10/10
·1192 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 13:43
İkinci Dünya Savaşı, sanatın birçok alanında en çok kullanılan konulardan biri. Çünkü dünyanın dengesini oynatmış bir olay. Bu güne kadar okuduğum, savaşı konu alan eserlerin içinde, kült diyebileceğim tek kitap Yaşam ve Yazgı oldu. Romanın odağı sadece savaş değil. Savaş insan ruhunu nasıl etkiler, çok güzel irdelemiş. Kitapta da aynı savaştaki gibi farklı cepheler var. Askerler, bilim insanları, kadınlar, anneler, aşıklar... Her bir cephe savaştan nasıl etkilenmiş, ince ince işlenmiş. Savaşın içindeki unutulan insanı en iyi anlatan roman olduğunu düşünüyorum. Nazizm ve Stalinizm arasında aslında hiçbir fark olmadığının altı çizilmiş. Okurken anlıyorsunuz ki, biri insanları yok ederken diğeri dönüşmeye zorluyor, yani her ikisi de aslında insanı silme amacı taşıyor. İnsanın ahlaki sınavları, seçimleri, evlat acısı, onur, insanlık ve vicdan ustalıkla anlatılmış. Dil çok güzeldi, sade ve anlaşılırdı. Yazarın kişisel duygusu, yorumu metne yansımamış. Etkilendiğim noktalardan biri bu oldu. Beni zorlayan tek şey, Rus isimleri ve kısaltmalarına alışmak oldu. Ama okudukça bu sorun da ortadan kalktı. Çok çok beğendim muhteşemdi. Saygı duyulası bir eser. Kesinlikle tavsiye ederim.
Edebiyat
Yaşam ve YazgıVasili Grossman · Can Yayınları · 202222 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:39
Şu aralar hava o kadar boğucu ki... Yetmiyor Bad Dream arka fonda çalıyor, Bellhound Choir. İnsanın göğsüne bir taş oturuyor oturmasına da, Cahit Tanyol’un bu sararmış sayfalarını karıştırırken o taş daha da ağırlaştı. Schopenhauer’da Ahlak Felsefesi. Kitabın adı bile bir resmiyet, bir akademik soğukluk taşıyor ama içi... İçi resmen kor. Bazen durup bakıyorum etrafıma. Otobüste ters ters bakan adam, markette sırasını kapmaya çalışan o teyze... Egoizm diyor Tanyol, Schopenhauer’dan el alarak. Aramıza öyle derin hendekler kazmışız ki, kimse kimsenin kuyusundan su içemiyor artık. Bir sözleşme olmasa, hani o kanunlar, ayıplamalar falan olmasa birbirimizin gırtlağına çökecek vahşileriz aslında. Üstelik gökten üç elma da düşmeyecek. Doğruya doğru. Dürüst olmak lazım bazen, kendimize bile itiraf edemediğimiz o karanlık köşelerimiz var ya. İşte o köşelerde fırtınalar kopuyor. Geçen gün kuantum fiziğiyle ilgili bir makaleye gözüm çarpmıştı, parçacıkların birbirini uzaktan etkilemesi meselesi.. Aslında Schopenhauer’ın merhamet dediği şey de tam olarak bu değil mi? İyi kalpli insan, başkasını bir "ben olmayan" olarak görmez diyor kitap. O, benin tekrarıdır. Yani o acı çekiyorsa, atom altı bir düzeyde benim de canım yanıyor. Ama biz ne yapıyoruz? Duvarlar örüyoruz. Kalın, deniz kumu betonarme duvarlar. Şey gibi... Tarık Buğra’nın romanlarındaki o taşra sıkıntısı, o kendi içine kapalı, patlamaya hazır insanlar gibi herkes. Zevk dediğimiz şey zaten sadece acının yokluğuymuş. Mutluluk diye peşinden koştuğumuz her şey aslında sadece o an canımızın yanmaması durumu. Mutluluk sadece geç kalmış acı. Büyük bir kandırmaca. Bir illüzyonun içinde, elimizde fenerle ahlak arıyoruz. Yoruluyor insan. Cümleleri bile bazen sonuna kadar götürmeye mecali kalmıyor insanın, öylece kalıyor yarım. Cahit
Schopenhauer'da Ahlak FelsefesiCahit Tanyol · Gendaş Yayınları · 199817 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·248 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:51
Yazarın 'Soyleme Bilmesinler'den sonra okuduğum ikinci kitabı. Bu kitabi da baya başarılı buldum. Yazarın sıcacık bir üslubu var. Sıkmıyor sıkılmıyorsunuz. Çocuklardan yana dertli olan kendini yabancı bir köye atan ve sıkıntısına böyle bir çözüm arayan yalnız Selime teyze ile anne ve babalığı tatmamış kimsesiz Meltem'in yürekleri burkan hikayesi. Sayfaları çevirdikçe sanki Meltem'in yerinde ben vardım. Yeri geldi okudum yeri geldi sanki dinledim. Çok üzdün bizi Selime teyze çok. Meltem , Selime teyzeyi dinledikçe kendi hayatına daldı. Biz okur olarak okudukça kendi hayatımızı sorguladık. Hala kitabın arka kapağına bakıp bakıp düşünüyorum. ')
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,6bin okunma
Okuyun, okutturun
9/10
·283 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:24
Yazarın okuduğum ikinci kitabı. Bence Gece Yarısı Kütüphanesi nden daha güzeldi. Altı çizilecek çok cümle var. Başka bir gezegenden gelen, insanlardan çok çok daha zeki ve üstün teknolojiye sahip bir türün gözünden insan olma halleri.
