Ali Çift

Ali Çift
@aliciift
Öğrenci
İzmir/Muğla
2 Temmuz
140 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
BİR ŞAHESER
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2025 01:45
Nazım Hikmet RanNazım Hikmet Ran’ın gözünde Türk edebiyatının ilk realist hikayecisi ve romancısı olan yazarımızın yazdığı üç romandan ikincisidir. Sabahattin AliSabahattin Ali’nin sosyalist düşünceyi benimsediği dönemde yazdığı kitap, Hüseyin Nihâl AtsızHüseyin Nihâl Atsız’ın içeriğinde kendisinin hedef gösterildiğini düşünmesiyle birlikte aralarındaki dostluğun bozulmasına yol açmıştır. Atsız’ın Ali’yi Orhun dergisinin 1 Nisan 1944 tarihli sayısında vatan haini olarak ilan etmesi üzerine mahkemelik olmuşlardır. Kitaptan bazı pasajlar Ali’nin aleyhine kullanılmak amacıyla okunmuş olsa da dava, Atsız’ın altı aylık hapis cezasına çarptırılmasıyla sonuçlanmıştır. Daha sonraki zamanlarda Atsız cevap olarak İçimizdeki Şeytan, En Sinsi Tehlike, Hesap Böyle Verilirİçimizdeki Şeytan, En Sinsi Tehlike, Hesap Böyle Verilir adlı kitabı yazmıştır. Akıcı bir anlatıma sahip olan roman, Ömer, Macide ve Bedri’nin içlerindeki şeytan, yani iradesizliklerinin, aralarındaki ilişkilere olan etkisini bize tanıklık ettiriyor. Kitap, ilk başlarda karakterlerin geçmişlerini anlatarak başlıyor ve 3-3,5 aylık bir süreci kapsıyor. Ömer zeki, istekli, istikrarsız ve kararsız; Macide ise zeki, oturaklı hayatından ödün vermeyen duygusal bir insandır. Bedri zeki, gereksiz konuşmayan, efendi bir tiplemedir. Türk halkındaki entelektüel insanları yansıtır. Roman Anadolu’daki köylüden aydınlara, eğitimin durumundan devlet dairesindeki usulsüzlüklere kadar her yere dokunuyor. Kendini entelektüel olarak göstermeye çalışan insanların kolay para kazanma isteğinin nasıl onları başkalarının eline düşürdüğünü, şaşaalı kelimeler kullanmanın bazen kendi yetersizliklerini örtmekten başka bir anlam ifade etmediğini görüyoruz. Bazı sayfalarda karakterlerin yaptığı konuşmaların şiirselliği karşısında
1000Kitap
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bir mevcudiyet sorgusu
9/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2024 8. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2024 18:41
İspanyol yazar Miguel de Unamuno, ülkesinin siyasetinde rol oynayan ve toplum tarafından saygı duyulan birisidir. Olaylara karşı sessiz kalmanın o olayları onaylamak ile aynı anlama geldiğini savunan ve bu düşüncesiyle İspanya’nın iyiliği için yaptığı açıklamalar sonucu zamanın rejimi tarafından (toplumun tepkisinden de korkularak) ev hapsine çarptırılmıştır. Kısa bir süre sonra ise gizemli bir şekilde evinde ölü bulunmuştur. Eserlerinde genellikle varoluşçuluk konusunu işlemiştir. Yazarımızın ‘nivola’ olarak adlandırdığı türdeki kitabımız hali vakti yerinde, eli yüzü düzgün olan ana karakterimiz Augusto Perez’in sokakta gördüğü bir kıza aşık olduktan sonra aşk hayatında yaşadığı gelişmelerin güçlendirdiği belirsizlik duygusunun sise benzetilerek ele alınmasıyla oluşuyor. Olaylar ve psikolojik yaklaşımlarla başlayan nivolamız gitgide felsefi diyaloglara dönüşmeye başlıyor. Yazar varoluş felsefesi sorgulamasını dördüncü duvarı yıkıp ana karakter ile tartıştıktan sonra ön söz ve son sözü de kitaptaki yan karakterlere yazdırarak sorgunun sınırlarını zorluyor. Çevremizdeki insanların fikirlerine fazla kulak asarak ve yeri geldiğinde kendimizi onlara kanıtlamaya çalışarak düştüğümüz durumu bir kez daha görüyoruz kitapta. Karakterimizin evlilik hakkında yaşadığı sıkıntılarla doğru orantılı bir şekilde çevresinde konuştuğu her konunun evliliğe gelmesinin bunaltıcılığını da güçlü bir şekilde hissediyoruz. Eğer psikoloji ve felsefe kitapları okumayı, varoluşunuzu sorgulamayı seviyorsanız kesinlikle sizlere önerdiğim bir kitap. İncelememi okuduğunuz için teşekkür eder ve iyi okumalar dilerim.
