Sardalye Sokağı, Amerika'nın Kaliforniya eyaletindeki Monterey kasabasının Sardalye Sokağı adlı bölgesinde yaşayan sıradan insanların hikâyesini anlatır.
Romanın merkezinde, iyi kalpli fakat biraz dağınık ve işsiz güçsüz bir grup insan ile onların dostu olan biyolog Doc bulunur.
Mack ve arkadaşları, Doc'un kendileri için yaptığı iyiliklere karşılık ona teşekkür etmek isterler.
Bu amaçla Doc için bir kutlama düzenlemeye karar verirler.
Ancak iyi niyetle yaptıkları ilk parti büyük bir karmaşaya dönüşür ve Doc'un laboratuvarı zarar görür.
Bunun üzerine hatalarını telafi etmek isteyen grup, daha iyi bir kutlama hazırlamak için yeniden çalışır.
Roman boyunca John Steinbeck, yoksul ama birbirine bağlı insanların dostluğunu, dayanışmasını ve hayatın küçük mutluluklarını anlatır.
Büyük olaylardan çok karakterlerin günlük yaşamları, umutları ve ilişkileri ön plandadır.
sıradan insanların sıcak ve samimi dünyasını mizahi bir dille anlatır.
Olay örgüsü sade olsa da karakterlerin içtenliği ve insan ilişkilerinin gerçekçiliği eseri etkileyici kılar...
İntibah, romanın başkahramanı Ali Bey, varlıklı ve iyi yetişmiş bir gençtir.
Bir gün Çamlıca'da Mahpeyker adlı güzel fakat kötü şöhretli bir kadınla tanışır ve ona âşık olur. Mahpeyker'in gerçek yüzünü öğrenen Ali Bey, annesinin de etkisiyle ondan uzaklaşır...
Daha sonra Ali Bey'in hayatına son derece iyi niyetli ve temiz kalpli bir genç kız olan Dilaşub girer.
Ali Bey zamanla Dilaşub'a bağlanmaya başlar.
Ancak Mahpeyker, Ali Bey'in kendisini terk etmesini hazmedemez ve intikam almak için çeşitli entrikalar kurar.
Dilaşub'a iftiralar atarak Ali Bey ile arasını bozmaya çalışır.
Mahpeyker'in oyunları sonucu Ali Bey büyük yanlışlar yapar ve Dilaşub'a haksızlık eder.
Gerçekler ortaya çıktığında ise artık çok geçtir.
Mahpeyker'in hazırladığı tuzaklar trajik olaylara yol açar; Dilaşub hayatını kaybeder, Mahpeyker de ölür.
Ali Bey ise büyük bir pişmanlık ve acı içinde kalır.
İntibah, gençlik heyecanlarıyla yapılan yanlış seçimlerin sonuçlarını anlatan bir romandır. Mahpeyker kötülüğü ve tutkuyu, Dilaşub ise masumiyeti ve iyiliği temsil eder.
Eser, okuyucuya dış görünüşe aldanmamak ve doğru kararlar vermek gerektiği mesajını verir...
Yukarı Mahalle, Büyük Buhran yıllarında Kaliforniya'nın Monterey kentinde yaşayan yoksul ama neşeli insanların hayatını anlatır.
Romanın merkezinde, savaş dönüşü eline iki ev kalan Danny bulunur.
Danny, maddi açıdan zengin değildir; hatta çalışmaktan çok arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi seven bir adamdır.
Ancak büyükbabasından kalan iki evi miras alınca çevresindeki insanlar için bir çekim merkezi hâline gelir...
Danny'nin evlerinden biri zamanla evsiz, işsiz ve toplumun dışına itilmiş arkadaşlarının buluşma noktası olur.
Pilon, Pablo, Jesus Maria, koca Portekizli joe ve Korsan gibi karakterler burada yaşamaya başlarlar.
Bu insanlar çoğu zaman açlık, yoksulluk ve işsizlikle mücadele ederler; fakat dostlukları sayesinde hayata tutunurlar...
Roman boyunca karakterler sürekli küçük maceralar yaşarlar:
➤Kira ödememek için çeşitli planlar yaparlar.
➤Şarap bulmak için komik yöntemlere başvururlar.
➤Birbirlerine yardım ederken bazen başlarını belaya sokarlar.
