Annesi, kızının -tıpkı babası gibi- doğuştan utangaç olduğunun farkındaydı, bu nedenle ne kadar çekinirse çekinsin kendini insan toplulukları arasına sokması için onu yüreklendiriyordu. Elizabeth'e bu konuda verdigi öğüdü prenses asla unutmayacaktı;“Odaya girdiğin zaman kapının ortasından geç." Annesinin arkadaşı Leydi Prudence Penn'in anımsadığına göre söylemek istedigi; "Özür diliyormuş gibi içeri girme, kontrol sendeymis gibi gir," idi.
"Bana kendinden ve geldiğin yerden bahsetsene," dedi Korkuluk, kız yemeğini bitirdiginde. Boylece Dorothy de ona Kansas'la ilgili her şeyi, orada her şeyin nasıl da gri oldugunu ve kasırganın onu bu garip Oz Diyarı’na nasil getirdiğini anlattı.
Korkuluk onu dikkatle dinleyip şöyle dedi:
"Neden bu güzel ülkeyi bırakıp o Kansas dedigin, kurak ve gri yere dönmek istedigini anlayamıyorum."
"Beynin yok da ondan," diye yanıtladı kız. "Evlerimiz ne kadar kasvetli ve gri olursa olsun, biz etten kemikten yapılmış insanlar çok güzel de olsa başka bir ülkede yaşamaktansa kendi topraklarımızda olmayı tercih ederiz. İnsanın evi gibisi yoktur."
Camila dedi ki, "Ondan vazgeçmeyeceğimi bilmeni istiyorum. Onun benden ayrılmasına izin vermeyecegim. Onun bunu atlatmasını sağlayacağım. Tıpkı daha öncekileri atlatmasını sağladığım gibi. Biz bundan daha büyüğüz. Biz senden daha büyüğüz. Billy’nin baska birini sevmemesini tercih ederdim. Ama uzun zaman önce neye karar vermiştim, biliyor musun? Mükemmel aşka, mükemmel kocaya, mükemmel cocuklara ve mükemmel bir hayata ihtiyacım olmadığına karar verdim. Ben, benim olanı istiyorum. Kendi aşkımı, kendi kocamı, kendi cocuklarımı, kendi hayatımı. Ben mükemmel değilim. Hiçbir zaman da olmayacağım. Herhangi bir şeyin de mükemmel olmasını beklemiyorum. Ama bir seylerin güçlü olmak için ille de mükemmel olmasina gerek yok. Yani eğer etrafta dolanıp bir şeylerin çatırdamasını umacaksan... sana şu kadarını söyleyeyim, o ben olmayacağım. Billy olmasina da izin vermeyeceğim. Bu da demek oluyor ki o sen olacaksın."
"Bir yanım senin çocuk istemeni diliyor çünkü benim çocuklarım beni çok mutlu ediyor. Ama... sanırım benim kadar mutlu olabilmek için senin farklı şeylere ihtiyacın var. Ve ben senin o seyler her neyse onları elde etmeni istiyorum," dedi. İşte o zaman ağlamaya başladım. Çünkü anlayan birisi vardı.