10/10
·543 syf.··
Beğendi
·
2008 45. kitabı
·
329 günde okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2008 00:00
"Başlangıç İlkeleri"nin devamı niteliğindeki bu eser, diyalektik materyalizmi toplum bilimlerine ve tarihe uygulayarak "Tarihsel Materyalizm"i derinlemesine inceler. Altyapı-üstyapı ilişkisi, sınıf mücadelesinin tarihteki motor rolü ve devletin sönümlenmesi gibi Marksizmin ileri düzey kavramları sistemleştirilir. Faşizme karşı direnişte kurşuna dizilen Politzer'in bu dersleri, felsefenin salonlardan çıkıp kitlelerin devrimci mücadelesinde nasıl bir silaha dönüştüğünün en somut anıtıdır. Dünyayı anlamak ve değiştirmek isteyenlerin teorik çelikleşme metnidir.
1000Kitap
Felsefenin Temel İlkeleriGeorges Politzer · Sol Yayınları · 20031,756 okunma
Bir bireycilik eleştirisi olarak Martin eden
Puan vermedi·517 syf.··
2025 17. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2025 11:12
Jack London’ın Martin Eden romanı benim için çok özel bir eser. Kitabı okuyan pek çok insan gibi ben de onun bıraktığı etkiyi uzun süre içimde hissettim. Hatta bazı yorumcuların da dediği gibi, sanki sevilen birinin kaybından sonra duyulan o doldurulamaz boşluk gibi bir his bırakıyor insanda. Bu yönüyle gerçekten derinden sarsıcı bir kitap. Martin Eden, aslında Jack London’ın oto-biyografisi olarak da değerlendiriliyor. Yani Martin Eden aslında Jack London, Jack London da Martin Eden. Hikaye, cahil ve eğitimsiz bir denizci olan Martin’in bir gün sosyeteden genç birini kurtarmasıyla başlıyor. Bu olay, Martin’in bambaşka bir dünyaya adım atmasının başlangıcı oluyor. Eseri yüzeysel şekilde “Zengin kız fakir oğlan hikayesi” diye değerlendirenler olsa da aslında roman bunun çok ötesinde. İçinde sosyoloji, psikoloji, felsefe, sınıf çatışmaları, hatta altyapı-üstyapı meseleleri var. Özellikle işçilerle yaptığı tartışmalar, adeta romanın en güçlü sahneleri. Martin, Arthur’un evinde Ruth ile tanışıyor. Onu zarif, naif, güzeller güzeli bir kadın olarak görüyor; adeta bir tanrıça gibi. Fakat Ruth’un aslında güce tapan, gerçek sevgiyi anlayamayan, vefasız bir karakter olduğunu da zamanla fark ediyoruz. Buna rağmen Ruth’a duyduğu aşk, Martin’in içindeki potansiyeli ortaya çıkarıyor. Ona layık olabilmek için gecesini gündüzüne katıyor, okuyor, kendini geliştiriyor ve yazar olmaya karar veriyor. Martin’in mücadelesi aslında bize büyük bir moral veriyor: İnsan isterse her şeyi başarabilir. Nitekim o da ülkenin en tanınan yazarlarından biri oluyor. Ancak işin ilginç yanı, en çok arzuladığı bu başarıya ulaştığında bunun bir anlamı olmadığını fark ediyor. Çünkü bir zamanlar hayranlıkla baktığı aristokrasi dünyasının aslında sahte, yapmacık ve boş olduğunu görüyor. Ne o sınıfa ait
1000Kitap
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,2bin okunma
Reklam
Gramsci'ye göre sivil toplum
9/10
·250 syf.··
2024 106. kitabı
