Amadeu..
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Lizbon’a gece treni ve ucuz roman havası veren yanıltıcı kapağı üzerine… Kitabın kapağı ucuz bir aşk romanı yaşanacak izlenimi versede çoğunlukla felsefi konulara değinmekte. 80 yaşlarındaki ana karakterimiz ve onun hayatına (belki geç kalmışlığı denebilirse de bunu tercih etmiyorum) anlam katma arayışına değinen, bu süreçte hayatında deneyimlemediği çoğu şeyi kısa zaman içinde deneyimleme serüveninde Gregorius ile birlikte mutlaka kişinin kendinde bir şeyler bulacağı bazen felsefi, biraz duygusal, biraz geçmiş, bazen gelecek bir sürü konuya değinirken karakterleri tek tek içselleştirebileceğiniz harika roman… Geçmişte kaçırdığımız bazı şeyleri kaçırmamış olsaydık şuan bunları yaşar mıydık? Romanı en kısa şekilde özetlersem buna kelebek etkisi derim. Gregorius Lizbon’a yola çıkarken onunla ve diğer karakterlerle içsel yolculuğa çıkacağımız bir roman okumaya değer…
1000Kitap
Lizbon'a Gece TreniPascal Mercier · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20122,198 okunma
Dikkat spoiler içerebilir!
10/10
·400 syf.··
2026 8. kitabı
·
53 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 02:28
Bir anda karşıma çıktı bu kitap. Kapağına bakıp önsözünü okuduğumda içim bir garip oldu. Sanki bu kitapta kendime dair bir şeyler bulacak ve bu kitabı çok sevecekmiş gibi hissettim öyle de oldu. Özellikle de amadeu de prado’yu çok sevdim. İnsanlığı, içtenliği, düşünceleri ve yazdıkları beni derinden etkiledi. İyi ki karşıma çıkmış bu kitap, iyi ki Raimund Gregorius bir kitabın peşinden gidip o yolculuğu yapmış, amadeu’yu adriana’yı ve diğerlerini tanımış. Devrimi ve devrimcilerin yaşadığı o karanlık yılları “kadife devrimi” iyi ki okumuşum. Amadeu’nun kendisi farklı görüşte olmasına rağmen güzel kalbi ve doktorluk mesleğini yerine getirmek için insan kasabı mendesi kurtarması… çok farklı duygular içerisinde okudum bu kitabı. Sonunda amadeu’nun o kadar düşünmesinden ve yaşayışından sonra beyin anevrizması olmasına çok üzüldüm. Ne diyor Amadeu de prado “Geçmiş şeylerin izleri beni neden üzüyor, bunlar sevinçli bir şeyin izleri olsalar bile? Ne kadar benziyoruz amadeu bende öyle geçen her şeye büyük bir özlem duyuyorum. Esintili bir rüzgar estiğinde çocukluğumu hatırlayıp hüzünleniyorum, eskiyi hissetmek gözlerimin dolmasına neden oluyor tıpkı senin gibi. Kötü hissettiğinde kitaplara sığınıyorsun. Onlardan medet umuyorsun tıpkı benim gibi. Adriana’ya da çok üzüldüm o kadar çok sevdiği abisini genç yaşta kaybetti. Onun odasını müzeye çevirdi. Amadeu’yu en çok adriana sevdi. Canım adriana. O mavi evin muayenesini hiç bozmamış amadeu nasıl bıraktıysa öyle kalmış. Öldüğü saatte saati durdurmuş. Sevgi böyle bir şey. İyi ki bu içsel yolculuğa çıkmışım. Her satırını sindire sindire okudum. Alıntılarımı aldım. Bazı sayfalarda uzun uzun düşündüm. İyi ki bu kitap karşıma çıkmış ve ben iyi ki Lizbon’a seyahat etmişim. Pascal Mercier Lizbon'a Gece Treni
