Posta yoluyla nişan mı???
Aile, kış gününde Ankara İstanbul arasında çok gidip gelme olmasın diye, nişanın posta yoluyla halledilmesine itiraz etmemişti.
Sayfa 176·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Ankara kalesi bu akşam saatinde bana bir milletin, tarihinin ne kadar uzun olursa olsun, birkaç ana vak'anın etrafında dönüp dolaştığı, birkaç büyük ve mübarek rüyaya, yaratıcı hamlenin ta kendisi olan bir imanın devamına bağlı olduğunu bir kere daha öğretti.
Sayfa 20·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Anılar, Sanıklar, Yalanlar...
NİYAZİ BERKES'İN ANILARI ÜZERİNE Niyazi Berkes'in anıları, (aslında anılar demek metnin içeriğini tam olarak yansıtmıyor, ama bu noktaya aşağıda değineceğim) Mete Tuncay'ın da belirttiği gibi, 1940'lı yıllardaki siyaset ve toplum hayatımızın genel bir tablosunu çiziyor. Berkes'in asıl amacı, bu sırada üniversiteden atılmasının kişisel ve acılı öyküsünü yazarken, (bir akademisyene/siyasal bilimciye yakışır bir şekilde) öyküyü, genel siyasal atmosferin içine yerleştirmek... Nitekim bunu, Niçin ve Neyi Yazıyorum? başlığı altındaki (tabiri caizse) önsözünde de belirtiyor. Bunu başardığı da hemen eklemeliyim. Berkes'in dikkati çekmeye çalıştığı bir başka önemli nokta da bugün hâlâ pek çok sıkı Kemâlist în savunduğunun aksine, Atatürk döneminin İsmet Paşa ile sona erdiğidir. Yani, Ebedi Şef ile Milli Şef'i birbirinden dikkatle ve kesin/keskin bir şekilde ayırma gereğidir (Mete Tunçay, yazısında, Attila İlhan'a göndermede bulunurken, sanırım, Niyazi Berkes ile Attila İlhan'da bulunan ve başkalarının da paylaşabileceği bu paralelliğe işaret etmek istiyor). Berkes'in vurguladığı önemli bir nokta daha var: O da günümüz deki (gerçi bu "günümüzde" sözü, Berkes'in ölüm tarihinden önceye denk düşüyor, ama ülkemizde siyasî anlamda "günümüzde" sözcüğünün ifade ettiği anlam, aradan geçen on yıllarla da olsa, içerik bakımından aslå değişmiyor!) siyasi tablonun, sanıldığının aksine, 1950 sonrasındaki iktidarların değil, fakat bizzat İsmet Paşa'nın siyasetinin doğrudan bir sonucu olduğudur (Bu konuda kısa bir metin için bkz. Ek 3: "Berkes'in Oktay Akbal'a Yazıp da Göndermediği Mektup"). Berkes'in keskin ve sert vurgularına katılmak bazen mümkün, bāzen de değil... Doğrusunu söylemek gerekirse, dönemin ilk yarısı üzerine (hem iç ve hem de dış politikayı konu alan) bir kitap yazmış ve
Sayfa 291·Kitabı okuyor
1000Kitap
Ankara
Şehrin aktüalitesi biraz da bu yeni binalarla Mustafa Kemal'in hayatıydı. Bu nerde basıldığı bilinmeyen, hattâ hiç elinize geçmeyen, fakat sizden başka herkesin okuduğu ve her ağzın beraberce size naklettiği bir gazeteye benziyordu. Öyle ki aynı fıkrayı, herkesin âdeta zarurî olarak günde birkaç defa birbirine rastladığı bu şehirde, bir saat içinde yirmi kişi birden size anlatabilirdi. Bir tek tefrikası vardı. Şehrin her köşesinin, rast geldiğiniz her insanın naklettiği çetin savaş ve karar günleri...
Ankara
Kısacası Anadolu kıtasının kaderinde az çok değişiklik yapan vak'aların çoğu onun etrafında gelişir. Bu hâdiselerin en mühimi şüphesiz en sonuncusu olan istiklâl Savaşıdır. Bu muharebe sadece Türk milletinin kendi hayat haklarını yeni baştan kazanmış olduğu harp değildir. Hakikatte 26 Ağustos sabahı Dumlupınar'da gürleyen toplar, iktisadi ve siyasi esaret altında yaşayan bütün gark milletleri için yeni bir devrin başladığını ilân ediyordu. Onun içindir ki bundan böyle her zincir kırılışının başında Ankara'nın adı geçecek ve her hürriyet mücadelesi, Sakarya'da, İnönü'nde, Afyon'da, Kütahya ve Bursa yollarında ölenlerin ruhuna kendiliğinden ithaf edilmiş bir dua olacaktır.
Çankaya sırtları, Çiftlik, Baraj yolları, Etlik, Keçiören bağları velhasıl nerden bakarsanız bakınız, cam gibi keskin bir ışık altında bu kaleyi, bütün arazi terkiplerini kendisinde topladığı ufka hep aynı sükûnetle hâkim görürsünüz. Bazen geniş sağrısını rüzgâra vermiş bir harp gemisi gibi zaman ve hadiselerin denizinde çevik ve kudretli yüzer, bazen bir iç kale, bütün ümitlerin kendisinde toplandığı son sığınak olur, bazen bir kartal yuvası gibi erişilmesi imkânsız yükselir.