Ve bir gün her şey bitti . O kadar basit o kadar katı bir şekilde bitti ki , ilk anda işin azametini anlamak benim için mümkün olmadı.
Yalnız biraz şaşırdım hayli üzüldüm; fakat bu hadisenin hayatım üzerinde bu kadar büyük, bu kadar değişmez bir tesiri olacağını düşünmedim.
Julia da Winston da yaşamakta olduklarının uzun sürmeyecegini farkindaydilar. , bu gerçek hiç akıllarından çıkmıyordu. Yaklaşan ölüm gerçeğinin yattıkları yatak kadar somut göründüğü zamanlar vardı , işte o ölümün eşiğinde son bir zevk anını yasamak isteyen lanetli bir ruh gibi çaresiz bir duyguyla birbirlerine sarılıyorlardı. Ama zaman zaman yalnızca güvende oldukları değil bu ilişkinin hiç bitmeyeceği yanilsamasina da kapilmiyor değillerdi .ikisi de bu odada bulundukları sürece başlarına hiç bir gelmeyeceğini sanıyordu. Buraya ulaşmak hem zor hem de tehlikeliydi ama bu oda onlar için bir sığınaktı.
Kirlangic Kimsiniz ?
Heykel , Ben mutlu prens.
-Öyleyse niye ağlıyorsunuz ? Beni sırılsıklam ettiniz .
Heykel; ben hayattayken, daha yüreğim insan yüreğiyken gözyaşı nedir bilmezdim . çünkü kapısından üzüntünün giremediği Şans souci Sarayında otururdum. Gündüzün arkadaşlarımla bahçede oynar , akşamlarında büyük salonda dansın başına geçerdim, bahçenin tarafını saran pek yüksek duvar vardı. Ama ,onun gerisinde ne olduğunu sormayı aklıma getirmezdim.. çevremde her şey o kadar güzeldi ki ... buyrugumdakiler bana mutlu prens derlerdi. Doğrusu mutluydum da eğlence mutluluksa ... işte böyle yaşadım böyle öldüm. Artık ölüyüm diye beni buraya boyle yükseğe diktiler .
Şimdi ülkemin bütün çirkinliğini olanca düşkünlüğünu görüyorum. Yüreğim kursundan olduğu halde elimden ağlamaktan başka bir şey gelmiyor .