Puan vermedi·464 syf.··
2026 4102. kitabı
Mariana Zapata'nın kitaplarını genellikle yavaş ilerleyen ilişkileri, karakterlerin zamanla birbirine yaklaşması ve duyguların sindire sindire işlenmesi nedeniyle severim. Bu yüzden Sevgili Aaron'a başlarken beklentim oldukça yüksekti. Özellikle mektuplaşma ve mesajlaşma üzerinden gelişen bir ilişki fikri bana çok sıcak ve samimi gelmişti. Ancak ne yazık ki bu kitap benim için beklediğim etkiyi yaratamadı. Kitabın ilk bölümleri tamamen Ruby ve Aaron'ın e-postalarından oluşuyor. Başlangıçta bu format ilgimi çekse de zaman ilerledikçe beni yormaya başladı. Birbirlerini tanımak için sürekli soru soruyor, ardından farklı konulara geçerek cevap veriyorlar. Bir süre sonra hangi cevabın hangi soruya ait olduğunu takip etmekte zorlandım. Geri dönüp tekrar okumaya çalıştığım anlar oldu ama bu da okuma akışını bozdu. Neredeyse yüz sayfadan fazla süren bu e-posta trafiği, beni hikâyenin içine çekmek yerine dışarıda bıraktı. Mesajlaşma dönemine geçildiğinde biraz rahatladım. İkilinin birbirleriyle kurduğu dostluk, yaptıkları şakalar ve zor zamanlarında birbirlerine destek olmaları hoşuma gitti. Ancak kitabın yarısına kadar yalnızca yazışmaları okuduğumuz için karakterlerin iç dünyalarına giremedim. Özellikle hikâye Ruby'nin ağzından anlatılıyor olmasına rağmen onun duygularını, düşüncelerini ve yaşadığı değişimleri yeterince hissedemedim. Bir karakterin ne söylediğini okumak başka, ne hissettiğini anlamak bambaşka bir şey. Ben o bağı kuramadım. Kitabın ilerleyen bölümlerinde Ruby'nin anlatımı daha fazla yer kaplamaya başlıyor ama bu kez de sanki hikâyenin ortasından başlamışım hissine kapıldım. Ruby'yi tanımaya çalışırken karakterin zaman zaman kendi anlattığı kişiliğiyle çelişen davranışlar sergilediğini düşündüm. Aaron ise benim için neredeyse tamamen bir gizem olarak kaldı.
Sevgili AaronMariana Zapata · Nemesis Kitap · 2021604 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2026 102. kitabı
Mitch Albom Bir Kere Daha “Bazı yılları birkaç anla hatırlarsın ,bazı anları ise yıllarca .. Sonra olan şey ,kalbimden hiç çıkmayan bir anı oldu …” “Ya hayatınızdaki her şeyi bir kere daha yaşama şansınız olsaydı?”sorusunu kapakta gördüğüm andan itibaren eser beni kendine çekti.Okumaya başladığım andan itibaren elimden bırakamadım arkadaşlar.Sanırım toplamda beş saatte bitmiştir Esere Alfie i,Dedektif Vincent tarafından sorgulanırken merhaba diyoruz.Alfie,Bahamalar’daki bir kumarhanede,rulet masasında buyuk paralar kazandıktan sonra hile yaptığı şüphesiyle gözaltına alınır.Dedektif Vincent onu sorgularken,Alfie,Dedektif e tüm cevapların siyah mermer desenle kaplı bir kompozisyon defterinde olduğunu söyler ve dedektife defteri okumaya başlar.Alfie nin defterinde hayatın,acı tatlı her anına şahitlik ediyoruz. Annesinin ölümünden sonra babası ile birlikte Afrika dan Amerika ya dönen Alfie nin,kendine olan güveni sarsılır,insanlarla iletişim kurmakta zorlanır.Akşamları babası tv bakarken kalbi hızla çarpar,nefes almakta güçleşir,sürekli korkmaktan,her an kötü bir şey olacakmış gibi hissetmekten yorulmuştur. Ta ki aklına annesinin ölüm döşeğinde kendisine söylediği o yeteneği hatırlayana kadar.Bu ikinci şans yeteneği,ailelerinde ki bazı insanlara tanrısal bir armağan olarak verilmiş.Bu armağanı Alfie de taşımaktadır. İkinci şans yeteneğinde Alfie,hayatının herhangi bir anını seçip bir kez değiştirebiliyor sonra yeni halinin tekrar değiştirme şansı olmuyor o sonuçla yaşamak zorunda.Ayrıca bu ikinci şansta gelen ölümü geri döndürme imkanı yok.Eceli gelen maalesef gidiyor.