Hayatımda okuduğum en etkileyici kitapların başında geliyor diyebilirim . anlatılan o kaotik dünyanın bir gün gerçekleşeceği endişesi değil de acaba gerçekleşti mi endişesiyle okudum her cümleyi.
George Orwell tarafından kaleme alınan alegorik bir politik romandır. Hikâyesi distopik bir dünyada geçer. Distopya romanlarının ünlülerindendir.
George Orwell’in 1984 için ilk olarak düşündüğü başlık, The Last Man in Europe- Avrupa’daki Son Adam’dır. Bunun sebebi, belki de, yazarın siyasi eleştirilerin yanı sıra, insanlığın bir eleştirisini yapmak ve *insan olmak ne demektir? Sorusunu sormaktır. Çünkü roman boyunca apaçık bir biçimde robotlaşmış, tekdüze bir toplum yaşayışından bahsedilmektedir.
Baş kahraman Winston Smith, bu mihaniki yaşayışın içerisinde hem ruhen hem de bedenen sıkışmış bir haldedir ve roman boyunca bir kaçış, kurtuluş arayışındadır.
Kurtulmak istediği şey, tam olarak, insan doğasına aykırı olan bir hayat tarzıdır. Bu yüzden de bir yandan eskiden insanların nasıl yaşadığını merak eder, diğer yandan da gelecekte, Parti proleterler tarafından yıkıldığında hayatın tekrar iyiye, güzele doğru evrileceğinin hayalini kurar.
Var olduğuna inanılan fakat kimsenin tanımadığı Büyük Birader'e inanmak, onu koşulsuzca sevmek ve kurallarına uymak temel amaç. Kurallara uymayıp bir suç işlediyseniz eğer ortadan kaldırılıyor yani buharlaştırılıyorsunuz. Kitabın ana karakteri Winston bu durum karşısında ne düşünüyor, ne çabalar veriyor ve sonucunda neler yaşıyor?
Sanki kafalarının içindekiler gözlerinden geçerek birbirine akıyordu..
Özgürlük, iki kere ikinin dört ettiğini söyleyebilmektir..
Birini seviyorsan gerçekten severdin, verecek başka hiçbir şeyin yoksa bile sevgin yeterdi...
Ama amacınız hayatta kalmak değil de insan kalmak..
...Bize duymak istediklerimizi