Korkma, iyi bir annesin!
Puan vermedi·208 syf.··
2026 2. kitabı
​Hepimizin duymaya en çok ihtiyacı olduğu cümle bu, değil mi sevgili anneler? Çocuklarımızı yetiştirirken en temel ve kritik konularda çelişkiye düşüyor; etrafımızdaki insanlardan yükselen binbir farklı "çatlak sesle" boğuluyoruz. ​İşte bu kitap, tüm o kafa karıştıran seslere bir son verirken içimize adeta su serpiyor. Üstelik işin uzmanı bir anne olan Saniye Bencik Kangal’ın o dostane anlatımıyla, tam bir sohbet havasında! ​Bu kitapla annelik serüvenimizin başında, yani hamilelik sürecimizde tanışacak kadar şanslıysak ya da minik yavrumuzun tüm ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra kendimize ayırabildiğimiz o kısıtlı, altın değerindeki zamanlarda; haydi, çaylarımızı veya kahvelerimizi tazeleyelim ve bu kitabı okuyalım ​İşte annelik serüvenimizin her aşamasına dokunan başlıklar: ​ Korkma! Kucakla Korkma! Güvenli Bağlanır Korkma! Ağlar Korkma! Kendine Zaman Ayır Korkma! Uyur Korkma! Alışır Korkma! O Bir Kaşif Korkma! Paylaşır Korkma! Tanısın Korkma! Bırakır Korkma! Tuvalete Alışır Korkma! Oyna Korkma! Teknolojiye Sınır Koy Korkma! Artık Okullu Oldu Korkma! Cevapla Korkma! Tekrar Oku Korkma! Sınır Koy Korkma! İletişim Engellerini Kaldır Korkma! Özgüveni Gelişir Profilimdeki linkten Instagram'a beklerim. Kitap incelemelerimin görsel ve video içeriklerini Instagram hesabımda paylaşıyorum.
Korkma! İyi Bir AnnesinSaniye Bencik Kangal · Elma Yayınevi · 20172,347 okunma
8/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 21:44
Çocuk zihni eksik bir yetişkin zihni değildir. Hep bu yanılgıya düşeriz. Çocuk zihni kendi içinde tutarlı, sezgisel ve derin yapıdadır. Biz yetişkinler çocukların merakını ve öğrenmeye olan açlığını genelde baltalarız. Sorularına hemen cevap veririz mesela. Doğru cevabı alan çocuk düşünmeye gerek kalmadığını öğrenir ve buna alışır. Aslında çocuğa cevap değil, alan ve zaman gereklidir. Çocuk, bizim sandığımız gibi, yönetilecek bir varlık değildir. Anlamamız gereken bir zihindir. Biz yetişkinler ne unutkan, ne kibirli yaratıklarız. Çocukluğumuzu unutuyoruz. Her şeyi bildiğimizi varsayıyoruz. Çocukluğu aceleye getirmeden onları gerçekten dinleyelim. Ailelere, eğitimcilere ve çocukla bağı olan herkese bu kitabı okumalarını öneririm.
