Di 2004an de Beesiyên ku ji Îraqê hatibûn Sûriyeyê berî maça futbolê ya tîmeki Qamişloyê û yekî Dêrezorê bi mexseda ku heyfa têkçûna Sedam a li Îraqê, li Qamişloyê ji kurdan bistînin, bi sileh û daran xwestin ku komkujiyekê li dij kurdan pêk bînin. Kurd li ber van êrîşan bêdeng nemabûn û bûyer ji wir gihaştibûn Amûdê, He-sekê, Serêkaniyê, Kobaniyê û heta taxên kurdan ên li Şam û Helebê û veguherîbûn rengê serhildanekê. Ev bûyera han jî bi awayekî dijkolonyal di nav romanê de cih digire. Li gor Fanon (2007: 86) şidet koloniyê ji kompleksa kêmbûnê, ji helwestên bêhêvî û bêzarbûyî xelas dike; wê bêtirs û rehabîlîte dike.
Sayfa 108
Kurdî
El-Harîka -3
“Takviye birliklerin yardıma gelmesiyle durumu kontrol altına alan Sarrail, Şam'ın merkezini ve devrimcilere destek olan halkı cezalandırmaya karar verdi. Sonraki iki gün ve gece boyunca Eski Şehir bombardımana tutuldu. Derviş Paşa Camii'nin karşısındaki o mahalle -burada medfun bulunan bir zattan ötürü adı "Şeyh el-Amûd" idi- Şam Kalesi'nden ateşlenen topların çıkardığı dehşetli bir yangınla birkaç saat içinde harabeye döndü. Yüzlerce ev, tarihî konaklar, çarşılar, dükkânlar, camiler, medreseler, hatta Şeyh el-Amûd'un türbesi bile kül oldu. 1500'e yakın insanın alevler arasında can verdiği vahşetin ardından, Paris hükümeti General Sarrail'yi görevden almak durumunda kaldı.”
Sayfa 48 - El-Harîka
Reklam
Nukabâ sınıfı 300 kimsedir. Nücebâ 70 kişidir. Ahyâr 7 ve Amd 4 kimsedir. Gavs ise birdir. Nukabâ'nın meskeni batı tarafıdır. Nücebâ Mısır'da ve Ebdal umumiyetle Şam'dadır. Ahyâr'ın belli meskeni yoktur. Onlar seyahat ederler ve yeryüzünü dolaşırlar. Amd, zaviyelerde olur. Gavs'in meskeni ise Mekke'dir.
........ OLDUM
Bakdım vatanın hâline gark-ı keder oldum Bildim bileli kendimi hasm-ı beşer oldum Geldim taleb-i râhat içün ‘âleme ammâ Âfât-ı semâvât u zemîne siper oldum Ben bahtıma ağlarken o şimdi bana ağlar Baht-ı siyehimden de ben artık beter oldum Zevki bu mudur meykede-i ‘âlemin eyvâh Sahbâ yerine şârib-i hûn-ı ciğer oldum Ḥamd eylerim Allâh’ıma tam elli yıl oldu Rūmâl-ı serâ-perde-i ‘ilm ü hüner oldum Gerçi vatana vermediler fırsat-ı hidmet Tahsîl-i kemâlât ederek kâmver oldum Müstevlî-i mülk oldu yazık tecrübesizler Nef‘ ü zararından vatanın bî-haber oldum Ben dîde gibi gerçi makâmımda mukîmim Gördüm niçe ‘âlimleri nûr-ı nazar oldum Nakkâd-ı vatan kıymetimi bilmedi hayfâ Bir gevher-i yektâ idim ammâ heder oldum Sardı belime kollarını dün gece cânân Bir şâha ḳul oldum ki murassa‘ kemer oldum
Operada üç ismi dinlemeden olmaz; Verdi, Donizetti, Puccini, Ben bunların arasında Verdi'ciyim. Rusların da operaları iyidir amd onların esas balesini bilmek gerekir. Hiç olmazsa Çaykovskl'nin Kuğu GölUnü ve Fındıkkıran'ını izlemek, bir yerde çaldığında tanımak gerekir.
Alıntı
Dawî..
Heta niha dibêjin; ku nîvê xelkên Amûdê mirî ne û nîvê mayî jî dîn in.
Sayfa 83
Kurdî
Reklam
Reklam