Puan vermedi·200 syf.··
2026 2. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 14:12
Doğru amaçlar için savaşmanın iyi bir şey olduğunu, kendine hükmetmenin akıl için ne denli önemli olduğu unutulmamalıdır. İrade terbiyesinin gerekliliğini ve getirisini düşünen herkesin bu işi hayatlarının odak noktasına koyarak kendisi için en önemli mevzu hâline getirmesi gerekir.
Düşünce
İrade TerbiyesiJules Payot · Ediz Yayınevi · 201838,4bin okunma
Güç Tahtı-Rina Kent
8/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 21:44
Gerçek gördüğün şey değildir. Senin onu nasıl yorumladığındır. Tamamen doğru bir gerçek ya da mükemmel bir gerçeklik diye bir şey yoktur. İnsanlar ve amaçlar vardır. Barış ve savaş vardır. Kaybetmek ve kazanmak vardır. Taht Düeti serisinin ilk kitabı Güç Tahtı, Rai Sokolov sevdiği bir insanı kurtarmak için ve mafya dünyasının başına geçebilmek için anlaşmalı evlilik yapmayı kabul ediyor. Ancak beklemediği şey evleneceği adamın geçmişinden tanıdığı Kyle Hunter olmasıydı. Bir şekilde evlenmeleri ile durumlar farklı bir hal almaya başlıyor. Rai'nin o dünyada tek kadın olarak güçlü durmaya çalışması ve mücadele etmesini sevdim. Kyle ise hem zekası olsun hem de Rai'ye karşı konuşma tarzından dolayı fena bir adam. Çiftin arasındaki tutkuyu sevdim. Birbirlerine hem laf sokmaları hem de karşı koyamadıkları sahneleri okumak güzeldi.Rina Kent benim dark romance türünde okumayı sevdiğim bir yazar. Çok akıcı yazıyor ve hiç kafa yormuyor kitapları. Bu kitabı da aynı şekilde çok rahat ve beğenerek okudum. Kyle'in neden intikam almak istediğini tam anlayamadım ama büyük ihtimalle ikinci kitapta daha net okuyacağız. Ve Rai ikinci kitapta öğrendiği gerçeklerden sonra neler yapacak çok merak ediyorum. İkinci kitap intikam tahtını bu ay içerisinde okuyacağım. Kitaba puanım:8/10
Güç TahtıRina Kent · Ren Kitap · 2026163 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi
Merhaba kitap dostlarım bugün size fantastik, macera ve gizem türünde @mstf_dilsiz kaleminden #düzen kitabı ile geldim. Kitap Türkan adlı bir genç kızın ekseninde ilerlemektedir. Türkan küçük yaştan itibaren bir eğitime dahil edilir. Burada kendisini beklenmedik gizemli olaylar, macera, ve sırların olduğu bir dünyanın içinde bulur. Zaman ilerledikçe Türkan Türklerin kurduğu yüzyıllardır varlığını gizlice sürdüren bir teşkilatta “Saka” olarak yetiştirilmeye başlanır. Kitap boyunca bu teşkilatın nasıl kurulduğu , üyelerin nasıl seçildiği ve hangi amaçlar doğrultusunda eğitildi anlatılmaktadır. Kitabın ana temasa Türk tarihi , kadim bilgiler, gizli yapılanmalar, Kimlik arayışı ,kurulan teşkilatların sırlarla örülü yapısı anlatılmaktadır. Akıcı ve hızlı ilerleyen bir kurguya sahip . Tarih, mitoloji, fantastik, gizli teşkilatlar ve kadim sırlar temalarını seviyorsanız macera ve temposu yüksek bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. “ Uyanma vakti geldi. Çiçekler ancak zamanı gelince açarlar.” “ Vatan bazen dünyaya sığmaz bazen de küçük bir yüreğin içinde atar. “ Çocuklarım, canlarım unutmayın bizim yapmak istediğimiz de verdiğimiz savaşta, beyaz, iyi, kötü ya da taraf yoktur.” Bu kitabımı Kübra Kabakcı öncülüğünde#birkelimelikitapokuyoruz etkinliği için okudum. @oceangirlbook @perseusyayinevi #keşfetteyim #okudumbi̇tti̇
DüzenMustafa Dilsiz · Perseus Yayınevi · 202411 okunma
Ya Tahammül Ya Sefer
Puan vermedi·124 syf.··
Beğendi
·
2026 75. kitabı
1970 li ve 1980 li yıllarda idealist amaçlar ve inançları uğruna dernek çatısı altında bir araya gelen ve bir takım matbuat faaliyetlerinde bulunan bazı gençlerin zaman ilerledikçe ve meslek sahibi olduktan ve de kimi zaman siyasete girdikten sonra sistemin içerisinde nasıl kaybolup gittiklerini ve ideallerinden nasıl uzaklaştıklarını güzel akıcı ve anlaşılır bir biçimde anlatmış yazar. Mustafa Kutlu Yazarın 3 kitabını daha aldım ve okuyacağım. Kesinlikle tavsiye ederim.
