İle... Hem bir bağlaç, hem de bir hayatın özeti.
Puan vermedi·232 syf.·
2026 40. kitabı
Aruoba, bildiğimiz, alışık olduğumuz dilden sıyrılıp, kelimelerin köklerine inerek bizi düşünmeye zorluyor. "İle" bağlacının o basit gibi görünen yapısının altında, hayatın en karmaşık meselelerini—varlığı, yokluğu, birlikteliği ve ayrılığı—öyle ince bir zekayla işliyor ki, kitabı bitirdiğinizde elinizde kalan şey sadece okunan satırlar değil, zihninizde açılan yeni kapılar oluyor. Onun felsefesi, hayatın telaşından yorulup bir an durup kendine bakmak isteyenler için adeta bir sığınak. Kitap boyunca yazarın o duru, sessiz ama bir o kadar da sarsıcı sesi size eşlik ediyor. Bazı cümleleri bir kez okuyup geçemiyorsunuz; dönüp dönüp tekrar bakma, üzerinde biraz daha düşünme ihtiyacı duyuyorsunuz. Hayata dair, ilişkilere dair, insan olmaya dair söylenmiş, tam da yerini bulan cümleler arıyorsanız, bu kitap tam size göre. “...bir de sen, kendin; kendi kendine, kendinle, kendinden...” Sizin için ile kitabında altını çizdiğiniz, “işte bu!” dediğiniz o cümle hangisiydi?
1000Kitap
İleOruç Aruoba · Metis Yayınları · 20184,435 okunma
9/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
Açıkçası bu kitabı alıp okumayı hiç düşünmüyordum. Ta ki Selma Salgırboyu’nun paylaşımını görene dek… Ardından başka okurların da beğenisini görünce, kitabı sepetime ekledim ve büyük bir beklentiyle sayfaları araladım. Kitabı çok ama çok beğendim. Ön yargıyla burun kıvırdığımız, “bana göre değil” diye kenara ittiğimiz eserlerin içinde ne büyük hazineler saklıymış, insan okudukça anlıyor. 1700’lü yılların sert ve acımasız kışında geçen kitap, daha ilk sayfalarında okuru içine çeken çarpıcı bir sahneyle başlıyor: Buz tutmuş bir nehrin altında ortaya çıkan bir ceset… Ancak bu romanı yalnızca bir polisiye olarak tanımlamak yanlış çünkü bu kitap, tarihsel bir zemin üzerinde yükselen; adalet, vicdan ve insanlık kavramlarını derinlemesine sorgulayan çok katmanlı bir anlatıma sahip. Erkeklerin egemen olduğu bir dünyanın ortasında dimdik duran bir kadın karakter… Bir ebe olarak yalnızca doğumlara değil, insanların en çaresiz anlarına da şahitlik eden; korkusuz, kararlı ve sezgileri güçlü bir kadın. Doğa tasvirleri öylesine canlı ki, sayfalar arasında ilerlerken o keskin soğuğu iliklerinizde hissediyor, karakterlerin yaşadığı her duyguyu adeta birlikte yaşıyorsunuz. Özellikle mahkeme sahneleri… Nefesimi tutarak okudum. Tacize uğramış bir kadının, yalnızca “yeterli delil yok” denilerek şüpheyle karşılanması, iftiralar, yalanlar derken aslında adaletin gölgede kalışını okurken içimi öfkeyle doldurduğunu belirteyim. Yargıcın vereceği kararı verirken kalbimin nasıl hızlı çarptığını, satırların arasında nefesimi tutarak ilerlediğimi size anlatamam. Çünkü yalnızca bir hüküm açıklanmayacak, aynı zamanda vicdanın da terazisi kurulacaktı. O an, adaletin gerçekten var olup olmadığını sorgulayan herkes gibi ben de kelimelere tutunmuş, sonucu bekledim. Adalet… Belki bu dünyada her
Donmuş NehirAriel Lawhon · Kairos Kitap · 202618 okunma
Reklam
9/10
·304 syf.··
2026 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 12:52
Gece yarısı kütüphanesinden daha çok beğendim nedense. Bitirdiğim an şunu düşündüm; ömür çok uzun gibi gelse de bir anlık, göz açıp kapayana kadar geçen ve bu hızda geçerkende değerini bilmemiz gereken şeylerin değerini de kıymetini de bilmediğimizmiş. Ya da görmekten kaçtığımız. Ölümle beraber hayatını baştan sona dışarıdan, pişman bir gözle gören adamı okuyoruz ve kendisine etkisini görüyoruz. Kesinlikle tavsiyedir, çok kolay okunuyor. İyi okumalar
Duygu ve Düşünce
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202680 okunma
Puan vermedi·130 syf.··
2026 80. kitabı