➤Yoksulluk içinde olsalar da paylaşmayı ve dayanışmayı sürdürürler...
Romanın en etkileyici bölümlerinden biri Korsan adlı karakterin öyküsüdür.
Korsan, köpekleriyle yaşayan saf ve iyi kalpli bir adamdır.
Uzun süre para biriktirerek Aziz Francis'e adakta bulunmak ister.
Arkadaşları başlangıçta onun parasını kullanmayı düşünseler de sonunda onun inancına saygı gösterirler.
Bu bölümde, insanın içindeki iyilik ve samimiyet temasını öne çıkarır...
Danny ve arkadaşları toplumun "başarılı" insanları değiişler
Düzenli işleri, kariyerleri veya büyük hedefleri yoktur.
Buna rağmen aralarında güçlü bir dostluk bağı vardır.
John Steinbeck, onların yaşamını mizahi bir dille anlatırken aslında modern toplumun değerlerini sorgular.
Roman, paranın değil dostluğun insanı mutlu edebileceği fikrini işler...
Bir gece yaşanan trajik bir olay sonucunda Danny
Bitmeyen Kavga, 1930'ların Büyük Buhran döneminde, Amerika Birleşik Devletleri'nin Kaliforniya eyaletindeki bir meyve vadisinde geçer.
Temel olarak, kapitalist toprak sahiplerinin acımasız sömürüsüne karşı örgütlenen ve greve giden mevsimlik meyve işçilerinin mücadelesini konu alır...
Hikaye, hayatında bir amaç arayan ve sisteme karşı öfkeli olan Jim Nolan adındaki genç bir adamın "Parti"ye katılmasıyla başlar.
Jim, deneyimli bir örgütçü olan Mac McLeod ile tanışır ve onun yanında adeta bir çırak gibi yetişmeye başlar...
Vadideki büyük toprak sahipleri elma toplayan mevsimlik işçilerin zaten düşük olan yevmiyelerini daha da düşürme kararı alır.
Açlık sınırındaki işçilerin bu çaresizliğini gören Mac ve Jim, işçileri bir araya getirerek büyük bir grev dalgası başlatır...
Grev başladığında işler iki taraf için de oldukça kanlı ve acımasız bir hal alır.
Toprak sahipleri polisi, yerel çeteleri, basını ve ellerindeki tüm finansal gücü kullanarak işçileri ezmeye çalışır.
İşçiler ise açlıkla, barınma sorunlarıyla ve kendi içlerindeki güvensizliklerle boğuşur...
Kısacası;
Bitmeyen Kavga, emeğin, sömürünün, sınıf çatışmasının ve ne pahasına olursa olsun pes etmeyen insanların evrensel hikayesini dile getirmiştir...
Bitmeyen KavgaJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 20167,6bin okunma
Kırmızı Pazartesi, işleneceği önceden bilinen bir cinayetin hikâyesini anlatır.
Kırmızı Pazartesi, herkesin önceden bildiği fakat kimsenin engelleyemediği bir cinayet üzerinden toplumun ortak sorumluluğunu sorgulayan bir romandır.
Kasabada yaşayan Santiago Nasar, bir sabah öldürülecektir.
İkiz kardeşler Pedro ve Pablo Vicario, kız kardeşleri Angela Vicario'nun namusunu kirlettiğini düşündükleri Santiago'yu öldürmeye karar verirler.
Bu kararı neredeyse bütün kasaba önceden öğrenir.
Herkes cinayeti engellemeye çalıştığını düşünür ya da bir başkasının engelleyeceğine inanır; ancak çeşitli yanlış anlamalar ve ihmaller yüzünden kimse başarılı olamaz...
Roman, yıllar sonra olayın tanıklarıyla yapılan görüşmeler üzerinden ilerler.
Okuyucu daha ilk sayfalarda Santiago'nun öleceğini öğrenir;
merak unsuru "katil kim?" değil,
"Bu cinayet neden engellenemedi?" sorusudur...
Gabriel Garcia Marquez, bu romanda bir cinayeti gazeteci titizliğiyle anlatırken toplumun sessizliğini eleştirir.
Akıcı dili ve farklı tanıkların anlatımları sayesinde olayın birçok yönü ortaya çıkar...