insanlardan uzaklaşırken arkana bakıp da onları yavaş yavaş gözden kaybolan birer leke olarak gördüğünde kapıldığın o duygu nedir?---fazlasıyla büyük olan dünyanın bizi içine yuvarlamasıdır, vedadır bu.
Roman yazmanın ve okumanın, özgürleşmek, başka
hayatları taklit etmek ve kendini bir başkası olarak düşlemekle ilgili ahlaki bir yanı vardır. Romancılığın en zevkli yanlarından biridir bu: Yazarın iradesini kullanarak, araştırarak ve hayal ederek kendisini roman kişilerinin yerine koyarken, yavaş yavaş değiştiğini keşfetmesinden söz ediyorum. Romancı dünyayı kahramanının gözünden görmez yalnızca, yavaş yavaş kahramana benzemeye de başlar! Romancılığı, beni kendi görüş açımın dışına çıkmaya, başkası olmaya zorladığı için de çok seviyorum. Romancılığım sayesinde başkalarıyla özdeşleşerek, kendi dışıma çıkarak, kendime daha önce sahip olmadığım bir karakter edindim.
"Canım, ne anlatıyor o kitap öyle?" Sen evli barklı ev kadını, ben akşam o eve dönmüş bir kocaydım: "Hiç." En son otobüs, en boş otobüs bütün boşluğuyla evin önünden geçerken koltuklarımız karşılıklı titrerdi. Sen elinde kapağı kartondan kitap, ben elimde okuyamadığım gazete, sorardım: "Kahraman ben olsam beni sever miydin?" "Saçmalama!" Gecenin acımasız sessizliği diye yazardı okuduğun kitaplar, sessizliğin acımasızlığı nedir bilirdim.