Ekonomide devletçilik adına bazı yeni önlemler alan hükümet, bu önlemleri anayasaya ve parti programına da ekledi. 1931 yılında devletçilik, diğer beş ilkeyle birlikte CHP programına da girdi. 1935 yılında Kemalizm adıyla adlandırılan program, 1937’de Anayasa’ya da eklendi. Böylece kendisini devlet partisi olarak ilan eden CHP, devletçilik adı altında otoriter bir rejim benimseyerek âdeta bir dikta yönetimine dönüştü.
Üstelik polis, savcının denetiminden çıkarılıyor, suç işleyen polis hakkında kovuşturma yapılabilmesi vali ve bakanın taktirine bırakılıyordu. Bir polis, arama gerekçesiyle bir eve girebilir, evdekileri vurabilir ve eğer vali ve bakan izin vermezse, savcı o polisi sorguya bile çekemezdi! Böyle bir siyasal düzen, “cici demokrasi” bile değil, apaçık bir polis devleti idi.
Ya yalancı paradoksuna (Entscheidungsproblem) çözüm üretebilecek bir makine olsaydı, ne olurdu? İşte bu, en nihâyetinde bilgisayara dönüşen fikrin tohumuydu.