Kitabı elime aldığım andan itibaren böyle bir şeyle karşılaşacağımı hiç beklemiyordum. İçerisinde güçlü bir ilkellik, cinsellik ve kısmen vahşilik barındırıyor. Aniden vejetaryen olmaya karar veren Yonğe'nin hikayesini üç ayrı bölümden okuyoruz, biri kocasının, diğeri eniştesinin, öbürü ablasının ağzından. Beni başta heyecanlandırsa da üçüncü bölüm ve bitişi anlamsız ve vasat geldi. Öbür yandan yazarın dilini pek beğenmedim, biraz abartılmış gibi geldi bana.
Yalnızca Yonğe'nin iç dünyasını anlamak, sanat ve cinselliği birleştirmek ve bunu toplumsal normları çiğneyerek, ahlaksızlık denilecek şekilde yapmak etkileyiciydi ama çok daha iyi bir son hakediyordu. VejetaryenHan Kang
Bu serinin yeri her zaman çok ayrı olacak. Beni hem rahatlatan hem de üzen bir havası var. Twilight okuduktan veya izledikten sonra bir süre kendime gelemiyorum, bir anda 17 yaşındaki o halime dönüyorum. Gerçeklikten koparıyor gerçekten, bir miktar melankolik hissettiriyor, biraz mazoşistik olmasına karşın çok etkileyici bir aşk hikayesi bu ve gerçek hayatta böyle bir şeyin olamayacağını bilmek insanı biraz üzüyor. Geneline baktığında klasik bir vampir/kurtadam kurgusu ama yazıldığı dönem ve etkisiyle tamm bir kült. Tabiki okurken saçma gelen yerler oluyor, özellikle Bella'nın ergenlikleri, ama yine de sonunu bildiğim halde elimden düşüremiyorum. Kitap filminden çok çok daha iyi. Olaylar filmde olduğu gibi hızlı geçiştirilmiyor. Örneğin Edward ve Bella'nın ilişkisi hızlıca oldu bittiye gelmiyor veya Alice ve Carlisle'ın vampir olma hikayesi, her bir vampirin neden farklı özel güçleri olduğu gibi filmde bahsedilmeyen detaylar da kitapta anlatılıyor. Filmi kitabından kesinlikle çok çok daha iyi. Filminde team Jacob kitabında team Edward 我艹 Alacakaranlık