"Hiçbir yaratık," diye yazar Ananda Coomaraswamy, "varoluşuna son vermeden tabiatın daha yüksek bir kademesine erişemez.
Sana şunu derim,küçük adam: İçindeki en iyi şey için duyuyu yitirdin. Boğdun onu,ve onu kimde görsen , katlediyorsun, çocuklarında, karında, kocanda, ananda ve babanda. Sen küçüksün ve de küçük kalmak istiyorsun, küçük adam.
Sayfa 33·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
DÖRT SOYLU GERÇEK
Dört soylu gerçek, Budist öğretinin temel anlayışını oluşturur: Birinci soylu gerçek (Dukkha); yaşamda ıstırap vardır "Doğum dukkhadır, yaşlanmak dukkhadır, ölüm dukkha- dır, üzüntü, feryat, acı, çaresizlik dukkhadır, hoşlanılma yana/ sevilmeyene yakın olmak dukkhadır, hoşlanılana/ sevilene uzak olmak dukkhadır, istediğini alamamak dukkhadır . " Buda Yaşam acılarla doludur. Bu ilk soylu gerçek Dukklıa keli- mesiyle tanımlanır, aslında kelime anlamı acıdan daha farklıdır. Buda'ya göre insanların yaşamiarına bütünsel bir gözle bakıldığında, sürekli bir kaygı halini görmek mümkündür, Dukkha'yla bu kaygı, tatminsizlik hali kastedilir. İnsanın kendisine yönelik duyduğu kuvvetli arzular kay- gıya yol açar. Bu arzular yerine getirilse, tüm istekler gerçek- leşse bile bunlar ebediyen elde tutulamayacakhr. Sadece bek- lenti hali değil, onları kaybetme olasılığı da bir kaygı vesilesi- dir. İstekierin elde edilernemesi de aynı şeki ld e bir kaygı 70 BUDA'NIN ÖGRETiSi durumu yaratır. Bu sefer de, doyumsuzluk nedeniyle ya da engelleyici arzular nedeniyle acı çekilir. Diğer bir deyişle, in- sanın doğasında olan çok temel kaygı hali tüm deneyimlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Buda, bu problemin çözümünün, istekleri, tutkuları ger- çekleştirmek üzere dünyayı değiştirmeye çalışmakta yatma- dığını söyler. Çözüm, dış dünyayı buna zorlamak değil de, insanın kendinde bir içsel dönüşüm sağlamasındadır. Buradaki gerçek; dünyanın durumunun çözümün değil de
1000Kitap
Buda'nın son zamanları
Buda son dönemlerinde, vücudunda zorlanmalar yaşamaya başlamıştı. 79 yaşına geldiğinde, zorluklarla geçen o yıl Rajahaga' dan kuzeybatıdaki Vaisali'ye kadar yolculuk yapmıştı. Sonradan önemli bir Budist üniversitesinin yapıldığı Nalanda ismindeki bölgede kısa bir mola vermiş, ardından ikinci molası Pataligama' da olmuştu. Bu m ola zamarıında "Burada daha sonra büyük bir şehrin temelleri atılacak " kehanetinde bulunmuştu. Gerçekten de daha sonra burada Patna isminde büyük bir şehir kurulmuştur. Vaisali'ye vardığında ciddi olarak hastalanmış, şiddetli sancılar çekmeye başlamıştı. Fakat kendine hakim olarak şikayet etmeden bu duruma katlanıyordu. Sangha'sırun kendisinden sonra devam etmesi için son olarak yapması gerekenleri yapmadan ve müritlerine hitap etmeden veda etmemesi gerektiğini düşünerek yeniden iyileşmeye gayret etmekteydi. Sadık hızeni ve yardımcısı olan Ananda'ya ve yanındakilere kendisinden sonra "Sangha topluluğunun hiçbir şekild e kendi kişisel varlığına bağlı olmaması" gerektiğini aktarmıştı : "Ey Ananda, kendi kendinize fener olun, kendinize güvenin, dış yard ıma güvenmeyin. Gerçeğe bir fener gibi sıkı tutunun, kurtuluşu yalnız gerçekte arayın, kendinizden başkasından yardım aramayın. Peki Ananda, bir kardeş kendine nasıl fener o labilir ve hiçbir dış yardıma değil de ya lnı z kendine güvenebilir, nasıl gerçeğe bir fener gibi tutunabilir ve kurtuluşu yalnız gerçekte arayabilir ve kendinden başka kimseden yardım aramaz? Burada, ey Ananda, bir kardeş, bedende iken bedenine öyle dikkat etsin ki, gayretli, düşüneeli ve dikkatli olarak, dünyada iken bedenin özlemlerinden doğan dertleri yenebilsin. Duygulara maruzken o duygulara öyle dikkat etsin ki,gayretli, düşüneeli ve dikkatli olarak, dünyada, iken duygulardan doğan dertleri yenebilsin. Ve ayrıca,
1000Kitap
SIĞLIK ve UFUKSUZLUK...
(...) Bugün hem anlamıyor hem de bu anlamazlığı kendi sığlığımıza ve ufuksuzluğumuza atfedeceğimiz ve bunun mahcûbiyetiyle kendimize çeki düzen vermeye çalışacağımız yerde, yüzsüzlüğü ele alıyor, bizden anlayış talep eden şeyin zaten anlama çabasına değmez olduğuna hükmediyoruz...
Say Yayınları
"Hiçbir yaratık," diye yazar Ananda Coomaraswamy, "varolmayı bırakmadan daha yüksek bir doğa elde edemez."
Sayfa 89·Kitabı okudu
Reklam
Reklam