken olduğu gibi. Ama işin eğlencesi de orada değil midir zaten? Dostoyevski’nin kitapta da dediği gibi; “Kim bilir belki de insanların yeryüzünde ulaşmaya çalıştığı tek gaye, bu gayeye ulaşma yolundaki daimi çaba…” Öncelikle gayet sıkıcı bulduğum ve olabildiğince kısa keseceğim kitabın içeriğini özetleme kısmından başlayacağım. Ki adet yerini bulsun. Kitabın 1. bölümü, kahramanın bazı temel varoluşsal meseleler (yaşamdan haz alabilmek ,anlam arayışı, tabiat kanunları vs.) hakkındaki düşündürücü yaklaşımını okuyucuya hitaben kendi kendine konuşur tarzda ifade etmesinden; 2. ve son bölümü ise 1. Bölümde bahsi geçen konuların, kahramanın yaşamındaki yansımalarını örneklendirecek bazı absürt olayların yine karakterin kaleminden tüm şeffaflığıyla aktarılmasından oluşmaktadır. Prosedür kısmını geçtiğimize göre artık Dostoyevski’ciğimin o güzel beyin kıvrımları, bizi Yeraltından Notlar kitabında ne tür bir fikir labirentine sokuyor, incelemeye başlayabiliriz. Her ne kadar o içinde kaybolmamızdan daha çok haz alıyormuşçasına yazsa da, gerçekten düşünmek ve anlamak isteyenler için kitaplarına nice gündoğumu saklı ufuklar gizlediğini söyleyebilirim. O yüzden lafı daha fazla uzatmadan hemen Yeraltı labirentine girelim ve orada saklı fikir tılsımlarını
İnsan ve Hayat
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,4bin okunma