Psikoloji
Çocuk Zihnini AnlamakSusan Engel · Okuyan Us Yayınları · 202179 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Deterministik Bir Dünyada Anlam Arayışı
Puan vermedi
Yabancı”nın okuyan herkese garip hissettiren bir yanı olduğu aşikar. Peki nedir bize yabancı gelen bu garip his. İlk izlenim olarak ana karakterimiz Meursault’un diğer insanlar gibi yaşayıp hissedemediğini hemen fark ederiz. Ancak hikaye ilerleyip derinleştikçe aslında Meursault’un hissetmediğini değil, hissettiklerinin ve başına gelenlerinin bir anlamı olmadığını düşündüğünü görürüz. Hatta ilk varsayımın aksine Meursault fiziksel çevresine, hava durumuna, gürültüye, aşırı duyarlıdır. Ancak bunların doğurduğu sonuçların kendi için bir anlamı olduğunu düşünmez. Zira ne bedeninin duyumlarını ne de fiziki çevresinin koşullarını kendi belirlemiştir. İnsanı diğer canlılardan ayıran şey bilincin bir sonucu olarak başımıza gelen şeylere “anlam” yükleme çabamızdır. Bu çaba; kaotik ve kaldırılması güç gerçekliğin indirgenmiş ve masum(yutulabilir) bir versiyon haline getirilmesidir. Meursault’ta bize garip gelen şey bilincinin bu temel “anlam” varsayımından mahrum olmasıdır. Hikaye ilerledikçe, kaderimizin ne kadar bizim dışımızdaki determistik süreçlerin bir çıktısı olduğunu görmeye başlarız. Hakikatin bu cilalanmamış, kaba saba halinde bizi ziyadesiyle rahatsız eden bir şeyler olduğunu hissederiz. Başımıza gelen büyük felaketlerin bile aslında ne kadar absürt denecek kadar tesadüfü olaylar silsilesi sonucu olduğunu anlatmak için idam kararının alındığı esnada şöyle söyler; __“Bütün iyi niyetime rağmen, bu kesin ve acı gerçeği kabul edemiyordum. Çünkü sonuçta, onu meydana getirmiş olan kararla o kararın bildirildiği andan itibaren değişmez bir şekilde birbirini kovalayan olaylar arasında gülünç bir orantısızlık vardı. Kararın saat 17'de okunacağına saat 20’de okunmuş olması ve büsbütün başka bir nitelikte de
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2012137,3bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 19. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 23:11
Sanırım bu zamana kadar okuduğum ve anlam vermek için epey zaman harcadığım kitaplar arasında ilk sıralarda yerini alır. Eserde bir olay örgüsünü geçtim, hangi duygunun üzerinde yoğunlaştığını anlamak bile çok zordu benim için. Çünkü birden fazla duygu var ve yaşanan olaylar o kadar kopuk ama bir o kadar da bir ki bağlam kurmak oldukça zahmet istiyor. Anlatıcı sürekli olarak farklı mekanlarda bulunuyor lakin biraz dikkat ettiğimiz zaman tasviri yapılan mekanların bir olduğunu görüyoruz. Yani yaşananlar hep bir yerde geçiyor ama anlatıcı öyle bir bilinç kaybı yaşıyor ki bunun farkına bile varamıyor. İmgeler sürekli olarak tekrar ediyor; kişiler, kurulan cümleler, var olan duygular ve mekanlar. Buradan anlıyoruz ki anlatıcı zaman ve mekan kavramlarını yitirmiş. Sürekli olarak anlattığı kişilerdeki kusurları öne sürüyor lakin bunları anlatırken iğrenmenin yanında garip bir haz ile onların yaptıklarını yapma eğilimi gösteriyor. Bu da bende, bahsettiği tüm kişiliklerin aslında kendisi olduğu izlenimini oluşturdu. Bahsettiği kişiliklerde sürekli olarak "kambur bir duruş" olduğunu vurguluyor; ben burada kamburluğun sebebini fizikselden ziyade ruhsal bir olayla bağdaştırdım. Hikayenin başında bir kadından bahsediyor ve sürekli olarak o kadının gözlerine odaklanıyor. Kadının bedeninin yaşıyor olmasına rağmen kurtlanıyor olması, çürüme belirtileri gösteriyor oluşu onun garibine gitmiyor; çünkü buradaki aslında bir kadın değil, hikayenin sonunda öldürdüğünü öğrendiğimiz karısının kendi üzerinde oluşturduğu "vicdan". Yani zannımca buradaki kadın metaforu aslında vicdan kavramı ile ilişkilendirilmiş. Ve dikkat ederseniz sürekli olarak kadının gözlerine odaklanıyor, onu unutmak istemiyor. Gözlerine bakarken rahatsızlığın yanında garip bir haz duyuyor. Nedenini anlamadığım bir
