Çoğu insan görünmenin peşinde, var olmanın değil.
#Söyleşi / Medya Haberci Serhat Kaya Nadide Adalet Serhat Kaya: “Toplum, empatiyi unuttu; ben yazarak hatırlatıyorum.” Türk edebiyatının yükselen yıldızlarından, tiyatro kökenli ödüllü yazar Serhat Kaya, sahne ışıklarından kitap raflarına uzanan anlamlı bir yolculuğun mimarı. Yazarın, Zülfü Livaneli'nin "Serhat Kaya romanları, kendilerini zevkle okutmanın yanı sıra yerellikten çok genel insan davranışlarının izini sürerek edebi bir panorama yaratıyor" sözleriyle taçlanan eserleri; Yeniden Sen, Umursama, Azad, Azınlıkta Kaldık, Renkli Rüyalar, Katarsis, Bekleme Odası ve son olarak Mahsa Amini'ye ve öldürülen tüm kadınlara ithaf ettiği Nadide Adalet ile okurların ruhuna dokunuyor. Geçtiğimiz yıl, Baykuş Edebiyat Dergisi Yılın Romanı, Kitapyurdu En İyi 4. Roman, Türkiye Okur Ödülleri Anı-Deneme Yılın En İyi 2. Kitabı gibi daha birçok farklı ödülle süslenen edebiyat kariyerinde, deneme türünden romana uzanan yazın yelpazesiyle toplumun nabzını tutan Kaya, Tüyap ve Antalya Kitap Fuarı gibi ulusal etkinliklerde davet edildiği söyleşilerle kitap severlerin ilgiyle takip ettiği bir entelektüel. Medya Haberci olarak, yazarın kaleminden dökülenleri ve topluma dair konuları kendisinden dinledik. Serhat Bey, yazma yolculuğunuz tiyatro sahnesinden nasıl romanlara evrildi? Bu geçişte en büyük ilham kaynağınız neydi? SK: Henüz 17 yaşında merhaba dediğim Tiyatro, bana her zaman insan ruhunun en ham halini gösterdi; 40 farklı şehirlerde, 900’den fazla kez sahnede onlarca karakteri yaşadım. Başta Uğur Yücel, Savaş Dinçel, Ali Poyrazoğlu gibi daha birçok ustayla geçen özel yıllar, benim için çokça öğretiyle bezeli oldu diyebilirim. Yazmak, tiyatro oyunları ve film senaryolarıyla hep vardı ama bir kitabın sayfaları arasından okura ilk merhabam 2018’de Yeniden Sen adlı kitabımla başladı ve
1000k
Sanatın ve Edebiyatın Kalbinde Ödüllü Bir Yazar Serhat Kaya
Sağlık TV Net olarak, edebiyat dünyasının yükselen yıldızlarından, ödüllü yazar Serhat Kaya ile gerçekleştirdiğimiz keyifli söyleşinin detaylarını sizlerle paylaşıyoruz. Kaya’nın eserleri, sadece edebiyatseverlerin değil, aynı zamanda ruhsal ve zihinsel sağlığına önem veren okurların da ilgisini çekiyor. Yazarın kitapları, kazandığı ödüller ve edebiyat ile sanatın insan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri üzerine yaptığı derinlikli yorumlar, bu söyleşiyi unutulmaz kıldı. Serhat Kaya’nın Edebiyat Yolculuğu ve Eserleri Serhat Kaya, İstanbul’un sanat kokan mahallesi Cihangir’de dünyaya geldi. 90’ların sonlarında, tiyatro ve sinema sanatlarının usta ismi Uğur Yücel ile tanışması, onun sanat yolculuğunda dönüm noktası oldu. Bu tanışma, Kaya’yı Eski Yeşil sahnesine taşıdı ve buradan sonra Savaş Dinçel ile Ali Poyrazoğlu gibi efsanevi isimlerle yolunun kesişmesi, tiyatro tutkusunu perçinledi. Aldığı Konservatuvar eğitimiyle bu alanda sağlam bir temel edinen Kaya, kendi yazdığı tek kişilik oyunlar ve toplu oyunlarda rol alarak ülkemizde 44 farklı şehirde 900’den fazla kez sahneye çıktı. Bu yoğun sahne deneyimi, onun insan ruhunu ve duygularını derinden anlama yeteneğini de güçlendirdi. Tiyatro kariyerinin ardından televizyon ve sinema için yazdığı metinler ve senaryolarla kalemini farklı bir alanda konuşturan Kaya, 2018 yılında ilk kitabı Yeniden Sen ile edebiyat dünyasına güçlü bir giriş yaptı. Bu eser, onu okurlarla buluşturan ilk adım olurken, sonrasında Umursama (2020), Azad (2020), Azınlıkta Kaldık (2022), Renkli Rüyalar (2023), Katarsis (2024) ve Bekleme Odası (2024) gibi eserlerle edebiyat dünyasında adından sıkça söz ettirdi. Her bir eseri, derin duygusal anlatımı ve insan ruhuna dokunan temalarıyla okurlarda iz bıraktı. Kaya’nın son kitabı Bekleme Odası, 2024
