“Yalnız bu mu? bir de, pençesine düşen yavrucaklara hür ve bağımsız düşünmeyi öğretmek var ki, bu da kolay kolay becerilecek bir iş değil.
Öyleyse? Öyleyse öğret ona üç, beş slogan, ki bu sloganların propagandası yapılmış olsun ve aziz vatanımızın ve yüce toplumumuzun ve mendebur halkımızın ancak bu sloganlarla kurtulabileceğine, kısacası, kutsallığa ancak onlar için çalışmakla lâyık olabileceğine inandır..
Alla, pulla devrimciliği.. devrimciliği "tıpatıp" Orta Çağ papalığının yerine koy.. ne diyorsunuz ona? buldum; bağnazlaştır, bağnazlaştır, engizisyonlaştır! Ki, çürütsün kendisine emânet edilen beyinleri.
Ve ilkokuldan üniversiteye kadar!..
“Ben bunu yaptım işte, aptal! Bir nesli çürütüyorum ve gelecek neslin önlenemez mahvını hazırlamış oluyorum: Veyl Devlet’e!..”
Ele pelek elden çıkan,
Sarı kızın sarısı.
Sarı koyunun derisi,
İndim gittim kulağına.
Kulağında bir arı,
Arı beni korkuttu.
Kulağını sarkıttı,
Alla gitsin, pulla gitsin,
Çek şunun birisini
"Barış Manço şarkıları gibi seviyorum seni. Bazen Sarı Çizmeli Mehmet Ağa gibi muzipçe, bazen Kol Düğmeleri gibi iç dağlayıcı ve bazen de Alla Beni Pulla Beni şarkısındaki bahar kalabalığıyla."
Beni cebimden ara, hırsızım ol
O tütün kırıntısı, o hüzün var ya
Onu bul, alla pulla
Cebimde sesinden ruj izi gibi bir şey
Kana dönüşür parmağıma ulaşınca
Cebim çalsa, hep upuzun bir ezan sesinin ortasındayım
Beni cebimden ara kansızım ol
Hepsi dışa dönük ortalığa saçılır
Parasızlığım, yalnızlığım, aşksızlığım
Bilen bilir de, gören görür de
Bir daha hiç arama, duyan olur..