1000Kitap
SisMiguel de Unamuno · Olvido Kitap · 20186bin okunma
Jane Eyre
8/10
·632 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2024 00:00
Kadın yazarların ciddiye alınmadığı zamanlarda Charlotte Brontë’nin bir erkek adı altında çıkan ilk iki romanının birincisidir. Birçok insan tarafından kadın hak ve özgürlüklerini savunan ilk roman olarak kabul edilir. Bu savunma, kitabın yayımlandığı zamanın İngiltere’sinin perspektifinde Charlotte Brontë’nin kaba, ahlaksız görülmesine ve devrimci olarak suçlanmasına yol açmıştır. Kitap, adını aldığı Jane Eyre denen çalışkan, çok güzel olmayan bir kızın hayatında iz bırakan deneyimlerini bizi yormadan -geçmişe dönük samimi yorumlarıyla- akıcı ve anlaşılır bir dille kaleme almasıyla oluşuyor. Olay örgüsünün başarılı işlenişi birkaç satır veya sayfa sonrasında ne olacağını kestirememenin verdiği merak duygusu ile birleşince karakterlere olan bağlılık ve kitaba karşı olan heyecan seviyeniz artıyor. Hikaye, belirli noktalarda bana zorlama gelse de kitabın havasını bozmuyor. Toplum ve din baskısının insanlar üzerinde oluşturduğu etkinin bir raddeden sonra insanların hayatını olumsuz yönde etkilediğini, erkeklerin kontrolsüzlüklerinden dolayı kadınların belirli normlar altında yetiştirilmesi ve yargılanmasının saçmalığını bizlere yazıldığı dönemin şartlarını zorlayarak anlatıyor. Kitabı okurken beğendiğim bir cümleyi buraya bırakarak incelememin sonuna gelmek istiyorum.(https://1000kitap.com/gonderi/232482153) İncelememi okuduğunuz için teşekkür eder ve iyi okumalar dilerim.
Jane eyre
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202142,1bin okunma
Anna Karenina
9/10
Dostoyevski’nin ‘Çağımızın Avrupa Edebiyatı benzerlerinden hiçbirisinin kendisiyle boy ölçüşemeyeceği kadar kusursuz, mükemmel ve ölümsüz bir sanat eseridir’ diye bahsettiği kitap. 1870’li yılların Rusya’sının üst sınıfındaki insanların arasındaki ilişkileri anlatan eserimiz genel olarak baktığımızda aşk romanı olarak gözükse de yazarımız zamanının ekonomisi, devletin yürütülüş sistemi, savaşlar, din, toplumun dinamikleri hakkındaki düşüncelerini karakterler aracılığıyla bizlere aktarıyor. Kitaptaki karakterlerin kendi iç dünyalarında verdikleri savaşları, başkalarıyla olan ilişkileri size empati kurmanızı gerek bıraktırmayacak şekilde anlatılıyor. Bazen karakterlerin yaptıklarını onaylamasanız bile onların neler hissettiğini, bu hareketleri neden yaptıklarını anlıyorsunuz. Ancak bu uzun kitaptaki karakter sayısının çokluğu sizi zorluyor, bunun yanında bu karakterlerin her birinin isimlerinin uzun olması ve her karakterin isminin kısaltılmış halinin olması da cabası. Bazı çok önemli olmayan karakterler hakkında ayrıntı verilmesi benim canımın sıkılmasına sebep olsa da bunu sevenlerde olabilir. Okurken yaşamın sonunda ölüm olsa da yaşamak ve sevmekten vazgeçmememiz gerektiğini bir kez daha anladım çünkü hayatın bize ne zaman ne verebileceğini hiçbir zaman bilemeyiz.(#225261481) Zamanınızı ayırarak okuduğunuz için teşekkür ediyor ve iyi okumalar diliyorum.
Anna Karenina
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,5bin okunma
Hangi Körlük?
9/10
·331 syf.··
Beğendi
·
2023 6. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2023 23:45
Kitabın kapağını görüp ismini okuduğum ilk andan beri kafamda kurduğum senaryo ve yaptığım çıkarımların üstüne kitabın ilk sayfasında okuduğum “Bakabiliyorsan, gör. Görebiliyorsan fark et.” cümlesi ile beraber müthiş bir heyecana kapılarak okumaya başladım. İsminin akla gelen ilk anlamından da belli olduğu üzere ani ve belirtisiz bir şekilde kör olmaya başlayan insanların, körlüğün getirdiği bazı sonuçlar ile sonuçlar yüzünden alınan hükümet kararlarına, insanlığın hayvansal dürtülerine çabucak yenik düşmesinin sonuçlarına karşı verdikleri fiziki ve psikolojik mücadele anlatılıyor. Yazar bu mücadeleyi anlatırken sık sık modern yaşamdaki insanın düştüğü trajikomik halleri ve bu insanların hayatındaki çelişkili hareketleri akıllıca eleştirerek okurun yüzüne vuruyor. Vermek istediği mesajları ise kitabın geneline yayarak zihninize işliyor. Kitabın isminin akla gelen ikinci anlamı ise kitabın anlamındaki derinliği artırıp sizi sarsarak kafanızda birçok soru işareti bırakıyor. Kitabı okurken insanların yaşam tarzlarıyla ailelerine olan bağlılıklarının arasında her zaman doğrusal bir ilişkinin olmadığını, herhangi bir şeyin değerinin dönemin şartlarına göre ne kadar değişebileceğini anlıyorsunuz. Yazar kitap boyunca hiçbir karakterin ismini söylemeden onları birkaç sözcükle betimleyerek bizlere medeniyetin kalmadığı bir yerde isimlerin de işlevini yitireceği mesajını veriyor. Okurken ve okuduktan sonra bazı şeyleri sorgulamadan edemiyor ve sorguladıkça bataklığa çekiliyormuş gibi hissediyorsunuz. İlk başta duyduğum müthiş heyecanımın karşılığını aldığımı düşünüyorum. Zamanınızı ayırarak incelemeyi okuduğunuz için teşekkür ediyor ve iyi okumalar diliyorum. Son olarak kitapta hoşuma giden bir cümleyi buraya bırakarak sizin yorumlarınızı bekliyorum. “Kaybolmayın,
Körlük
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,8bin okunma