Lizbon'a Gece TreniPascal Mercier · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20122,198 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
1/10
·400 syf.··
2026 13. kitabı
Okuyup bitirebilmem aylarımı aldı.Belki de çok yanlış zamanda okudum bilmiyorum.Ama kendi açımdan söyleyeyim etkileyiciliği sıfırdı yani anlıyorum bazı mesajlar verilmeye çalışıldı amadeu üzerinden ama yeteri kadar da ders niteliğinde değildi. Bir adam çok bilinmeyen bir kitabın yazarını tanımak için Lizbona gidiyor buraya kadar tamam yazarın babası yargıç ama babasını insan yargılayacak konumda görmüyor kilisede dine aykırı konuşmalar yapıyor doktor olduğu için işkenceci birine yardım ettiği için pişmanlıkla geçiyor ömrü bunlar tabiki yazarı tanımak isteyen adamı etkiliyor ama bende o yazarın kardeşleri hariç diğer tanıdıkları ile yaptığı görüşmelerde kayış koptu kim kimdi neydi bir süre sonra sallamadım okudum gitti
Lizbon'a Gece TreniPascal Mercier · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20122,198 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Lizbon’a Gece Treni, Pascal Mercier tarafından yazılmış, insanın kendi hayatını sorgulamasını anlatıyor. Kitap, Bern’de sakin ve rutin bir hayat yaşayan Latince öğretmeni Raimund Gregorius’un bir gün köprüde karşılaştığı gizemli bir kadınla başlıyor. Bu karşılaşma onun hayatında bir kırılma noktası oluyor. Ardından eline Amadeu de Prado’ya ait bir kitap geçiyor ve bu kitap Gregorius’u derinden etkiliyor. Hiç plan yapmadan, aniden her şeyi bırakıp Lizbon’a gidiyor. Orada Prado’nun hayatını araştırmaya başlıyor, onun geçmişini, düşüncelerini ve yaşadıklarını öğrenmeye çalışıyor. Bu süreçte aslında kendi hayatını da sorguluyor; kaçırdığı fırsatları, seçimlerini ve gerçekten nasıl bir insan olmak istediğini düşünmeye başlıyor. Kitap boyunca hem Gregorius’un yolculuğu hem de Prado’nun hikayesi iç içe ilerliyor ve geçmişle bugün arasında gidip gelen bir anlatım ortaya çıkıyor. Kitabın dili genel olarak sade ama yer yer düşündüren ve yavaşlatan bir yapıda ilerliyor. Okurken sadece olayları takip etmiyorsun, aynı zamanda durup bazı cümleleri düşünmek istiyorsun. Bu yüzden çok hızlı okunan bir kitap değil ama okudukça insanın içine işliyor. Özellikle hayatı, seçimleri ve “başka bir hayat mümkün müydü?” sorusunu merak edenler için oldukça etkileyici bir okuma sunuyor. Çok aksiyon arayanlar için ağır gelebilir ama daha çok düşünmek ve farklı bakış açıları görmek isteyenler için kesinlikle okunmaya değer bir kitap.
