Puan vermedi
//KİTAP TAVSİYEM "KUZGUN YEMİNİ" //ALINTILAR #Karanlık her zaman korkutucu değildir, bazen de öğreticidir... #En büyük korku bilinmeyen değil, insanın henüz tam keşfedemediği kendi zihnidir;çünkü adalet de zulüm de önce orada başlar... #Bazı karanlıklar anlatılmadıkça büyür... #Bazı hikayeler yazılmak değil, susmamak için doğar... #Bilinmezlik kapının ardında kara bir kuyu gibi bekliyordu... #Zaman yalnızca akmıyor, insanın üstüne çörekleniyordu... #Düşünceler bazen insana bir tabanca gibi doğrulabilirdi... #Gölge karanlığı değil aydınlığı getirecek... #Bazen dönmek iyidir, nereye olursa olsun... #Doğrular acıtır... Dönüşen birinin ardından koşan herkes, bir noktada aynı karanlığa girer.. #Bazı sorular soruldukları anda anlamını yitirirdi.. #Hiçbirşey söylememek en doğru cümleydi... #Bazı mesajlar anlaşılmak için değil, uyanmak için yazılırdı... #Bir insanın içinde bu kadar karanlık olabileceğini... Sevginin bazen insanı kurtarmadığını... Geç farketmişti... #Bazı sorular insanı hayatta tutmaz;sadece daha çok acıtırdı... #Yüreğinin ortasından kırılmıştı, nasıl onarılacağını bilmiyordu... #İnsan her zaman gerçeğin iyileştirdiğine inanır... #Bir insanın sevdiği birini kaybetmesinden daha önemli ne olabilirdi? Yanılmış olmak... #Bazı anlar vardır, yaşanmasa hayat devam eder, yaşandığında ise insanın içinden bir şey kopar... #Hiçbir şey aydınlığa erişmemişti, aksine herşey karanlığa gömüldü... #Bazen doğru olan şey, insanın en büyük yanlışıydı... #Bazı pişmanlıklar ses istemezdi., sessizce insanın içine çöker orada kalırdı... #Gölgeler ölümsüzdür... #Tehlike geçmişte kalmazdı, şekil değiştirirdi... //KİTAP HAKKINDA
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202615 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 153. kitabı
Yusuf Atılgan’ın o kendine has, modernist ve sarsıcı diliyle, taşranın o boğucu atmosferinde bir otel katibi olan Zebercet’in zihninin en karanlık dehlizlerine daldığım çok derin bir okumaydı. Yazar; geciken Ankara treniyle gelen o gizemli kadının gidişinin ardından, Zebercet'in içindeki o bastırılmış yalnızlığı, yabancılaşmayı ve cinsel buhranları adım adım bir deliliğe ve yıkıma doğru nasıl sürüklediğini muazzam bir psikolojik derinlikle işlemiş. Toplumun ve rutinin dışına itilmiş modern insanın o çaresiz yalnızlığını, odaların kasvetli sessizliği üzerinden iliklerime kadar hissettiren Türk edebiyatının en güçlü ve sarsıcı başyapıtlarından biriydi.
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
Reklam
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:29
"Azizim, benim bildiğim, kadının bağırıp çağıranından, düşüp bayılanından korkulmaz. Evde emniyet musluğu gibidir! Ufak bir şeyden işkillense ağzı açılır, kazan patlamadan toplanırsın. Kadının korkulusu ağzı açılmayandır!" (Sayfa: 201) Mendil Altında isimli kitap 25 kısa öyküden oluşuyor. Esendal, kendine has üslubu ile neredeyse konuşma dili gibi akıcı bir anlatım yapmış; abartıdan uzak, gözlemci bir bakış ve sıradan insanların günlük hayatlarından kesitler sunmuş. Yazar Ankara’nın, taşranın ve bürokrasinin küçük memurlarını, ailelerini, esnaflarını, emeklilerini ve gündelik dertlerini çok samimi ve ironik bir dille anlatıyor. Hikâyelerde büyük olaylar, dramatik çatışmalar pek yok; bunun yerine durum öyküsü diyebileceğimiz, Çehovvari kesitler hâkim. Bir memurun öğle tatilinde uyumaya çalışırken kurduğu hayaller, , aile içi ilişkiler, toplumsal değişim çabaları, basmakalıp fikirler ve kentleşme gibi konular işlenmiş. Esendal yargılamadan, alay etmeden ama ince bir mizahla insan zayıflıklarını, hayallerini, 'mış gibi' yapmalarını ve küçük mutluluklarını gösteriyor. Bu yüzden okurken hem gülüyor hem de, "tam da öyle" diye iç geçiriyorsunuz. Modern Türk öyküsünün 'durum öykücülüğü' geleneğini en güzel yansıtan kitaplardan biri diyebilirim. İyi okumalar.