1000Kitap
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,7bin okunma
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 23:13
“ Gerçek ailemiz bizi dünyaya getirenler midir, yoksa bize kendimizi değerli ve güvende hissettirenler mi? “ Yeni bir kitapla geldim. İrlanda edebiyatının bu güzel eserine popüler kültür kölesi olmayayım derken biraz geç kalmışım maalesef. Hikayemiz, kalabalık ve yoksul bir ailede büyüyen, sevgi ve ilgi görmeye pek fırsat bulamamış küçük bir kız çocuğunun gözünden anlatılır. Bu kızcağızımızın adından hiç bahsedilmez kitapta. Annesi yeni bir doğuma hazırlanırken,babası onu yaz mevsimini geçirmesi için kırsalda yaşayan, ekonomik durumları onlardan daha iyi,uzaktan akrabaları olan çocuksuz bir çiftin (Kinsella'lar) yanına bırakır. Bu geçici transfer (emanetlik hali) başta ürkütücü görünse de, küçük kız bu evde daha önce hiç deneyimlemediği bir şeyle karşılaşır: Koşulsuz sevgi, şefkat, özen ve huzur. Yazar bunları bize o kadar basit, abartısız olaylarla aktarmış ki kitabın beni bu kadar etkilemesine şaşırmamak lazım. Bu sevgi küçük kızımıza rutin bir banyo ile, kahvaltıda paylaşılan bir dilim ekmekle ya da gezinti esnasında bir el tutma ile gelir. Başta yadırgar fakat sonra alışır ve ister hale gelir bu sevgiyi. Bu sebeple farkında olmadan kıyaslama yapar “gerçek” ailesiyle “emanet edildiği “ aileyi. Ancak bu sevgi kaynağı mükemmel görünen yuvanın da kendi içinde sakladığı, kelimelere dökülmeyen büyük bir kederi (bir yas hikayesini) vardır. Kinsella ailesinin tek çocuklarını trajik bir olayla kaybetmesi onlarda travma sebebi olmuştur. Başlangıçta küçük kızın üstüne titremeleri ve sevgilerini temkinli vermeleri hep kaybetme korkusundan kaynaklanır. Kitap hakkında daha fazla ön bilgi vermeden yazımı sonlandırıyorum. Ben kitabı çok beğendim kısa olmasına rağmen çok etkileyici bir eser. Canıgönülden tavsiye ediyorum. İyi okumalar.
1000Kitap
Emanet ÇocukClaire Keegan · Jaguar Kitap · 20258,2bin okunma
Puan vermedi·688 syf.··
2026 149. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 21:32
Fyodor Dostoyevski Suç ve Ceza “İnsan her şeye alışır, ne alçak bir yaratıktır insan.” Dostoyevski’nin Suç ve Ceza‘sı, yalnızca bir cinayetin hikâyesi değil; vicdanın, suçluluğun ve insan ruhunun derinliklerine yapılan bir yolculuk. Roman boyunca Raskolnikov’un zihninde dolaşırken onun iç çatışmalarına, korkularına ve kendini haklı çıkarma çabalarına tanıklık ediyoruz. Raskolnikov, benim için edebiyatın en karanlık karakterlerinden biri. Karanlığı, yalnızca işlediği suçtan değil; kendi düşünceleriyle verdiği amansız mücadeleden geliyor. Onu okurken bazen öfkeleniyor, bazen hak vermeye yaklaşıyor, bazen de vicdanının altında ezildiğini hissediyorsunuz. Dostoyevski’nin insan psikolojisini işleyişi hayranlık uyandırıcı. Kitabı bitirdiğimde aklımda olaylardan çok Raskolnikov’un iç sesi kaldı. Bazı karakterler okunup geçilir, bazıları ise insanın zihnine yerleşir. Raskolnikov ikinci gruptan.
1000Kitap
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2025194,3bin okunma