Lizbon'a Gece TreniPascal Mercier · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20122,198 okunma
9/10
·416 syf.··
2026 2. kitabı
Lizbon’a Gece Treni (2004), Pascal Mercier (asıl adıyla Peter Bieri) tarafından yazılmış, felsefi derinliği ve düşünsel yolculuğu yoğun bir roman. Hikâye, prefektörlük gibi sıradan bir yaşam süren Raimund Gregorius’un ani bir kararla Bern’den Lizbon’a gitmesiyle başlar. Bir Portekiz kitabı ve tren bileti bulduktan sonra, Salazar diktatörlüğüne karşı direnişin içinde yer almış doktor Amadeu de Prado’nun yaşamını ve felsefesini araştırmaya koyulur. Bu dışsal yolculuk aynı zamanda içsel bir varoluş sorgulamasıdır: kimlik, seçimler, anlam arayışı ve özgür irade temaları romanın merkezindedir. Mercier, anlatıyı sıradan bir seyahat romanı seviyesinden çıkarıp insanın kendi geçmişi ve potansiyeliyle yüzleşmesine dönüştürüyor. Mercier Romanında Lizbon yalnızca coğrafî bir hedef değil, Gregorius’un bastırılmış duygu ve merakının açığa çıktığı bir metaforik mekân olarak işlev görür. Anlatı, hem Prado’nun notlarındaki felsefi düşüncelerle hem de Gregorius’un kendi yaşamına bakışıyla iki katmanlı bir diyalog oluşturur. roman derin felsefi bir yolculuk ve insanın kendi olma arayışının zarif bir anlatısı olarak gördüm. Avrupa’da ve dünya çapında geniş bir okur kitlesi tarafından benzer temaların işlendiği eserlerle karşılaştıracak olursak yazarı takdir etmemiz gerek. Kısaca; Lizbon’a Gece Treni, okuru basit bir maceradan öteye taşıyan, kendini ve yaşamını sorgulatan bir felsefi roman olarak gördüm. İster derin düşüncelerle dolu anlatımı takdir edin, ister temposunu ağır bulun; eser çoğu eleştirmen ve okur tarafından ruhsal ve entelektüel bir yolculuk olarak değerlendirildiğini göreceksiniz. Sizlere kısa bir alıntı ile iyi okumalar dilerim. “Disappointment is considered bad… But how could one gain clarity about oneself without disappointment?” (Hayal kırıklığı kötü sayılır. Ama
Edebiyat
Lizbon'a Gece TreniPascal Mercier · Sia Yayınevi · 20212,198 okunma
"Hayat yaşadığımızı hayal ettiğimiz şeydir"
9/10
·416 syf.·
2025 24. kitabı
Lizbon'a Gece Treni - Pascal Mercier Raimund Gregorius, Bern’de yaşayan bir Latince öğretmenidir. Gregorius’un hayatı tek kelimeyle durgundur. Yıllardır aynı okul,aynı dersler,aynı saatler,aynı yalnızlık,aynı rutin.... Bir sabah köprüde intihar etmeye kalkışan Portekizli bir kadını kurtarır. (Gizemli Kadın) Bu kadın, Gregorius'un hayatında bir kırılma yaratır: O gün Gregorius bir kitap bulur: Amadeu de Prado’nun düşünce metinleri. Metinlerde kendi iç dünyasını görünce, Gregorius yaşadığı hayatı sorgulamaya başlar.. hayatında ilk defa bir karar verir: Okulu, şehrini ve kim olduğunu bırakır, Lizbon’a trenle gider. Bu yolculuk, aslında dıştan bir yolculuk değil de, kimliğin, geçmişin ve benliğin derinlerine inen varoluşsal bir yolculuktur.. -İnsan bir gün bir karar alır ve bütün hayatını değiştirebilir.. -İnsan ne zaman kendisidir? Her zaman olduğu gibiyken mi? Kendini hep gördüğü biçimdeyken mi? Yoksa düşüncelerin ve duyguların yakıcı lavları bütün yalanları, maskeleri ve kendini kandırışları içine aldığı zaman olduğu gibi mi? -Yaptığımız her şeyin yalnızlık korkusundan yapıldığı doğru mu? Hayatımızın sonunda pişmanlık duyacağımız her şeyden vazgeçmemiz bu yüzden mi? Düşündüklerimizi bu kadar nadiren söylememizin sebebi bu mu? Yoksa niye bütün o şiddetli geçimsizlik çekilen evliliklere, yalancı arkadaşlıklara ,can sıkıcı doğum günü yemeklerine tutunup kalıyoruz ki? Bütün bunlardan vazgeçseydik sinsice gelişen şantaja bir son verseydik ve kendimize tutunsaydık, ne olurdu? -Okuyan insanlar vardı, bir de ötekiler. Birinin okuyan mı okumayan mı olduğu hemen anlaşılıyordu. İnsanlar arasında bundan daha büyük bir fark yoktu Kitabı bitirdikten sonra filmini de izledim.Film ve kitap arasında bir çok farklılıklar var. Genel olarak kitap daha varoluşsal, derin ve felsefi
Edebiyat
Lizbon'a Gece TreniPascal Mercier · Sia Yayınevi · 20212,198 okunma