İnsan, yaşamıyla ilgili olarak çoğunluğun tercihlerini örnek alma zorunluluğunu hissetmemeli, aklı temel almalı, akla karşı duran kalabalıktan kendini kurtarmalıdır.
"Yine de insan yaşamalı, iyisi veya kötüsüyle; tekrar tekrar korkmalı, tekrar tekrar yenilmeli, defalarca kırılmalı ve bin defa yeniden onarılmayı da bilmeli; yara almalı ya da sürekli kanmalı ve kanamalı, düşmeli ve kalkmalı, umut etmeli ve düş kırıkları tarafından bölünmeli parça parça, ölmeli ve tekrar tekrar ölmeli, yeniden yaşamalı her ne pahasına olursa olsun ve belki de eski benliğine bir mezar yeri seçmeli."
İnsan, yaşamıyla ilgili olarak çoğunluğun tercihlerini örnek alma zorunluluğunu hissetmemeli, aklı temel almalı, akla karşı duran kalabalıktan kendini kurtarmalıdır, Kendi içine çekilip yaşamı felsefe yoluyla düşünmeye başlayan insan, çoğunluğun, yeryüzüne özgü, aslinda hiçbir değeri olmayan birçok gereksiz șeye değer verdiğini, bu yüzden onlardaki dışsal unsurlara dayanan mutluluk görüntüsünün sahte ve geçici olduğunu anlayacaktır.
Her işareti ciddiye almalı insan.
Yolunu arayan bir yolculuktaysa kişi,
göz gördüğü her şeyin kıymetini bilmeli.
Hem haritasız ve zamansız bir yolcu için
mor zırhlı bir böceği takip etmekten
daha doğru ne olabilir ki?
Mucizeler, hayatın kestirme yollarıdır. Ve aşkın mucize gibi şıppadak başlaması, bir başka mucizeyle yani ilelebet sürmekle taçlanması fikri hoşumuza gider. Halbuki ne ebediyetin yolunu kestirmeden katedebiliriz, ne de aşkta mucize aramanın tehlikesini göze almak akıl kârıdır. Bir şey akla ziyan ise kalbe fayda verir mi? Belki insan gönlüyle düşünmeyi, aklıyla hissetmeyi denemeli; tevekkül ve sezgiden sarfınazar etmeden yol almalı? Zira tek başına ne akıl yeter hayatı kavramaya ne de gönül...