• Sana şunu derim küçük adam:
    İçindeki en iyi şey için duyuyu yitirdin.Boğdun onu ve onu kimde görsen katlediyorsun;çocuklarında, karında, kocanda, ananda ve babanda.

    Sen küçüksün ve de küçük kalmak istiyorsun, küçük adam.
  • Kızmamaya çalıştın, pek çok kereler bu kararı aldın ama hâlâ oluyor. Hırslı olmamaya çalıştın ama tekrar tekrar aynı tuzağa düştün. Kendini değiştirecek tüm şeyleri denedin ama hiçbir şeyin olacağı yok gibi. Hep aynı kalıyorsun. Ve ben burada diyorum ki basit bir anahtarı var; Farkındalık.
    Buna inanamazsın. Nasıl olur da yalnızca
    farkındalık, başka pek çok şeyin bir yararı yokken yardım edebilir? Anahtarlar her zaman için çok küçüktür; anahtarlar büyük şeyler değildir. Küçücük bir anahtar çük büyük bir kilidi açabilir.
    İnsanlar Buda’ya: “Kızmamak için ne yapmalıyız veya hırslı olmamak için ne yapmalıyız veya seks ya da yemek konusunda takıntılı olmamak için ne yapmalıyız?” diye sorduklarında, onun cevabı her zaman aynıydı: Farkında olun. Hayatınıza farkındalığı getirin.
    Müridi Ananda tekrar ve tekrar her türden insanı dinleyince – farklı sorunlar ama doktorun reçetesi aynı kalıyor – kafası karışır.
    Der ki:” Sizin sorununuz ne? Farklı farklı hastalıklarla geliyorlar – birisi hırs getiriyor ve birisi seks ve birisi yemek ve biriside başka birşey – ama sizin reçeteleriniz hep aynı kalıyor!”
    Buda da ona: “Hastalıkları farklı; aynen herkesin farklı rüyalar görmesi gibi” dedi.
    İki bin kişi uyursa iki bin tane rüyaları olur. ama bana gelip bu rüyadan nasıl kurtulacağını sorarsan, ilacı aynı olacaktır: Uyan!
    Farklı olmayacaktır; reçete aynı olacaktır. Onu farkındalık olarak adlandırabilirsin, tanık olma olarak adlandırabilirsin, anımsamak olarak adlandırabilirsin;
    bunlar aynı ilaç için verilmiş farklı adlardır.
    Osho
    Sayfa 77 - Ganj Yayınları
  • “Filozof Vatsigotra sordu, “Bir öz var mı?” Ve Buda hiçbir şey söylemedi. Vatsigotra ısrar etti, “Yani öz yok mu demek istiyorsunuz?” Ancak Buda hala yanıt vermiyordu. Sonunda Vatsigotra gitti. Buda’nın hizmetkarı Ananda şaşırdı. “Efendim, siz her zaman öz olmadığını öğretiyorsunuz. Neden Vatsigotra’ya bunu söylemediniz?” Buda bunu söylemediğini, çünkü Vatsigotra’nın engelleri kaldırmak için bir yol değil, bir teori aradığı yanıtını verdi. ”
  • İçinde bulunan iyi ve değerli şeyleri duyamaz oldun artık.
    Boğdun bu iyi duyguları, gırtlakladın.
    Başkalarında, çocuklarında, karında, kocanda, babanda ve ananda bulunduğunu sezinlediğin an kalkıp onlardaki iyi şeyleri de öldürüyorsun. Küçüksün sen ve küçük kalmak istiyorsun.
