Puan vermedi·264 syf.··
2026 25. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:53
Merhabalar Bugün sizlere #memduhşevketesendal kaleminden #ayaşlıvekiracıları eseri ile geldim.. Kitap Ankara’da bilinmeyen bir semtte dokuz odalı bir apartman dairesinde yaşayanların başından geçen trajikomik olayları anlatmaktadır. Romanda anlatıcı olan kişi Anadolu’da bir çiftçi ailesinin çocuğu olarak dünyaya gelmiş bir bankada memur olarak çalışan 20 ila 30 yaşları arasında genç birinin gözünden anlatılmaktadır. Kitabın ismi de Ayaşlı İbrahim adındaki bir tarafından her bir oda ayrı bir kiracıya kiralanmakta mutfak, tuvalet, banyo ortak kullanım şeklinde kullanılmaktadır. Ev sahibi de odanın birinde ikamet ediyor kiracıların temizlik işlerine yardımcı olarak genelde hizmetçiler bulunmakta. İşin ilginç olanı evlisi, bekara genci yaşlısı, okunuşu cahili aynı çatı altında yeri geldiğinde aynı sofra etrafında buluşuyor. Bana göre yazar cumhuriyetin ilk sancılı yıllarına toplumsal olarak nasıl etkilere sahip olduğuna göstermek için adeta küçük bir numunesini alıp onun üzerinde sentezler yapıyor gibi geldi. Yazardan ilk defa okuma yaptım sade ve anlaşılır bir dili var. Ayrıca karakterlerin fiziksel özelliklerini öyle tasvir ediyor ki sanki o karakter karşınızdaymış gibi hissediyorsunuz. Kitabın konusu bana toplumdaki yozlaşmanın, karakter aşınmasına günümüzde olduğu gibi her dönem tekrar hatırlattı. Bunun yanında kadın erkek cinsiyet rollerinin dönem tam da oturmadığına kadınların hem iş hayatına atılır hem de aile içinde rollerinin devam etmesi alışılmış kadın figürünün dışına çıkmanın sancılarını yaşayan kadınların tereddütlerini fark ettim. Kitap sıkıcı değildi ama çok da sürükleyici ve karakterlerle bir bağ kuramadığımı fark ettim. Yine de tarihin farklı dönem ait okumalar yapmayı seviyorum o dönemdeki insanların hayata bakış açılarını görmek için faydalı
Ayaşlı ile KiracılarıMemduh Şevket Esendal · İnkılap Kitabevi · 20249,4bin okunma
Ayaşlı ve hissedemediklerimiz;
Puan vermedi·248 syf.··
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 15:46
Kitabı henüz bitirmenin verdiği bir duygu karışıklığı ile yazıyorum. Bir Cumhuriyet dönemi eseri. Dili sade ve olay örgüsü geniş. Çarpık ilişkiler, gevşek aile yapısı, gelenek ve görenek çürümesi ve dönemin toplumunda kadının yeri anlatılıyor. Esendal o dönemi muhakkak büyük bir gerçeklikle yansıtmış. Fakat aklıma yatmayan şeyler var. Kitabın içinde gerçekleşen olaylar, karakterler o kadar hissettiremiyor ki sinirleniyorum. Yani karakterler hayatı yüzeysel yaşıyor ve evet; annelik, inanç, aile ve bunlar gibi değerleri anlamsız buluyor. Ama beni kızdıran şey, bu küçük insanların sıradan ve yüzeysel anlatılması değil. Hayatın gerçekten derin olan bir kısmını aktaramaması; duygunun okuyucuya geçmemesi. Romanın duygusal anlamda okuru etkileyememesi. Belki amaç budur ve belki yazar karşımda olsa, "Davranış üzerinden aktarım yapıyorum." diyecektir. Ama davranış duyguyla ortaya çıkar. Bağımsız değildir bence. Mesela kitabın içindeki hizmetçi bir kadına babacan bir tavırla yaklaşımı anlatılıyor; fakat o kadar hissettiremiyor ki anlamsız bir hikâye serpiştirilmiş gibi havada kalıyor cümleler. Aklıma Camus'nün Yabancı'sı geliyor.Biraz Batı etkisi ile yazılmış diyorum. Oblomov'u hatırlıyorum. O da çoğu şeyi anlamsız buluyordu; yaşadığı dönemin, kültürün köksüzlüğü içindeydi. Ama hissettiriyordu. Belki bu yüzden daha gerçek geliyordu.