Alıntı
Ya Tahammül Ya SeferMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201315,7bin okunma
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
SHAKESPEARE OKUMALARI ATAOL BEHRAMOĞLU Ataol Behramoğlu, edebiyat tarihinin en büyük isimlerinden biri olarak kabul edilen Shakespeare hakkında pek çok yazı kaleme alınmış olmasına rağmen, onun oyunlarının dil ve anlatım özelliklerini, kurgu içindeki serbest çağrışımlarıyla birlikte ele almak istemiştir. Bu eserinde temel amacı, Shakespeare’in oyunlarının yalnızca tiyatro kurgusu üzerinden değil, içerdiği düşünsel sorunlar, şairliği ve bir düşünür olarak ortaya koyduğu metaforlar ve özdeyişler üzerinden de değerlendirmektir. 2017 ve 2021 yılları arasında çeşitli dergilerde yayımlanan 20 yazının bir araya getirilmesiyle oluşan bu kitap, Shakespeare üzerine ezbere dayalı yorumlardan uzaklaşmayı amaçlar. Behramoğlu, Shakespeare’in oyun yazarlığını mümkün olduğunca içselleştirerek kendi kişisel izlenimlerini, sorularını, beğenilerini ve eleştirilerini okuyucuyla paylaşır. Behramoğlu, Shakespeare’in Hamlet oyunu için her yerde rastlanabilecek bir trajedinin, büyük ustalıkla işlenerek benzersiz bir esere dönüştürüldüğünü söyler. Shakespeare’in eserleri ne zaman okunursa okunsun farklı şekillerde idrak edilip yeniden değerlendirilebilir. Tekrar okuma isteği uyandırmasının sebebi ise kurgusundaki özgürlük ve akıcılıktır. Shakespeare dili yalın ama güçlü bir kılıç gibi kullanır; olay örgüsü okuru içine çeker ve kişi kendisini adeta oyundaki kahramanlardan biri gibi hisseder. Macbeth üzerine yaptığı değerlendirmelerde Behramoğlu, Shakespeare’in kadınlara karşı ön yargılı olduğu yönündeki düşüncelerden bahseder. Metinde pek çok yerde erkek karakterlerin yüceltildiğini, Lady Macbeth’in kişiliği övülürken bile kullanılan dilde sert ve zehirli bir taraf bulunduğunu ifade eder. Romeo ve Juliet oyununun Shakespeare’in ilk dönem eserlerinden biri olduğunu ve sanki biraz aceleyle
Edebiyat
Shakespeare OkumalarıAtaol Behramoğlu · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202516 okunma
Üç Büyük Usta, Üç Büyük Dünya
Puan vermedi·228 syf.··
2026 52. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 17:05
Stefan Zweig'ın güçlü ve etkileyici üslubuyla kaleme aldığı Üç Büyük Usta adlı eserinde; Balzac, Dickens ve Dostoyevski'nin yalnızca edebî kişiliklerini değil, onların ruh dünyalarını, hayat mücadelelerini ve edebiyat tarihindeki yerlerini de okuyoruz. Zweig, bu üç büyük yazarı kuru bir biyografi anlayışıyla anlatmıyor; eserleriyle hayatları arasındaki bağı ortaya koyarak onları adeta yeniden inşa ediyor. Bir yanda Napolyon hayranlığıyla şekillenmiş, yarattığı karakterler aracılığıyla dünyayı fethetmeye çalışan toplumcu yazar Balzac vardır. Zweig, Balzac'ın romanlarını oluştururken benimsediği hayat anlayışını şu sözlerle özetler: "Onun yaşantısı yarattığı kişilerin zevklerine tutkuyla katılmaktan ibarettir." (s. 27) Balzac'ı ilgilendiren insanlar; tutkulu, ihtiraslı ve hayatı bütün şiddetiyle yaşayan insanlardır. Kendisi de tıpkı hayranı olduğu Napolyon gibi, bu kez ordularla değil kalemiyle dünyaya hükmetmek istemiştir. Dickens ise Viktorya döneminin çocuğudur. Disiplinin, aile değerlerinin, çalışkanlığın ve dindarlığın yüceltildiği; fakat aynı zamanda sınıf eşitsizliklerinin, yoksulluğun ve sosyal adaletsizliklerin de derinden hissedildiği bir çağda yetişmiştir. Bu sebeple eserlerinde toplumsal sorunlara sıkça yer verir. Ancak Dickens bir devrimci değildir. O, sistemi yıkmayı değil, aksayan yönlerini düzeltmeyi amaçlar. Gelenek ile değişim arasında bir denge kurmaya çalışır. Zweig'in dikkat çektiği önemli noktalardan biri de budur: Deha ile geleneğin çoğu zaman birbirine zıt kavramlar olarak görülmesine rağmen Dickens, bu iki unsuru eserlerinde büyük bir ustalıkla bir araya getirebilmiştir. Kitabın en etkileyici bölümü ise hiç şüphesiz Dostoyevski'ye ayrılan kısımdır. Zweig'in yaklaşık yüz yirmi sayfalık kapsamlı incelemesi, yalnızca bir yazar portresi değil,
Üç Büyük UstaStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20256,3bin okunma