Ölümden kaçış yok Alfie nin,Afrika da tanıştığı orda yaşarken Prenses dediği cocukluk aşkı Gianna ile yeniden yolu kesiştiği sayfaları merakla okurken yakın arkadaşı Wesley kaybettiği sayfalar beni üzdü Kitabı
Bir Kere DahaMitch Albom · Destek Yayınları · 202645 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·280 syf.·
2026 386. kitabı
"Kimse kimseyi tanımıyor. Kimse kimsenin iç yaşamını bilmiyor! En ince duyarlı ân'lar, bu bilinmezlik ortasında yokmuş gibi solup gidiyor." Adalet Ağaoğlu uzun yıllar yaşadığı Ankara'dan İstanbul'a taşınma sürecini ve anılarını çalışma odasında eşyalarını ayıklarken hayatını, anılarını, kadınlık deneyimlerini ve Türkiye'nin siyasi/kültürel tarihini gözden geçirmesini anlatır.  Göç Temizliği yazarın Ankara'daki evinde eşyalarını toplayıp temizlik yaptığı birkaç saatlik zaman dilimine odaklanır.  Ağaoğlu, anıları ve geçmişi kurgulamanın, yani "kendini yazmanın" imkânını ve doğasını felsefi bir yaklaşımla sorgular Göç Temizliği bir kadının yazar olma yolundaki zorlu mücadelesini aktarırken, aynı zamanda Türkiye'nin geçmişteki siyasi ve toplumsal olaylarına da ışık tutar. Gelinen nokta ne? İçsel özgürlük. Bu özgürlüğün toplumsal yaşamla sürekli çatışması. Müthiş yorgunluk. Ama güzel bir yorgunluk bu... Adalet Ağaoğlu
Edebiyat Anı-Mektup-Günlük
Göç TemizliğiAdalet Ağaoğlu · Everest Yayınları · 2014159 okunma
9/10
·304 syf.·
2026 2. kitabı
Hayatımızdaki pek çok şeyin değerinin farkında değiliz. Tıpkı zamanın değerinin farkında olmadığımız gibi. İstediğimiz herkesle görüşebilmek, istediğimiz yerde istediğimiz kadar durabilmek, yağmur altında yavaş yavaş yürüyebilmek, hava kararırken, güneş doğarken gökyüzünü izlemek, yavaşça tadına vara vara yemek yemek, müzik dinlemek, kitap okumak, resim yapmak, kendimize ve sevdiğimiz etkinliklere vakit ayırabilmek, bir kedinin başını okşamak, sabah kuş cıvıltılarını dinlemek... Ne kadar değerli şeyler değil mi? Bütün bunlara ayıracak zamanımızın olması çok kıymetli. Bunlardan birini bile yapamadığımızda içimiz yavaş yavaş katılaşmaya başlar. "Ne sevinmesini bilir ne de üzülmesini. Gülmeyi de ağlamayı da unutmuştur. Böyle bir insanın içi kaskatı kesilmiştir. (268. syf.)" Bu durumda hayattan keyif alamayız. Şu an rahatlıkla yapabildiğimiz her şeyi zamana borçluyuz. Değerini bilmezsek bir gün elimizden kayıp gidecek. Bütün bu güzellikleri istesek de yapamayacağız. Kitap tam da bunu anlatıyor. Yaptığımız bir şeyi aceleyle yaparsak ondan zevk alamayız. Zamanımızı değerini bilerek ve hakkını vererek kullanmalıyız. Giden vakti geri getiremiyoruz fakat şu anı hakkıyla kullanmak bizim elimizde. Kitap beni çok etkiledi. Tam da zamanımın değerini bilmediğim bir anda okuma şerefine eriştim. 2019'dan beri kitaplığımın raflarını süslüyordu. Belki de doğru zaman şimdidir.
