İlerde ne olacağım, kaderim ne olacak. Geleceğin belirsiz olması başıma gelecekler konusunda hiçbir şey bilmemek beni derinden üzüyor. Geçmişe bakmak bile çok korkunç çünkü düşününce bile kalbimi kıran üzüntülerle dolu. Evet, hayatımı mahveden kötü insanlar yüzünden hiç durmaksızın ağlıyorum.
Mutlu ve keyifli olsam da en mutlu ânımda bile bazen bilmediğim bir sebepten birden içim kararıyor. Saçma sapan şeylere ağlıyorum ama ne için ağladığımı kendim de bilmiyorum. İşin aslı pek iyi değilim, her şeye karamsar bir bakışla bakıyorum. Soluk renkli açık gökyüzü, batan güneş, akşam dinginliği, tüm bunlar beni kederlendiriyor ve canımı acıtıyor; kalbim ağırlaşmış gibi ve ağlamazsam bir türlü rahatlamıyorum. İyi de bunları neden size yazıyorum? Kendimi anlatmak çok zor, hele de bunu yapmaktan vazgeçmişsen. Ancak belki siz beni anlayabilirsiniz. Büyük bir keder içindeyim. Elveda. Tanrım bu nasıl bir keder. Sakın ama sakın Varvara'nızı unutmayın.
Peki ama siz, nasıl oluyor da sadece olumlu, normal durumların, yani refahın, insan çıkarlarına uygun olduğunu bu kadar kendinizden emin, hatta övünerek söyleyebiliyorsunuz? Aklınızın çıkar konusunda hata yapabileceğini düşünmediniz mi? İnsanın sevdiği şey, sadece refah değil, çektiği acılar da olabilir. Ben, yalnızca refahı sevmenin, aynı zamanda ayıp olduğunu düşünüyorum.