BİRBEN . Birben. Unutulmanın kıyısında bir kadın. İsmi gibi 'Bir' ve 'Unutulmuş'. Hatta son zamanlarda, Unutan! Balkonda bir kahve içimi zamanlarında hafızasındaki bulutlanmaları düşünüp doktora gittiğinde, yaşın getirdiği gereklilikden ziyade zamanın hastalığı #demans olduğunu öğrenmişti. İşte hikayesi de böyle başladı #birben in. Kimseye yük olmak istemediği için bir huzurevine yerleşme kararı almış, yanına alacağı eşyaları hazırlarken de eski günlüklerine takılmıştı. Şu an hatırladığı fakat zamanla tamamen silinecek anıları... Anne babası ile başliyor sarı saçlı ve güzel Birben'in hikayesi. Küçüklüğünde gittiği gösteri sonrası balerin olmak istemiş, babasının ince düşüncesi yanında annesinin elalem ne der sorunu tek kelime ile silip atmıştı hayallerini. Çok beklese de o günün gelmeyeceğini anlamıştı. Büyüyüp serpildiği vakit, artık evlenmelisin demişti annesi ve görücü usulü bulmuşlardı Rıfat'ı. O da küçüklüğünden darbeli içki içen bir eş olarak çok sıkıntı yaşatmıştı Birben'e. Öyleki oğlunu bile kullanmıştı yeri geldiğinde. Ve annesi, kızının yanında olması gereken bu yegane zamanlarda bile yine elalemi düşünmüş , hayatını çıkmaza sokmuştu kızının adeta. Fakat iyiki babası vardı, son noktayı koyup çekip kurtarmıştı yavrusunu. Defterin sayfaları aralandıkça öğretmeni Tan, Sinan, ilki Korhan, Aslan, arkadaşının arkadaşı Halit ve tabiki oğlu Onur ile hayatına değen erkekleri hatırlıyor bir bir Birben. Hafıza üzerinden başlayıp bir kadının yaşamındaki acılara, yalnızlıklara, çektikleri sıkıntılara ve ayağa kalkışına eşlik ediyoruz birlikte. Bir kadının yalnızca anılarının değil, aynı zamanda kimliğini koruma mücadelesinin de anlatıldığı; özellikle annenin çocuğunun yanında olmasının iki halini de okuduğumuz #birben , canım arkadaşım Özlem editörlüğünde
BirbenMeral Akman · Octopus Yayınevi · 202619 okunma
9/10
·406 syf.··
Beğendi
·
2026 146. kitabı
Merhabalar Bugün sizlere sevgili @irem.kpl yazarın kaleminden çıkan Labaraskuvi adlı fantastik kitabı ile geldim... " Lahan'da insanlar yavaş yavaş ölüyorlardı. Kimseye yardım edemiyordum, edilmiyordu. Gece sokağa çıkmak yasaktı ve çıktığın an alacaklardan kimse sorumlu olmayacaktı. Çünkü abraska ile mücadele etmek söz konusu bile değildi... " . fantastik ve gizem severler bu kitaba bayılacak. Kitap oldukça sürükleyici bir roman. Hikâye, geceleri ölümcül yaratıkların ortaya çıktığı Lahan şehrinde geçiyor. Haber muhabiri Priscilla en başından itibaren, olayları araştırma sürecini yöneten ve daha merak uyandırıcı hale getiren kişi oluyor. Çünkü yaratık Priscilla'yı görür ve o an ona birşey yapmaz ama haber devam eder gider. Şehri Abraska adı verilen yaratıkların yarattığı tehdit, tüm halkı abluka altına alıyor. Ben bazen korkmadı değilim benide ısırırsa diye. Akşam olduktan sonra insanların sokağa çıkmaya korktuğu, yardım çığlıklarına bile kayıtsız kalmak zorunda kaldığı bu şehir oldukça karanlık ve etkileyici bir atmosfere sahip. Abraskalar hakkında halka anlatılanların doğru olmadığını düşünerek araştırmalara başlıyor ve yayımladığı bir makalenin ardından olaylar beklenmedik bir şekilde büyüyor. Kitap boyunca Abraskaların yalnızca canavar olmadığını, iyi ve kötü olarak ayrıldıklarını görüyoruz. Bu durum kitaba ayrı bir farklı derinlik katıyor. Priscilla'nın gerçeği ortaya çıkarmaya çalışırken hem kendini hem de sevdiklerini koruma çabası oldukça tedirgin ediciydi. Ayrıca Miria ile olan dostluğu ve Easley ile arasındaki ilişki dinamiği de hikâyeye duygusal bir boyut kazandırıyor. Yazarın kurduğu dünya oldukça detaylı ve merak uyandırıcıydı. Gerilim, gizem, fantastik unsurlar ve kişi ilişkileri dengeli bir şekilde ilerliyordu. Bazı bölümlerde daha fazla
Labaraskuviİrem Küpeli · Elpis Yayınları · 202325 okunma
7/10
·510 syf.··
2026 34. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 11:49
İnsanların zaaflarıyla nasıl yönetilebileceğini, toplumsal körlüğün ne kadar ciddi boyutlarda olabileceğini gösteren, işleyen yazım dili ağır bir kitap.Daha önce okuduğum için şu an okurken daha az zorlandım. Kitapta Hasan Sabbah ile en sevdiğim şair ve aynı zamanda bilim adamı olan Ömer Hayyam buluştuğunda dizinin final sezonu geliyor gibi hissediyorsunuz. Suikastçı anlamına gelen Assasin kelimesi de Haşhaşilerden gelir. Hasan Sabbah güzel kadınları toplayıp, cennetten bir köşe gibi olan bahçelerde müritlerine dayar weedi ve onlara dünyada cenneti sunar, böylelikle tarihin ilk suikastçılarına hükmeder ve peygamberliğini ilan eder. Alamut kalesini fetheden Hülagü Han’dır. Hülagü Han fethedilmesi imkansız olarak düşünülen kaleyi tüneller açıp, petrol doldurarak patlatır, tüm haşhaşileri öldürür. Bir rivayete göre de günümüze dahi ışık tutacağı düşünülen içindeki büyük kütüphane de yakılır ve yok edilir
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201249,9bin okunma
Reklam
Reklam