Merhabalar, Ahî Aratoğlu’nun kaleme aldığı, ince görünmesine rağmen dolu dolu bir içeriğe sahip olan “Ruhum Mutlu Kal” kitabının yorumuyla geldim.
Otuz yedi ana başlıktan oluşan bu kitap; insanın iç dünyasına, sabrına, duasına, umutlarına ve hayata bakışına dair çok güzel düşünceler barındırıyor. “Duaların kabulü için ne yapılmalı?”, “Hayat neden zor?”, “Kalpteki herhangi bir üzüntü ve sızı geçer mi?”, “Evlilik kader midir?” ve “Hangi gökyüzünde insanlığımızı kaybettik?” gibi pek çok soru üzerinden hem kendimizi hem de yaşamı sorgulamamıza vesile oluyor.
Her bölümde ele alınan konu sade ve samimi bir dille anlatılıyor. Bölüm sonlarında ise Farah’a yazılmış kısa ama etkileyici notlar yer alıyor. Bu notlar, anlatılan konunun özünü farklı bir şekilde hissettiriyor. Mesela, “Allah insanı ne zaman mutlu eder?” başlığında, “Dua, Allah’a ulaşmak için yeryüzüne sığmayan muazzam bir yoldur.” diyor. Ardından bir sonraki sayfada, “Farah, bazen aniden bunaltır insanı bu hayat. Ne yap biliyor musun? Karanlıktan çıkan o ışığı bekleme; dışarı çıkıp gökyüzüne koşacaksın. Her gün diri bir umutla, daha gür bir heyecanla…” diyerek, umudu kaybetmeden yolumuza devam etmemiz gerektiğini hatırlatıyor.
“İki yabancı insan nasıl iyi anlaşır?” sorusundan sonra gelen “Farah, etrafın kalabalık! İnsanlar yaşıyor ama nasıl yaşıyor bir bilsen. Sadece yaşamak için yaşıyorlar…” sözleri de insanın amaçsız bir yaşamla, anlamlı bir yaşam arasındaki farkı düşündürmeden geçmiyor.
Mesela “Kalpteki herhangi bir üzüntü ve sızı geçer mi?” başlığında hiçbir acının sonsuza kadar sürmeyeceği, zamanı geldiğinde yaraların iyileşeceği anlatılıyor. Ardından gelen “Format at kendine Farah! Bir gün kendin için öyle bir şey yap ki seni görenler, seni yeniden kazanmak için uğraşıversin.” sözleri, insanın önce kendine