İnsanlarMatt Haig · Domingo Yayınları · 202314,8bin okunma
Bu yaşamaklar. Nasıl yorucu.
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:05
“Her şeyden kaçabilir insan, mutluluğu erteleyebilir, sevinci saklayabilir, uykuyu öteleyebilir, nefreti dizginleyip kıskançlığı perdeleyebilir ama acıyı öteleyemez; yalnızca gerçekten bıçağın keseceği, kırığın hissedileceği zamanı görmeniz, duyumsamanız, seyretmeniz yeterlidir. Kan akar, kalp kırılır, acısı olabildiğince heybetli şekilde yaşanır. Yaşayacağım acılardan emin, yürüyordum.” s.112 Acılara yürüyor korkmuyorum, korkmuyorsun, korkmuyorlar.. “Kaybedenler her zaman kaybediyor. Bu masada kazanan yok. İki kaybeden bir kazanan etmiyor. Ben niye kaybettim, bilmiyorum. Kaybetmiş hissediyorum.” s.119 Bu his bazen insanın yakasını asla bırakmıyor. Orada öylece broş ya da kravat gibi duruyor. “Kalabalıktan sıyrılıyorum, kalabalığı sevmiyorum. İnsanlardan olabildiğince çabuk kurtulmaya çalışıyorum. Ayaklarımın üzerinde durmalıyım. Hiç kimseye muhtaç olmamalıyım. Ne maddi ne de manevi.” s.90 Hepimizin yegane arzusu bu di mi ama? Sonra da ne kadar yalnızım diye hayıflanmak da bizlerin eseri. “Yürüyorum. İnsanların etrafımdan akıp geçtiğini görüyorum. İnsanlar var; nefes alıyorlar, konuşuyorlar, adım atıyorlar, görüyorlar, bir amaç uğruna savruluyorlar. Bir şeylerin etrafında pervane olup ömürlerini tüketmekte beis görmüyorlar. İnsanlar var; acılarıyla, sevinçleri ve adını koyamadıkları duygularıyla varlıklarını anlamlandırmaya çalışıyorlar. Bir dünya düşlüyorlar; o dünyayı yaşamak için çabalayıp dururken, bir kanat çırpışı kadar zamanda ömürleri geçip gitmiş oluyor. Tahayyül ettikleri dünyayı gerçekleştiremiyorlar. Tahayyül etmek, hayale kanmak yetiyor insanlara.” s.89 “Bazen o duygu gelir, yakama yapışır; her şeyi mahvetme, yok etme, yıkma düşüncesi. Yıllardır içimde büyüyen bir kaçma hadisesi. Nereye, neden, niye, nasıl? Mutlak mecburiyetler dünyasında, farklı bir
YaşamaklarCaner Almaz · Everest Yayınları · 2021204 okunma
7/10
·160 syf.··
2026 11. kitabı
At Şu Adımı kitabı, insanın kendi hayatında tıkandığı dönemlerde mutlaka okuması gereken eserlerden biri. Özellikle motivasyon, iş hayatı ve kişisel gelişim açısından planlama konusunda ilham veren bir kitap olduğunu düşünüyorum. İçerisinde altı çizilecek çok güzel cümleler vardı. Keyifle okudum, kesinlikle tavsiye ederim.
At Şu AdımıAhmet Şerif İzgören · Elma Yayınevi · 20241,710 okunma