Edebiyat
Ayaşlı ile KiracılarıMemduh Şevket Esendal · Kapra Yayınları · 20239,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi·224 syf.··
2026 469. kitabı
Beş Şehir, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın sadece Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul şehirlerini değil, aynı zamanda bu şehirlerin şahsında Türk kültürünün, tarihinin ve medeniyetinin ruhunu aradığı, bir medeniyet denemesidir. Yazar, bu beş şehri sadece coğrafi sınırlarıyla değil; hafızaları, mimarileri, insanları ve onları var eden yaşanmışlıklarıyla birer yaşayan organizma gibi ele alır. Kaybolmaya yüz tutmuş geleneklerin, eski ile yeninin çatışmasının ve modernleşme sancılarının ortasında, kendi iç dünyasının estetik süzgecinden geçirdiği şehirleri, melankolik ve bir o kadar da zarif bir dille resmeder. Bir şehri anlatırken aslında kendi çocukluğunu, anılarını ve milletinin kaderini anlatan Tanpınar, bu eseriyle şehir ve insan arasındaki o kopmaz, kadim bağı, deneme türünün en yüksek mertebesinde bir sanat eseri olarak sunar.
Beş ŞehirAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201914,2bin okunma
Puan vermedi·592 syf.··
2026 331. kitabı
Azra Kohen, Gör Beni adlı bu sürükleyici ve tarihi-felsefi romanında, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarının sancılı, coşkulu ve dönüşüm dolu atmosferinde, birbirine tamamen zıt dünya görüşlerine sahip iki insanın –Cumhuriyet değerlerini temsil eden genç ve idealist Ülkü ile köklü bir geçmişe ve geleneksel yapılara bağlı olan Selim’in– kesişen hayatlarını konu alır. Yazar; yeni kurulan bir devletin modernleşme çabalarını, toplumsal devrimleri ve eski ile yeninin sancılı çatışmasını bu iki karakterin tutkulu aşkı üzerinden anlatırken; insan doğasını, ön yargıları, din ve vicdan olgusunu, kadının toplumdaki yerini ve "kendini görme" yolculuğunu, zengin felsefi diyaloglar, yoğun psikolojik tahliller ve akıcı, sorgulayıcı bir edebi dille işler.
Gör BeniAkilah Azra Kohen · Everest Yayınları · 202019,3bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 323. kitabı
Nihal Atsız, Deli Kurt adlı bu epik ve tarihi romanında, Osmanlı İmparatorluğu'nun en buhranlı dönemlerinden biri olan Fetret Devri'ni, "Deli Kurt" lakaplı Murad’ın gizemli ve kahramanlıklarla dolu hayatı üzerinden konu alır. Yazar; Ankara Savaşı sonrasında dağılan Osmanlı birliğini yeniden tesis etmeye çalışan iradenin gölgesinde, Murad’ın aslında Yıldırım Bayezid’in oğlu olduğu gerçeğini keşfetme ve kimlik arayışını anlatırken; dönemin saray entrikalarını, sınır boylarındaki akıncıların cesaretini, sadakati, ihaneti ve Türk milliyetçiliği ekseninde gelişen fedakarlık ruhunu, destansı, sürükleyici ve milli bir şuur aşılayan edebi bir dille işler.
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202019,7bin okunma
8/10
·272 syf.··
2026 33. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 16:37
Yaşanılan dönemin ruhunu yansıtan kitaplara bayılıyorum. Yenişehir’de Bir Öğle Vakti karakterler üzerinden bu yansıtmayı yapan müthiş bir kitap. Romanın merkezinde bir kavak ağacı var gibi görünse de aslında anlatılan şey insanlar. Aynı şehirde yaşayan ama birbirinden bambaşka hayatlara sahip insanların umutları, kırgınlıkları, hayal kırıklıkları ve arayışları..Sevgi Soysal, Ankara’nın bir mahallesinden yola çıkarak bütün bir toplumun fotoğrafını çekiyor. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey karakterlerin gerçekliği oldu. Kitaptaki her bir karakter kendi korkularıyla ve seçimleriyle var olmuş.Bu yüzden bazı sayfalarda kendimden, bazı sayfalarda ise çevremdeki insanlardan izler buldum. Özellikle Mehtap sanki bendim. Olcay ve Doğan arasındaki abi kardeş ilişkisi bir zamanlar abimle benim ilişkimi yansıtıyordu sanki. Sevgi Soysal’ın dili oldukça sade. Ancak bu sadeliğin altında güçlü gözlemler ve derin bir toplumsal eleştiri var. Özellikle kadınların toplum içindeki konumuna dair yaptığı göndermeler, bugün bile güncelliğini koruyor. Erken yaşta vefat ettiği için üzüldüğüm bir yazar oldu ve kalemi ne kadar güçlüymüş, bizim edebiyatımızda da mükemmel kadın yazarlar varmış dedirttirdi bana ki zaten Orhan Kemal ödüllü olması bu durumu özetliyor. Aynı zamanda kitap bana Ayfer Tunç’un Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi tadı verdi. Belki de bu yüzden bu kadar sevdim. Tavsiyedir, okunabilir
Yenişehir'de Bir Öğle VaktiSevgi Soysal · İletişim Yayınları · 20122,974 okunma
Reklam
Reklam