• 600 syf.
    ·8 günde·7/10
    Osmanlı'nın yıkılıp, ardından Cumhuriyet'in kurulmasını, değişime ayak uyduramayan kesimle, devrimi kurtuluş olarak gören bir kesimin psikolojik, maddi, manevi çekişmesini anlatan bir kitap.
    Önce kurgu ve yazarın üslubuyla ilgili konuşmak istiyorum. Azra Kohen zaten kendini bir "romancı" olarak görmediğini söyler, bu konuda haklı, diyebilirim. Başından beri çok tahmin edilebilir bir olay örgüsü vardı (ki buna rağmen bazı sayfalarda heyecan en üst düzeydeydi) , sonraki sahnede aşağı yukarı olacaklar tahmin edilebiliyordu. Duygu aktarımında (heyecan hariç) çok başarılı olduğunu söylemem. Ayrıca sürekli aynı tür kelime ve kalıpları kullanması, aynı türde cümleler kullanması (.... değil miydi .... olan/ yapan vs. gibi) okuduğu kitaptan edebi zevk alma beklentisinde olan biri için boğucu olabilir. Aeden okuduğum ilk kitabıydı ve en çok etkilendiğim kitaplardan biriydi, kurgusu çok sağlamdı, yazarın üslubu ilk defa karşılaştığım için heyecan verici geliyordu ama aynı üslubu tekrar tekrar okumak belli bir yerden sonra boğucu etki yaratıyor, yaratıcılığını yitiriyor, diyebilirim. Belki de Azra Kohenle bu kitap sayesinde tanışıp, ilk kez okuyacaksanız üslubu hoşunuza gidebilir.
    Ama kitaptaki bilgiler çok tatmin ediciydi. Özellikle Sümerler, din tarihi (özellikle Yahudilik ve Hıristiyanlık), gibi konulara ilginiz varsa ancak araştırma kitabı okumaktan da sıkılıyorsanız, başlangıç için güzel bir kitap olabilir. Çünkü bilgi aktarımı ve olay örgüsü hemen hemen paralel ilerliyordu. Çok ilginç detaylar vardı ve araştırmayı sevmeyen bir insanın bile bu kitabı okuduktan sonra kitaptaki konuları araştıracağına eminim. Özellikle kitapta tasarlanan ders, müfredat modelleri çok etkileyiciydi. Umarım bir benzerini gelecekte uygulayabiliriz... Tek sıkıntı, kitaptaki bazı bilgilerin kaynağının belirtilmesini isterdim. Çünkü çok araştırmama rağmen internette bir şey bulamadım. (Sayfa 90'daki haritayı internette taratmama rağmen bir sonuç yoktu. Altay, ajanlara demiryolunun geçtiği ülkelere savaş açıldığını, aslında 1. Dünya Savaşı'nın gerçek nedeninin bu olduğunu diyordu.)

    Sonuç olarak; kitaptan tamamen edebi zevk, tatmin almaya odaklı kişilerin okumasını çok tavsiye etmem. Ama bilgiye, olaya önem veren biriyseniz; şekilci değilseniz ve tarihe ilginiz varsa kesinlikle zevk alacağınızdan eminim.
  • Şimdi bazı ahmaklar bu
    adamların bize yardım edeceğini mi sanıyor?! Osmanlı'yı bölüşmek
    için Arapları tohumlayanlar, Vahabizim gibi bir uydurmayla İslami savaş maşası haline getirmek için Suudiler'in kafasını karıştıranlar size yardım etmeye mi geldi sanırsınız.
    Akilah Azra Kohen
    Everest Yayınları
  • 151 syf.
    ·6 günde·Puan vermedi
    Yıkık şerefsiz!!! Afedersiniz ama ben şuan ki sinirimle böyle hitab etmek istiyorum. Bu kitap yıkık bir şerefsizin hayatını anlatıyor.. az önce bitirdim kitabı yarına kalmasın yenisine başlarım diyerekten. Bitirme olaydım öfke patlaması yaşıyorum!! Bana ders olsun böyle eserler daha da okumam bana ağır geliyor ne yapayım hassas yüreğim kaldırmıyor böyle şeyleri.
    İki kısımdan oluşuyor bu kitap.
    Kitabın karakteri olan yazar 1. Kısımıda güzel, psikolojik saptamalarla bir çok yöne çekilebilecek felsefi cümleler karşılıyor bizi ve yeri aynı sayfayı tekrar okutturuyor. Düşündürüyor.
    2. Kısımda da yazar kendi hayatından bahsediyor bu felsefik cümleleri doldururcasına kendi hayatını anlatıyor seninle konuşur gibi.
    Başlarda adama hak vermedim değil topluma dahil olamama sorununu ben de yaşadığım için yakın bile geldi yazar ve ona yakın bile hissettim kendimi. Ama sayfalar ilerledikçe utandım, kızardım, sinirlendim. Bir insan bu kadar mı rezil kepaze olabilir. Hele ki finalde tetiği çekip öldürse daha iyiydi. Ama daha kötüsü uykumu kaçırdı bu saatte bu satırları yazmaya zorladı. Yıkık, serseri, zavallı, sahtekar müşterek!!!

    Yine de Dostoyevski'ye saygılar. Bu kadar yîkık bir yazar çıkarabilip bu hayali yazarın notlarıyla bize bu acıyı yaşatmak her kalemin becerebileceği bir şey değil. Bu satırları yazarken öfkem biraz olsun dindi ama hala kalbim acıyor...
    İyi geceler...