'Tanıdığım en inatçı çocuksun sen UMUT. Şu haline bak! Kolun, bacağın kırık, kalbin hep alçıda ama uslanmıyorsun. Her dönümde, her başlangıçta bir şekilde sızıp geliyorsun yanıma. Bir süre sonra diğerleri söve döve kovmak istese de sen inadından, alıştığından vazgeçmiyorsun.'
Yaşadığımız zorluk psikolojikse eğer pek görünmez kolu bacağı alçıda insandan beklemediklerini bizden beklerler bizim o insanlardan daha zor hareket edebileceğimizi düşünemezler çoğu zaman
Yaşadığımız zorluk psikolojikse eğer, pek görünmez. Kolu bacağı alçıda insandan beklemediklerini bizden beklerler. Bizim o insanlardan daha zor hareket edebildiğimizi düşünmezler çoğu zaman.
Yaşadığımız zorluk psikolojikse eğer, pek görünmez. Kolu bacağı alçıda insandan beklemediklerini bizden beklerler. Bizim o insanlardan daha zor hareket edebildiğimizi düşünmezler çoğu zaman.
Zaten Paris, kimilerinin sandığı gibi, neşeli bir yer değildir her zaman. Açlıktan ölen evsiz barksızlar vardır orada. El kol hareketleri yaparak, sokaklarda kendi kendine konuşan, yapayalnız kederli ihtiyarlar vardır orada. Kırılan bacağı alçıda, kaldırıma çökmüş, göğsüne dayadığı kartona “sandviçinizin yarısını bana verin; açım” diye dilenen gençler vardır orada. İkide birde, birileri nehre atlar. Kimi zaman kurtarılır, kimi zaman kurtarılamaz.