Egalité Bu kitap, 1967'de toplanan Gamsci'yle ilgili bir kongrenin raportörü olan Norberto Bobbio'nun sunduğu bir rapor ve aynı kongrede bu rapora karşı eleştirisini getiren Jacques Texier'nin 1968'de bunu makale haline getirmesinden oluşuyor. Kendi anladığı şekilde Gramsci'nin düşüncelerini dile getiren Bobbio, "ideolojik-kültürel ilişkilerin tümünü"nün (...) tinsel ve düşünsel yaşamın tümünü içer(...)"diğini, yani sadece üstyapıya ait olduğunu sölüyor. (s. 19) "Yapı" diye adlandırdığı alt-yapının "etkili tarihsel özne" olduğunu, bu şekilde "tarihin bağlayıcı momenti değil, ama bağımlı olanı"dır diyor. (s. 25) Bu bakış açısından, "İdeolojik moment kurumsal moment üzerinde egemen"dir (...) ideolojiler (...) daha önceden oluşmuş bir erk'i yasallaştırmaktan öte, yeni bir tarih yaratmaya ve yeni bir erk'in oluşmasında etken olmaya yeterli güçler olarak görülmektedir". (s. 28-29) Gramsci'yi kendince çok daha farklı anlayan Jacques Texier ise, tam tersine, altyapı birincildir diyor ve üstyapının ancak "toplumsal devrim" dönemine girildiği zaman altyapıya göre belirleyici olduğunu söylüyor. (s.66) Devletin, politik toplumu, tam olarak devletinse hem politik hem de sivil toplumu kapsadığını söylüyor. (s. 73) Sivil toplumun üstyapı unsuru gibi düşünülemeyeceğini, Bobbio'nun s. 19'da saydıkları kadar önemi bir altyapısal unsur olan ekonomiyi de kapsadığını söylüyor ve örnek olarak Gramsci'nin sendikaları da sivil toplumun özel örgütleri olarak kabul ettiğini belirtiyor (s. 81) Nitekim, sivil toplumu da genel olarak, "Belirli üretim ilişkileri temeli üzerinde kurulan ve yaşayan pratik ve ideolojik toplumsal ilişkiler bütünlüğü" şeklinde tanımlıyor. (s. 86-87)
Düşünce
Gramsci ve Sivil ToplumNorberto Bobbio · Savaş Yayınları · 19821 okunma
Puan vermedi·336 syf.·
2024 601. kitabı
Gramsci kimdir? Diye başlayalım söze İtalyan düşünür, siyasetçi ve sosyalist kuramcı."Antonio Gramsci Antonio Francesco Gramsci neler yapmış bırlıkte bakalım "Gramsci İtalya'da Sardunya adası'nda bulunan Ales'te doğdu. Alt düzey bir memur olan Francesco Gramsci'nin yedi oğlundan biriydi. Babasının ailesi Güney İtalya'ya 15. ve 16. yüzyıllarda göçetmiş Arnavut kökenli bir topluluk olan Arbëreshë'lerdendi. Arnavut kökenleri nedeniyle, Gramsci soyadının bir Arnavut kasabası Grameç ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Mali zorluklar ve Francesco Gramsci'nin polisle sorunları aileyi Sardunya'da birkaç kasaba değiştirmeye zorladı, sonunda Ghilarza'ya yerleştiler.". "yoksullaşan, bu yoksulullaşmanın nedenlerini hızla sanayileşen Kuzey İtalya'nın öncelik tanınmasıyla ihmal edilişlerine bağlayan Sardunyalı köylü ve madencilerin acıları ile ilgileniyordu. Kuzeye duyulan bu tepki sonucunda Sardunya milliyetçiliği eğilimleri gösteriyordu." "Francesco Gramsci, 1898'de zimmetine para geçirmekten tutuklandı ve hapsedildi. Bu durum, Antonio Gramsci 'nin okulu terk etmesine ve 1904'te babasının serbest bırakılışına dek çeşitli işlerde çalışmasına neden oldu. Antonio Gramsci'nin sağlık sorunları o zamanlarda başladı: bir çocukluk kazası yüzünden omurilik bozuk oluşumu onu kambur ve azgelişmiş bıraktı. Yaşamı boyunca onu izleyecek dahili hastalıklar da o dönemde başladı." "Etkiledikleri neler oldu prkı hayatında İtalyan Komünist Partisi'nin kurucu üyelerinden ve bir dönem lideriliğini yapmış olan Gramsci, aynı zamanda Benito Mussolini ve faşizmin sert bir eleştirmeniydi, bu sebepten 1926'da hapsedildi ve kalan hayatını 1937'deki ölümüne kadar hapiste geçirdi. Marksist literatüre katkısı ana olarak hegemonya, sivil toplum, altyapı-üstyapı ilişkileri, toplumda aydınların işlevi üzerindedir. Devlet
Araştırma-İnceleme-Siyaset-Politika
Hapishane DefterleriAntonio Gramsci · Belge Yayınları · 2011189 okunma
Puan vermedi·152 syf.·
2024 447. kitabı