  • Buda, bir ağacın altında öğrencileriyle oturmaktadır. Bir adam gelir ve yüzüne tükürür. Buda yüzünü siler ve adama sorar, "Başka? Başka ne söylemek istiyorsun?" Adam şaşırır, çünkü bir insanın yüzüne tükürülünce "Başka?" diye sormasını beklememiştir. Böyle bir deneyimi yoktur. Daha önce insanları hep aşağılamıştır ve onlar da kızarak tepki vermiştir. Ya da korkudan gülümsemiş ve adama yaranmaya çalışmışlardır. Ama Buda ikisini de yapmamış; ne öfkelenmiş, ne de korkmuştur. Sadece düz bir şekilde "Başka?" diye sormuştur. Tepki vermemiştir. Ama Buda'nın öğrencileri öfkelenir, tepki verir. En yakın öğrencisi Ananda der ki: "Bu çok fazla, buna tahammül edemeyiz. Sen öğretine devam et, biz de şu adama bunu yapamayacağını gösterelim. Cezalandırılması gerekiyor. Yoksa herkes aynı şeyi yapmaya başlar." Buda konuşur: "Sesini çıkartma. O beni kızdırmadı ama siz kızdırdınız. O bir yabancı, buralara yeni gelmiş. Benim hakkımda bir şeyler duymuş olmalı; 'Bu adam tanrıtanımaz, tehlikeli, insanları yoldan çıkarıp yanıltıyor' gibi şeyler. Benim hakkımda bir fikir edinmiş. O bana tükürmedi, kendi fikrine tükürdü; beni tanımıyor ki, bana nasıl tükürmüş olabilir? Eğer düşünürseniz, o kendi zihnine tükürdü. Ben onun bir parçası değilim ve görüyorum ki bu zavallı adamın söyleyecek başka bir şeyi olmalı. Çünkü bu bir şey söylemenin bir yolu; tükürmek bir şey söylemenin bir yolu. Bazen dilin yetmediğini hissettiğin anlar olur; derin sevgide, yoğun öfkede, nefrette, duada. Dilin yetmediği yoğun anlar olur. O zaman bir şey yapman gerekir. Derin sevgi duyduğunda birine sarılırsın; ne yaparsın orada? Bir şey söylersin. Çok öfkelendiğinde birine vurursun, tükürürsün; bir şey söylüyorsundur. Bu adamı anlayabiliyorum. Söyleyecek başka bir şeyi daha olmalı. O yüzden 'Başka?' diye sordum."

    Adam daha da çok şaşırır! Ve Buda öğrencilerine der ki: "Siz beni daha çok kızdırdınız çünkü siz beni tanıyorsunuz, benimle yıllarca yaşadınız ama yine de tepki veriyorsunuz." Şaşıran, kafası karışan adam evine döner. Bütün gece uyuyamaz. Bir Buda gördükten sonra artık eskisi gibi uyumak zordur, mümkün değildir. Bu deneyim tekrar tekrar aklına gelir. Ne olduğunu kendine açıklayamaz. Titreme, terleme nöbetleri geçirir. Böyle bir adama hiç rastlamamıştır; bütün zihni, bütün kalıpları, bütün geçmişi dağılır. Ertesi sabah geri döner. Buda'nın ayaklarına kapanır. Buda sorar: "Başka? Bu da sözle söylenemeyeni söylemenin başka bir yolu. Ayaklarıma dokunduğun zaman, sözcüklere sığmayan, sıradan dille anlatılamayan bir şey söylüyorsun." Buda devam eder: "Bak Ananda, bu adam yine burada bir şey söylüyor. Çok derin duyguları olan bir adam bu." Adam Buda'ya bakar: "Dün yaptığım şey için beni affet." Buda cevap verir: "Affetmek mi? Ama ben dün o hareketi yaptığın adam değilim ki. Ganj nehri sürekli akıyor, o hiçbir zaman aynı Ganj değil. Her adam bir nehirdir. Senin tükürdüğün adam artık burada değil. Aynı onun gibi görünüyorum ama aynı değilim, bu yirmi dört saatte öyle çok şey oldu ki! Nehirden çok su aktı. O yüzden seni affedemem çünkü sana kızgın değilim. Ve sen de yenilendin. Görüyorum ki, sen dün gelen adam değilsin; çünkü o adam kızgındı. O kızgındı ama sen önümde eğilip ayağıma dokunuyorsun, nasıl aynı adam olabilirsin? Sen o değilsin, o yüzden bunu unutalım. O iki adam; tüküren adam ve tükürülen adam artık yok. Yakına gel. Başka şeylerden konuşalım."
  • Bir filozof Buda'ya sorar: «Sözcüksüz, sözcüksüzsüz, bana gerçeği söyle.»
    Buda sessiz durur.
    Filozof saygıyla eğilir, Buda'ya teşekkür eder ve der ki: .-Sevecen davranışınızla yanılgılarım yitti de gerçek . yola girmiş oldum.»
    Filozof gittikten sonra, Ananda, Buda'ya filozofun han­gi aşamaya eriştiğini sorar.
    Buda yanıtlar: «Atın iyisi kırbacın gölgesinde de koşar."
    Mumon'un yorumu: Ananda, Buda'nın izdeşidir. Ama dışar­dakilerden daha üstün bir düşüncesi yoktu onun. Siz keşiş­lere sormak isterim: İzdeşlerle dışardakiler arasındaki fark ne kadardır?
    Basmak için bir kılıcın keskin yanına,
    Koşmak için kaygan buzun üstünde,
    Aranmaz ki izlenecek ayak izleri.
    Yarların kıyısında ellerin özgür, yürü.