izin verin de çıldırayım
Tümünüz, sen yatağında uzanmış, uzak iklimlerin ve gelecek günlerin şiirlerini düzen ozanım; sen varlıkla yokluğun arasında mekik dokuyan diyalektiksiz konuşamayan filozofum; sen beni doğurduğuna pişman olmadığını söyleyen anam; sen, Kendinden kaçma, kendinden kaçamazsın, bunu gördün işte, diyen kör sevgilim... izin verin de çıldırayım sizin dünyanız aklı başında insanların dünyası ise bırakın ben çıldırayım. Biraz da dağ başlarında çıldırayım. Çünkü burada, bu koşullarda, ancak çıldırarak sürdürülebilir yaşam. Kendinden kaçma. Oh, güzel bacaklarının arası kaşınan sevgilim, kendimden kaçarsam ilk sığınacağım liman bil ki orası. Ama ne yazık ki kaçamıyorum kendimden. Tam tersine kendi kendimin izi peşindeyim. Nicedir burada kendimi arıyorum, kapısının önünde, kapısını açıp evine girmek için karanlıkta yitirdiği anahtarını arayıp bulamayan, çıldıran, kapısını kıramayan, bir çaresiz, bir garip kişi gibi, burada, garip, tanımadığım insanların arasında. Öyleyim. Kendimi ararken, onları/başkalarını/başka insanları buluyorum. Ve onları bulurken, yavaş yavaş kendimi bulur gibiyim. Kurallar içinde bulamaz insan kendini, bunu çoktan anladım. Aklın kuralları içinde bulamaz, bunu burda anladım. Belki aşkın kuralları içinde bulabilir. Ama aşkın kuralı var mı? Belki bir yarısını bulur. Ya öbür yarısını? Dağda mı? Taşta mı? Yollarda mı? Denizde mi? Ne bileyim ben! Belki her yerde. Belki hiçbir yerde. Belki bir başka insanda. Başka insanlarda. Başka bir yer? Orası neresi? Başka bir insan. Ah! Onu bilen mi var? Ah! Onu tanıyan mı var? Kendinden kaçma!
1000Kitap
“Çekip gidebilirsin ama ne yaparsan yap annen olduğum gerçeğinden kaçamazsın; benim kanımı taşıyorsun, dokuz ay içimde taşıdım ben seni,” dediğini şimdi anlıyordum. Böyle bir cümleden, bir ömür dünyanın tüm demirlerinden daha sağlam demir parmaklıkların ardında hapis hayatı yaşamayı değil de başka neyi anlayabilirdim ki?
Sayfa 66·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Her şeyden kaçabilirsin," dedi. "Ama kendinden kaçamazsın.."
Sayfa 21·Kitabı okuyor
Alıntı
-"Anla artık. Kabullen.Kızlar,annelerinin kaderini yaşar." "Hayır "diye itiraz etti ."Anneler, kızlarına kendi kaderlerini Yaşatmaya kalkar." " Kaderdan kaçamazsın" " Ama gayretinle yön verebilirsin."
"Bazı enayiler savaşı kahramanlık sanıyor, savaş dünyanın en aşağılık şeyidir." … .. Savaşla yaşayan, kanla beslenen bir yüzyılda zordur bu cümleyi kurmak. Diklenmektir, oyunu bozmaktır, siyah ile beyazın farkını bağır bağır haykırmaktır. Ağır işçiliktir bu sözler. Adamı bir söz yüzünden doğduğuna pişman ediyorlar, zindanlarda çürütüyorlar değil mi? Savaşlara katılmış; bombanın, tankın tüfeğin altında yattığı siperden objektifini uzatmış adamdır Ara Güler. Bilir savaşın kovboyculuk oynamaya benzemediğini ve oradaki silahların sıcacık tahtadan değil, buz gibi çelikten yapıldığını. Her normal insan gibi o da korkar savaşın ortasında kalmaktan, kalmıştır ama kaçmamıştır. Şöyle anlatır savaş .. “- (...) Nasıl korkmam? Kaçmadım ama zaten istesen de kaçamazsın ki! Nereye kaçacaksın, neyle kaçacaksın? Her taraf kurşun, bomba, duman havadan karadan. (..) Her şey tehlikedir, gittin mi bunu bileceksin. Dünyada harp kadar iğrenç bir şey yok. Dünyanın her yerinde kendini kahraman zanneden enayiler var. Savaşı bir halt, kahramanlık sanırlar. Savaş dünyanın en aşağılık şeyidir (...)” … Böyle bir Ara Güler'dir aynı ülkede, aynı yüzyılda yaşadığımız ve yanı başımızdan akıp giden...
Sayfa 161 - Vagon Kitap, 6. Baskı·Kitabı okudu
Alıntı
"Kötü hislerden kaçamazsın. Sadece kabullenir ve onlarla yaşamayı öğrenirsin. İçinde yaşadığın her çalkantıyı hasmın zannedip bilenirsen sadece kendine düşman olursun. Ama eğer karanlığını da aydınlığın kadar kabullenirsen o zaman seni hiçbir şey incitemez."
~Hodbin·Kitabı okudu