Alla beni pulla beni ve şarap aşkım
9/10
·202 syf.··
2023 87. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2023 17:15
Bazen aklım almıyor. Bütün bu büyük dehaların nasıl zamanında bu kadar ileri görüşlü olduğu, birden fazla alanla yetinmeyerek onlarca alanda ileri çıktığı…Büyük bir başarı. İşte Hayyam da öyle bir insandı. Öncelikle ben bu zamana kadar ağırlık olarak felsefe, bilim ve psikoloji gibi içeriklere inceleme yazdım. Çünkü çözümleyerek ve kitabın detaylı anlatılışını yazmayı tercih ediyorum. Ama bu sefer Varsayalımismail • İTC önerisiyle edebiyat konusunda yazmayı denemek istedim. Kendi tarzımla yani, çözümleyerek bol bol arşiv ve kaynak kullanarak sadece dörtlükleri değil bir bütünü inceleyeceğiz. Şimdiden söyleyeyim edebiyat alanında yazdığım ilk uzun inceleme olacak :) E hazırsanız başlayalım. Şarap deyince aklımıza gelen ilk isimlerden birisi Hayyam oluyor. Edebiyatla şarabı da birleştiren Hayyam’dır zira. Şarabı da Hayyamı da severim. İkisini bir arada okumak ise bambaşka bir haz gözümde. Çünkü bazı edebiyatlar tutkuyla yapılır. Biz bir nevi aşkla okuyoruz dörtlükleri. Şarap sevmek de bir aşktır. 1000 yıl kadar önce bu tür dehâların ortaya çıkabilmesine imkân tanıyan eğitim sistemleri vardı. Türlü türlü alanlarda epeyce başarı toplamış olan birisi. Astronomi, tıp, matematik, dini bilgiler, felsefe… Teoriler geliştiriyor ve hem de tüm dünya insanlarının dillerinde dolaşan şiirler yazıyor ve edebiyat dünyasında fırtınalar estiriyor. Eski bir arşiv kaynağı şöyle söylüyor Hayyam’ı anlatırken “XI. Yüzyıl da Selçuklu kültürünün dünyaya, bilim, sanat, kültür ve birçok açıdan örnek olduğu bir dönemdir. Büyük Selçuklu Devleti, Çin’den, Batı Anadolu dâhil bütün Ortadoğu ülkeleri, Akdeniz sahilleri, Kuzeybatı Afrika, Hicaz ve Yemen’den Rusya içlerine kadar yayılan hâkimiyetin, muazzam bir kültür ve medeniyetin temsilcisidir. İşte Selçuklu Hükümdarı Melikşah dönemi böyle bir çağdır ve bu
Edebiyat
DörtlüklerÖmer Hayyam · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202527,9bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2022 166. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2022 00:00
Bu kitap ile ilgili çok farklı düşüncelerim vardı. Her zaman hakkında okuyabileceğim şeylerden kaçındım. Sonunda gerçekten de hakkında hiç bir şey bilmeyerek okumuş oldum kitabı. Hayal ettiğim içerik bu değildi. Daha doğrusu böyle bir kitap olduğunu bilseydim şimdiye kadar bin defa okumuş olurdum. Muhteşem Gatsby ! Nasıl da "öylesine" saplantılı bir ruh hastasısın oysaki. Şimdilerde TV dizilerinde de hep aynı terane. Tuhaf tuhaf huyların adı psikolojik rahatsızlık olmuş. Herkes aşkı bir saplantı, birini "sevebilmeyi" ise yüksek bir erdem gibi görüyor. Bu kadar normal duyguların bile en uca çekildiği saçma sapan bir çağ bu çağ. Burada ne Gatsby anormal ne Daisy ne de Tom. Hepsi normal kendi hallerinde yaşayıp gidebilecek insanlarken rüya görmek istemişler: Amerikan Rüyası. Gatsby sen madem Daisy için ölüp bitiyordun neden gittin? Ölseydin. Daisy sen madem Gatsby için deliriyordun ne demeye evlendin sevmediğin biriyle? Ölseydin. Tom sen madem seni istemeyen karın için ağlayacaktın sonra, başka bir kadınla ne işin vardı? Ölseydin. Beyinsiz-midesiz takımı. Yani hepiniz aynı şeyin şeyisiniz. Aşk kim siz kim? Olmaz mı? Olur. İnsan bazen belli duyguların esiri olur. Kurtulmak ister, başaramaz. Bir an gelir görmek istemediği ne varsa gözüne görünür. İlk önce kabullenir olanı biteni, iyileşme ondan sonra başlar. İçinden çıkılamayacak hiç bir durum olmadığını biliyorum. Bir duygunun esiri iken ona hükmedecek hale gelebilir insan. Bunu çok iyi biliyorum ama bile isteye olan şeyleri asla ne anlarım ne de kabul ederim. Muhteşem Gatsby'nin filmi de varmış, izlemek istiyor muyum emin değilim. Bu "biri birinden gidince de sonra kıymete binince" bilmem neleri hiç ilgilimi çekmiyor. Tüm dizilerde, filmlerde görmek de bıktırdı. Bir de kitaplarda çıkmasa keşke. Geçmişe mazi derler
Edebiyat
Muhteşem GatsbyF. Scott Fitzgerald · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202527bin okunma
Reklam
Puan vermedi·637 syf.··
2019 1. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2019 12:33
Kitap; gençliğinde işlediği günahlardan arınmak için superman triplerine girip herkesi kurtaracağını sanan bir şapşiğin, hem yasalara hem de sosyal yaşamdaki bürokrasiye toslamasını dekor olarak kullanıyor. Sistem, çok büyük bir çoğunluğu mağdur ettiğinden; kahraman, elindeki ayrıcalıkları diğer insanlarla paylaşmaya çalışsa da eline geçen ne deve ne de kuş oluyor. Kurtarabildiğim kadar “deniz yıldızı”nı kurtarayım mottosu burada “yemiyor”. En beteri ise; haksızlıkları ortadan kaldırmak için, o haksızlıklarda “çark” görevi yapanlardan sürekli talepte bulunmak zorunda kalıyor. Kitabın önemli iki karakterinden biri olan, kadın mahkumun yaşadıkları aklıma Lars von Trier’in Dogville filmini getirdi. Zafı olan veya herhangi bir sebepten çaresiz olan kadını sömürme isteğinin evrenselliğinin tartışılmaz bir olgu olduğunu yine gördüm. Kitabın sonunun, filmin sonu gibi olmasını Cenab-ı Haktan niyaz etsem de, karşılık olarak, çoğunlukla bana söylediği şeyi tekrarlamakla yetindi: The God you have called can not be reached at the moment please try again. Suç ve ceza kavramlarını ( Dosto kadar olmasa da) eleştiriyor yazar. Dostoyevski ne kadar maximum-pesimist ise Tolstoy da bir o kadar marjinal-optimist. Hayatın değişkenliğine, yazılı kanunların kifayetsiz kalmasından dolayı son kararın “sakat bir doğaya sahip” insanoğluna bırakılmasının adaletsizliğinden bahsediyor. Haksızlıklara karşı hissiz hale gelen insanın, haksızlıkları hayatın doğal akışı olarak savunduğunun altını çiziyor. Diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da yazar, Hz. İsa’ya olan büyük sevgisini ve pasifist bir Hristiyanlık inancının gerçek yol olduğunu kitabın uygun yerlerine serpiştiriyor. Son olarak şunu da eklemek istiyorum. Baş karakterin, kadın mahkum için “serden geçer” bir hale gelmesi,
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,6bin okunma