Köroğlunun Kıratı daha yaşıyor. Her yıl Halep pazarında bir fıkara adama satılıyormuş. Dünyanın bütün pazarlarında satılıyormuş. Onu satın alan fıkara adamın evine de bolluk, bereket yağıyormuş.
'Allah'tan başka güç ve kudret sahibi yoktur. Veren de O'dur alan da... İlk de O'dur son da... Kızım, Allah'tan mağfiret dile ve sana yazmış olduğu kader ve kazadan razı ol . Senin baban artık şehid. Şehadet yolunun ne ilk yolcusu oldu ne de son yolcusu olacak . Doğrul ve ayağa kalk...'
Aziz, sıddık kardeşlerim!
Kastamonu'da ehl-i takva bir zât, şekva tarzında dedi:
"Ben sukut etmişim. Eski halimi ve zevkleri ve nurları kaybetmişim."
Ben de dedim: Belki terakki etmişsin ki,
nefsi okşayan
ve uhrevî meyvesini dünyada tattıran
ve hodbinlik hissini veren
zevkleri, keşifleri geri bırakıp, daha yüksek makama,
mahviyet
ve terk-i enaniyet
ve fâni zevkleri aramamak ile uçmuşsun.
Evet bir ehemmiyetli ihsan-ı İlahî; ihsanını, enaniyetini bırakmayana ihsas etmemektir.. tâ ucb ve gurura girmesin.
Kardeşlerim! Bu hakikata binaen, bu adam gibi düşünen veya hüsn-ü zannın verdiği parlak makamları nazara alan zâtlar, sizlere bakıp içinizde mahviyet ve tevazu ve hizmetkârlık kisvesiyle görünen şakirdleri âdi, âmi adamlar görür ve der:
"Bunlar mı hakikat kahramanları ve dünyaya karşı meydan okuyan? Heyhat! Bunlar nerede, evliyaları bu zamanda âciz bırakan bu kudsî hizmet mücahidleri nerede?"
diyerek dost ise inkisar-ı hayale uğrar, muarız ise kendi muhalefetini haklı bulur.
Said Nursî
Şualar - 317