Alıntı
Reklam
Genel İstek Üzerine
"20 yaşında ben, 35 yaşımda ben, 40 yaşımda ben ve bugünkü ben dördümüz. Birden yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturttum. Kırk yaşımın karşısına da, ben geçtim. Yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu. Kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi. Yatıştırayım dedim. “Sen karışma moruk” dediler. Büyük hır çıktı. Komşular alttan üstten duvarlara vurdular. Yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı." (Ali Poyrazoğlu)
Ali poyrazoğlu'nun "Davet" adlı şiiri 20 YAŞ 35 YAŞ 40 YAŞ VE BUGÜN-KÜ BEN -Şunları bir araya toplayayım. Bir güzel muhabbet edelim- diye düşündüm. Mutfak işinden de anlarım. Donattım sofrayı. Bayağı uğraştım. Hepsinin, ayrı ayrı ne yemekten, ne içmekten hoşlandığını iyi bilirim. Bayağı da para gitti. Birinin yediğini öbürü yemez. Ötekinin içtiğini beriki içmez. Dört kişilik sofra kurdum. Mumları da yaktım. Bak hepsi, Erick Satie severdi. Hatırladım. Müziği de ayarladım. Geldiler. 20 yaşında ben, 35 yaşımda ben, 40 yaşımda ben ve bugünkü ben dördümüz.
Ali Poyrazoğlu'nun "Davet" adlı şiiri 20 YAŞ 35 YAŞ 40 YAŞ VE BUGÜN-KÜ BEN -Şunları bir araya toplayayım. Bir güzel muhabbet edelim- diye düşündüm. Mutfak işinden de anlarım. Donattım sofrayı. Bayağı uğraştım. Hepsinin, ayrı ayrı ne yemekten, ne içmekten hoşlandığını iyi bilirim. Bayağı da para gitti. Birinin yediğini öbürü yemez. Ötekinin içtiğini beriki içmez. Dört kişilik sofra kurdum. Mumları da yaktım. Bak hepsi, Erick Satie severdi. Hatırladım. Müziği de ayarladım. Geldiler. 20 yaşında ben, 35 yaşımda ben, 40 yaşımda ben ve bugünkü ben dördümüz.
ALİ POYRAZOĞLU ABİ İLE BİR ANIM
Ali Poyrazoğlu abi ile beraber yüz yüze tanışmadan yaşadığımız bir meseleyi anlatmak istiyorum. Kendisiyle bir ara Twitter'da beraber takipleşiyorduk. Sonra birazdan anlatacağım mesele oldu beni engelledi. Ama beraber yaşadığımız bu mesele şuan benim gözümü biraz daha açtı insanlara karşı. 28 yaşımda zor bela bir sevgilim oldu ama kız bayağı ruhlar âleminde, enteresan biriydi. Ben bazen evdekilerden ergen gibi çekinir yüzünü görmediğim Ali Poyrazoğlu abiye Twitter'dan anlatırdım. Oda torununu dinler gibi sabırla okurdu. Belki de okurken içinden küfrediyorda olabilirdi. Ali Poyrazoğlu abi her kızla anımı anlatınca cevaben yazardı "filan günü filan yerde tiyatro gösterim var. Sevgilinle senin adına biletin hazır gel izle" diye. Adam güzel insan ama benim sevgilim eksik etek. Kız canı sıkılınca beni psikolog gibi kullanıyordu. Bir şey oluyordu gidemiyorduk Ali abiye yazıyordum "abi kusura bakma şöyle şöyle oldu biz gelemeyeceğiz". İyi insan işte başka zaman bir şey oluyor yine sağ olsun yazıyordu "filan günü filan yerde tiyatro gösterim var sevgilini kap gel" ve yine aynı seranat olmuyor gidemiyoruz. Bir oldu iki oldu adam da peygamber evladı değil sonuçta. Engelledi beni kurtuldu. Ama Instagram'da cevap yazıyor. Şansa sevgilim yok. Ali abiyle aramı bir hayırsız bozdu 😉
Anı-Mektup-Günlük
Reklam
Reklam