Kültürel kökenlerimizden gelen bakış tarzımız, Batı'nın düalist bakışından ziyade, saçaklı mantığa daha yakındır. Bir zamanlar olayları iyi-kötü olarak değil, "neticede hayırlı" olarak nitelerdik. Gaybın bilgisini Gaybın Sahibine bırakıp aciz aklımızın kavrayabileceklerinin peşine düşme cesaretine sahiptik. İnsani insan olduğu için, eşref-i mahlukat olduğu için önemserdik. Ama zaman içinde bir şekilde bunları unuttuk ve bugün Batı'nın sancıları içinde ortaya çıkan yeni gelişmeler, üzerinde oturduğumuz ganimete dair bize yeniden uyarılarda bulunuyor.
Insanın kaderidir bu: Haddini aşabilme yeteneği bahşedilmiş tek canlıdır ve ne yana doğru aşacağına karar verme hürriyetine de sahiptir. Çocuklarımıza ezbere dikte ettirdiğimiz dinden, mezhepten, ideolojiden, milliyetten ve gelenekten önce "insanlığı" öğretmeden de bu hürriyeti adam gibi kullanmayı beceremeyeceğiz.