8/10
·210 syf.··
2026 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 02:31
Kitabı bitirdim ve çok yorgunum. Çok yordu beni. Yüreğimin üstüne bir öküz oturdu ve öküzün adı da Fugui sanırım :) Bu yorulma kötü anlamda değil. Zor, çok zor geçen bir hayatı okumanın getirdiği bir yorgunluk. Kahramanımız Fugui oldukça zor ve talihsiz bir hayat yaşıyor. Aynı şeyleri yaşasam ne hissederdim diye düşünmekten karnıma ağrılar girdi. AMA ; kitap şunu da iliklerinize işliyor; ne kadar zor bir hayat yaşarsanız yaşayın, başınıza ne gelmiş olursa olsun YAŞAMAK çok güzel .. Kitabın sosyolojik arka planı da güçlü.. Hangi rejim gelirse gelsin,hangi devrim olursa olsun birileri çok üzülüyor. Mümkün olduğu kadar çok kişinin insanca bir YAŞAMAK geçirmesi dileğiyle ..
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,4bin okunma
5/10
·140 syf.··
2026 33. kitabı
Nilgün Marmara’yı ilk defa bu kitapla okudum ve bir şairle aramda kurulması gereken bağ oluşmadı gibi hissediyorum. Şiirlerinde hissettiğim en baskın duygu, karamsarlık. Tabi ki her şiir pembe bir dünya sunmak zorunda değil, hüzün de edebiyatın güçlü duygularından biri ama bu kadar kasvet bana biraz fazla geldi. Bazı şiirleri hiç anlamlandıramadım belki benim eksikliğimden kaynaklıdır bilmiyorum. Kitapta ilgimi çeken detay ise kitabın bütününe yayılan, sürekliliği olan intihar isteği çok net şekilde okunuyor. Şairin hayattan kopma arzusunu şiirlerin her birine iliştirdiğini görebiliyorsunuz. Gerçi bu ruh haliyle daha başka bir tür de düşünülemezdi.
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)Nilgün Marmara · Everest Yayınları · 20184,775 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Altı Harfli Bir Tatlı / Şermin Yaşar
Puan vermedi·248 syf.··
2026 35. kitabı
Şermin Yaşar’ın kalemini uzun zamandır merak ediyordum ve bu romanla tanışmış oldum. İlk dikkatimi çeken şey, yazarın yalın ve gösterişsiz anlatımıydı. Öyle bir dili var ki okurken kendinizi bir köy bahçesinde, karakterlerin karşısına oturmuş da hikâyelerini bizzat onlardan dinliyormuş gibi hissediyorsunuz. Roman boyunca en çok dikkatimi çeken noktalardan biri, karakterlerin siyah ya da beyaz olarak çizilmemiş olmasıydı. Şermin Yaşar, kahramanlarını aklamaya çalışmıyor; onları tüm kusurları, eksiklikleri ve kırgınlıklarıyla okurun karşısına çıkarıyor. Bu yüzden bazı anlarda karakterlere üzülürken, bazı anlarda onlara kızıyor; hatta yer yer yaşadıklarıyla yüzleşmelerinin kaçınılmaz olduğunu düşünüyorsunuz. Bu grilik hissi, romanı benim gözümde daha gerçek ve etkileyici kıldı. Selime Teyze ise okurken en çok zorlandığım karakter oldu. Kocasını kaybettikten sonra kendi yasına öylesine gömülmüş ki çocuklarının yalnızlığını, ihtiyaçlarını ve kırgınlıklarını göremez hâle gelmiş. Roman boyunca Selime’den çok onun çocuklarına üzüldüm. Özellikle Yıldız’ın hikâyesi yüreğime dokundu. Küçük yaşta babasını kaybettikten sonra, annesini de manevi olarak yitirmiş bir çocuğun yalnızlığı çok gerçek ve çok acıydı. Tüm zorluklara rağmen okuyup doktor olması ise onun adına sevindiğim nadir anlardan biri oldu. Bir diğer yaralı hikâye ise Meltem’inkiydi. Daha bebekken annesi tarafından terk edilen, hayatı boyunca anne-baba eksikliğiyle büyüyen Meltem’in sevgi arayışı içimi burktu. Evliliğinde de aradığı sıcaklığı bulamaması, ait olma ihtiyacını sürekli içinde taşıması karakterini benim için daha da dokunaklı hâle getirdi. Romanın sonunda, babaannesinin tarif defterinden çıkan ve dedesinin bulmacadaki “altı harfli bir tatlı” sorusuna verdiği “Meltem” cevabı ise kitabın en güzel anlarından
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,7bin okunma
10/10
·672 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 02:14
Sıfır beklenti ile okuduğum bir romandı. Hatta sıkılacağımı düşünüyordum ama yanıldım yine. Yazım dili ağır değil ama hafif de değil, başlangıç fantastikleri içinde yer almaz. Yazar, Violet’in fiziksel ve psikolojik gelişimini gerçekçi bir şekilde işlemiş bu yönünü sevdim çünkü bir anda güçlenip yenilmez olan karakterler klişe gelmeye başlamıştı. Kitabın sonu beni dehşete düşürdü. İkinci kitabı okumam lazım!
Dördüncü KanatRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 20236,4bin okunma
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Kitap bende daha çok gezip görme, hiç bilmediğim bir şehrin sokaklarında gezerken kaybolma isteği yarattı (tıpkı İlber Hoca’nın yaptığı gibi). Düşüncelerine yüzde yüz katıldığımı söyleyemem; çünkü ağzında gümüş kaşıkla doğmak bambaşka bir hikaye. Ama yiğidi öldür hakkını teslim et; yediden yetmişe, her sınıftan insanın hayatına uygulayabileceği çok değerli tavsiyeler de vardı. Eğitimle ilgili görüşlerine ise -üzülerek- sonuna kadar katıldım. Kitaptaki mekân, kitap ve film önerilerini tek tek not ettim; o sebeple tam bir başucu kitabıdır.
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 202065,2bin okunma
Puan vermedi·50 syf.··
2026 194. kitabı
Okurken, "Yaşamak için ne kadar az zamanımız kaldı?" sorusunu iliklerinizde hissediyorsunuz. Zweig, dışarıdaki toplumsal vahşet ile içerideki o "tek kişilik, tek gecelik" aşkın yarattığı tezatı öyle ustaca işliyor ki, kitabın kapağını kapattığınızda dışarıdaki dünyanın gerçekliği bir anlığına bulanıklaşıyor. Eğer hayatın geçiciliğine ve sevginin o çaresiz, hırçın gücüne dair bir şeyler okumak istiyorsanız, bu öykü tam size göre. Zweig yine yapıyor yapacağını; kalbinizin tam ortasına, o incecik ama derin iz bırakan kalemini saplıyor.
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202139bin okunma