Bak dostum, aşk zalim bir hükümdardır, sen kalbini ona kul eylemişsin, sevgilinin hayalini hakikat sanıyorsun. Bunun için seni ayıplayacak değilim, yine okyanusa dalıp onu bir dalga sanıyor ve dalgalarla boğuşuyorsun. Allah'ım seni sahile çıkarsın.
Allah'ım emanete ihanet edenlerden. Sırları saklamakta acziyete düşenlerden. Fesatlardan.
Dedikoduculardan. Yalancılardan. Olduğu gibi görünmeyenlerden. Hırsının esiri olanlardan. Nefsine yenilenlerden. Kibirlilerden. Sana sığınırım. Hakkımı sen koru hesabını sen sor. Senin terazin doğru tartar adaletin kusursuzdur.
Her şeyin bir zamanı olduğunu öğrendiğimden beri müthiş korku duyuyorum. Bu koskoca dağlar, denizler altın günde yapılmış mesela. Bir portakal ağacı üç yılda meyve veriyormuş. Tanımlanmamış bir ağaç türüyüm diyelim ya da henüz yaratılmamış bir gezegen. Allah'ım beni kaç günde tamamlar sence? Ne kadar bekleyeceğim? Önümde bir örnek de yok. Herkesin zamanı farklı diyorlar. Herkesin zamanı kendine. Ya ikimizinki? İki farklı tür ağaç, birbirinin gölgesinde yetişip de aynı anda meyve verir mi? Çünkü ikisinin zamanı aynı olmazsa, meyvesiz olan meyve verene buruk ve korkuyla bakar mı? Ya da meyve veren, henüz vermemiş olanı küçümser mi? Bundan korkuyorum. Bizim zamanımız ne zaman?
Kitab'ın apaçık delilleri ve resûllerin aydınlatıcı yoluna rağmen insanlar dine karşı ilgisizdir. Dün olduğu gibi bugün de fıtrattan ve şer'i delillerden yüz çevirmişlerdir. Atalarından bulduklarına tabi olmuş; sorgulamadan, düşünmeden, bulduklarıyla yetinmişlerdir.
Hiç şüphesiz bu, ilkinden daha büyük bir cürüm, daha ağır bir suçtur. Bu davranışın şer'i ismi, i'rad/yüz çevirme küfrüdür. Allah'ın dininden, Kitab'ından, şer'i, akli, kevni delillerden yüz çevirme küfrü...
Rabbimiz (cc) onlar hakkında şöyle buyurur:
"Onlara ne oluyor ki, öğütten yüz çeviriyorlar? Adeta ürk-müş yaban eşekleri gibilerdir. Aslandan (korkup) kaçan." Mudessir-49-51