"İtalyan Komünist Partisi kurucu üyesi ve bir süre lideri. Mussolini'nin Faşist rejimince hapsedildi. Marksist litaratüre katkısı ana olarak hegemonya, sivil toplum, altyapı-üstyapı ilişkileri, toplumda aydınların işlevi üzerindedir. Devlet teorisi üzerine özgün görüşler ileri sürmüş, başta Althusser olmak üzere birçok marksist kuramcıyı derinden etkilemiş, görüşleri Batı Marksizminin temellerini oluşturmuştur..Gramsci Ülkelerin siyasi taruhunı metek ederek okudum, "Politik partiler toplumsal sınıfların yansıması ve nomenklaturasıdır. Onlar doğar, gelişir, geriler ve savaşıma katılan toplumsal sınıfların çeşitli katmanları kendi gerçek tarihsel anlamları bakımından dönüşümler geçirdikçe , kendi varoluş ve gelişme koşullarının radikal biçimde değiştiğini gördükçe, kendilerine ve kendi yaşamsal çıkarlarına ilişkin daha büyük ve daha net bir bilinç kazandıkça da, kendilerini yenilerler. Ulusal ve uluslararası üretim ve değişim aygıtının yapısını derin biçimde değiştirmiş olan emperyalist savaşın bir sonucu olarak, şimdiki tarihsel dönemin karakteristiği durumuna gelmiş olan şey, parlementer demokrasi alanında ortaya çıkan geleneksel politik partilerin sönükleşmesindeki ve onların yerini yeni politik örgütlerin almasındaki hızlı değişimdir."" İyi okumalar olsun Komünist Partiye Doğru
Araştırma-İnceleme Siyaset-Politika Tarih
Komünist Partiye DoğruAntonio Gramsci · Belge Yayınları · 19986 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2024 2. kitabı
Kitap, futbolda başarının sadece iyi oyuncular ve taktiklerle değil, planlama, pazarlama ve transfer süreçlerinin iyi yönetimiyle de geldiğini anlatıyor. Bunu da kitabı 3 bölüme ayırarak yapıyor. Almanya örneği üzerinden altyapı planlamasını, euro 2000'deki başarısızlıkla planlamanın başlangıcını ve altyapı sayesinde 2010 ve 2014'teki başarılar vurgulanıyor. İkinci bölümde, altyapı olmasa bile üstyapı yani pazarlama stratejisi ile daha fazla kazanç ve sonrasında bu kazançla daha iyi oyuncuların premier lig'e gelişiyle ligin seviye atlamasını ve başarıların geldiğini anlatıyor. Üçüncü bölümde ise, doğru transferlerle, o dönemin görece başarısız ve küçük kulüplerinin bile başarılı olabileceğini anlatıyor. Kitabın adındaki akıl oyunları da bu 3 kısmı kapsıyor; altyapı, üstyapı ve doğru transfer. Kitabın bu 3 kısmın özeti de, içinde geçen bir cümleyle verilebilir; iyi oyuncular ya yetiştirilir, ya allanıp pullanıp pazarlanır, ya da uygun transfer edilir. Ali Ece'yi vole'de dinlemekten oldukça keyif alırdım, futbol bilgisi çok yüksek. Fakat kitapta, programlardaki gibi konuşması, futbolcu isimleri tarih ve kulüp isimleri gibi çok detay bilgiler vermesi, sonlarına doğru okumamı zorlaştırdı. Kitapta altını çizdiğim ve beğendiğim alıntılar - Tedavi süreci masraflı olacaktı, ama sonucu kuruşu kuruşa değecek kadar başarılı olacaktı. - Aksi, suyun üstüne yazı yazmak kadar abesle iştigal. - Türkçeye dümdüz "biz kimsek oyuz" diye çevrilebilecek "mia san mia", bayer münihin parlak geçmişini, istikrarlı bir sürekli parlak geleceğe bağlamaya çalışan bir köprü vazifesinde. Taraftarı, yöneticisi, futbolcusu, hepimizin kulübün tarihi sayesinde var oluyoruz, hepimiz bu kulübün gelişmesine katkıda bulunduk ve ortaya çıkan değerleri hep beraber paylaşıyoruz. - Taktikler, yeteneklerinizi,
Futbol
Ayak Oyunlarından Akıl Oyunlarına FutbolAli Ece · Profil Yayıncılık · 2016147 okunma
Reklam
Reklam