Edebiyat
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,3bin okunma
8/10
·286 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
Kitap 1879 yılında Jules Verne tarafından yazılmış. Jules verne benim favori yazarların arasındadır. Benim gibi bir çok seveni var. Ama bu kitabı çok fazla okuyana rastlamadım. Sanki rahmetli Kemal Sunal’ın Korkusuz Korkak filmini izledim gibi.Mülayim sertle, mülayim ters olarak karışır ve kendini ölecek zannedip kiralık katil bulur daha sonra isim karışıklığından aslında ölmeyeceğini öğrenir kiralık katili bulmaya çalışır. Muhtemelen bu kitaptan esinlenilmiş olabilir. Şahane bir kitap lütfen okuyun okutturun. Genç ve zengin Kin-Fo hayata karşı kayıtsızdır. Tüm servetine rağmen mutluluğu tatmamıştır. Günün birinde, bankadan gelen ani bir haberle, tüm parasını kaybettiğini öğrenir. Evlenmek üzere olduğundan ve müstakbel eşine sefil bir yaşam sürdürmeyi kendine yediremediğinden, intihar etmeye karar verir. Ama kararını uygulayamaz. Kendini ölümün kollarına bırakmaya hazırlandığı anda, içinde hiçbir duygu olmadığını fark eder ve bu hayatın heyecanlarını hiç değilse bir kez olsun tatmadan ölüme gidemeyeceğini anlar. Bunun üzerine, ustası ve arkadaşı filozof Wang'dan, belirli bir süre içinde kendisini öldürmesini ister. Böylece ölüm korkusu duyacak ve hayata veda etmeden bunun heyecanını yaşayacaktır. Wang öğrencisinin isteğini kabul eder ve birkaç gün içinde ortadan kaybolur. Onu bulmak imkânsızdır. Oysa talih, Kin-Fo'ya ikinci sürprizini hazırlamaktadır: Gelen ikinci haberle Kin-Fo, servetinin kurtulduğunu, hatta ikiye katlandığını öğrenir. Bu kadar heyecan Kin-Fo'ya yetmiştir. Artık tek amacı dolu dolu yaşamak ve nişanlısı Le-u'yla bir an önce evlenmektir. Fakat bunun için filozof Wang'ı bulması ve yaşamak istediğini ona anlatması gerekmektedir. "Bir an için olsun mutsuzluğu yaşayamayan kişi, mutluluğun kıymetini nasıl anlayabilir?"
Çin'de Bir Çinlinin Başına GelenlerJules Verne · Alfa Yayıncılık · 2018253 okunma
4/10
·140 syf.··
2026 4. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 18:03
Kuir temalı spekülatif kurgunun geniş yelpazesini bir araya getirirken, okuru hem bedenin sınırları hem de toplumun görünmez mutabakatları üzerine düşünmeye çağıran bir seçki olarak beliriyor. Öyküler; distopik gündelik hayatlar, kimlik ve arzu üzerine kurulu metaforlar, dönüşen bedenler ve kırılgan ilişkiler üzerinden ilerlerken çoğu kez “tuhaf” olanı yalnızca estetik bir tercih değil çağın ruhunu yakalayan bir anlatı stratejisi olarak kullanıyor. Uçtu Gitti… (Uğur DEVECİ); İnsanların duygusuzlaşıp ayı diye anılmaya başladığı dönemde Gökmen, uçmak için ölen kuşların kanatlarını koparıp kendine iki kocaman kanat yaparken içinde sel gibi coşup taşan sevgiden hiçbir zaman ümidini kesmedi. En yakın arkadaşı Mustafa'yı gerçekten sevdi. Bazen insanların cesaret göstermesi lazımdır. Gökmen, cesaret gösterip Mustafa'yı öptüğünde aslında ikisi eşcinsel değildi sadece sürü psikolojisine ayak uyduramadıkları için dışlanıldığı tuhaf kurgu öyküde bize çok güzel bir mesaj var; cesaretinizden ödün vermeden içinizden geldiği yaşayınız. On İkiden Sonra (Mercan ALPER); Akıcılık, sürükleyicilik ve merak uyandırıcılığın uyum içinde dans ettiği tuhaf kurgu öyküsünde bazen bir düşü okur gibi olduk bazen de öldükten sonra cennette bize sunulan huri denilen istediğim cinsiyete bürünecek hizmetlileri yani cinsiyetsiz uzaylı türünün insanların arasına sızdığını anlatıyor. Cennette sınav olmadığı için eşcinsellik normalleşecek mi? Bilinmez ama öyküde varlığını sürdürmek için bitki saksıları içinde köstebek hayatını belli bir süreye kadar yaşadığını görüyoruz. Onlara dokunduğumuz ne diliyorsak o dilediğimiz benliğe bürünüyor. Bekleyen Dargın Anılar (Nazlı Ayça ÖZKARAHAN); Bir eşcinsellik öyküsü değildir. Her insanın ummadığı anda ya sevilmeye ihtiyaç duyduğu anda yada yalnızlığa
Öykü
Kabuklar ve Tüm Diğer TuhaflıklarKolektif · Plüton Yayınları · 20264 okunma