Mendil AltındaMemduh Şevket Esendal · Bilgi Yayınevi · 2012846 okunma
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 115. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Con Sinov kaleminden Atatürk kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2025 yılı basımlı 391 sayfalık bir kitap •Kitap bizleri kronolojik sayfalarla sınırlamıyor; meclis sıralarının arasına, gizli kulislere ve liderlerin zihin odalarına buyur ediyor. Mustafa Kemal’in siyasi dehası ile hükümet krizlerini birer tıkanma noktası değil, Cumhuriyet’in ilanı için birer sıçrama tahtası olarak kullanışını okumak müthiş bir keyifti. ​•Abdurrahman Şeref Bey’in meclis kürsüsünden "Hükümet şekillerinin sayılmasına lüzum yok. Bu, Cumhuriyet'tir. Doğan çocuğun adıdır." diye haykırdığı anı okurken tüylerim diken diken oldu. ​•Kitapta laiklik ve din teması o kadar duru işlenmiş ki Gazi'nin dine olan şahsi saygısını ama dinin devlet işlerine müdahale ettiğinde nasıl bir felakete dönüştüğünü anlattığı o samimi pasajlar, bugüne kadar okuduğum en net analizlerdendi. •Ankara'yı hilafet üzerinden eleştiren İslam dünyasının, aslında o sırada sömürge altında boyun eğerek yaşaması ve bağımsızlık mücadelesi veren Türklere akıl vermeye çalışması tam bir trajikomik burukluk. •"Türkler banka işletemez" diyen zihniyete inat, Celâl Bey önderliğinde kurulan İş Bankası’nın ekonomik bağımsızlık kıvılcımı harika işlenmiş. •1925 yılındaki o zorlu dönemde Gazi’nin tarihe geçen şu sorgulaması beni çok sarstı: "Devrimin merhameti bir noktaya kadar erdemdi fakat bir noktadan sonra zafiyetti." ​Mazinin o çürümüş zihniyetine karşı verilen bu büyük savaşı, bir liderin yalnızlığını ve stratejilerini hiç bu kadar içeriden okumamıştım. Yakın geçmişin siyasi mücadelelerine ilginiz varsa, bu kitabı mutlaka kitaplığınıza ekleyin. Yazarımızın kalemine sağlık Okumayı ihmal etmeyin im t u b i s ʚĭɞ
AtatürkCon Sinov · Masa Kitap · 202584 okunma
9/10
·300 syf.··
Beğendi
·
2026 112. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Hasan Balaban kaleminden Altair - Pinhân kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının ilk kitabı 2026 yılı basımlı 300 sayfalık bir kitap •Normalde suç dünyasını, gizemleri kovalamayı çok severim ama bu kitap çıtayı öyle bir yere taşımış ki sadece bir hackerın peşinde koştuğumu sanırken kendimi bir anda Türk mitolojisinin, tasavvufun ve gökyüzü şifrelerinin tam ortasında buldum. •Hikaye, Herakles mahlasını kullanan gizemli bir örgütün ya da siber teröristin saat tam 09.09’da attığı o ürpertici tweetlerle başlıyor. Ama bu bildiğimiz klavye delikanlılığı değil; adamlar attıkları her tehdit dalgasını gökyüzündeki takımyıldızlarıyla şifrelemişler. Serpens Caput, Delphinus, Capricornus, Ophiuchus ve Scutum derken siber dünyadan gelen darbelerle ülkece ekran başında buz kesiyoruz. •Kurgu sadece bilgisayar kodlarından ibaret değil. Bir bakıyorsunuz Profesör Bilgin’in bıraktığı mektuplarla Gök Tanrı ve Erlik Han gibi Türk mitolojisine dalmışsınız, bir bakıyorsunuz Enneagram formülü ve Sufizm bağlantılarıyla tasavvufun o en gizemli dehlizlerinde kaybolmuşsunuz. Fırat Nehri'ndeki o acayip mavi-yeşil ışık ile İstanbul Topkapı Sarayı’nın asırlık duvarları arasında öyle bir köprü kurulmuş ki, bir anda kendinizi kadim bir tarikatın, Altair’in izinde buluyorsunuz. •Mevlüt, Mert, Deniz, Furkan, Hican, Oğuz ve Volkan. Kimse göründüğü gibi temiz değil, herkes arkasında bir şeyler gizliyor ve bu sırlar yüzünden operasyonlar defalarca çuvallıyor. •Pasif savunmanın bitip, ekibin Ankara Merkez, Fırat Ekibi ve İstanbul Ekibi olarak üç kola ayrıldığı an kurgu adeta üç farklı koldan akan bir nehre dönüşüyor. Ve o final... Tam şifreler çözülüyor, taşlar yerine oturuyor dediğiniz anda maskelerin düşmesi ve Altair’in "Ben geldim" diyerek sahneye çıkışı... •Yazarın kalemi o kadar
Altair - PinhânHasan Balaban · Güneşyolu Yayınları · 20253 okunma
Beş Şehir Ahmet Hamdi Tanpınar
10/10
·224 syf.··
2026 2. kitabı
Ahmet Hamdi Tanpınar tarafından kaleme alınan Beş Şehir, Türk edebiyatının şehir ve medeniyet tasavvurunu en güçlü şekilde yansıtan eserlerinden biridir. Eserde Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul şehirleri tarihî, kültürel ve estetik yönleriyle ele alınır. Tanpınar, bu şehirleri yalnızca coğrafi mekânlar olarak değil, Türk milletinin hafızasını, medeniyet birikimini ve ruh dünyasını taşıyan canlı varlıklar olarak değerlendirir. Yazar, geçmiş ile bugün arasında köprü kurarak şehirlerin mimarisini, insanlarını, geleneklerini ve tarihî hatıralarını edebî bir üslupla anlatır. Özellikle Osmanlı ve Selçuklu mirasının şehir hayatındaki izlerine dikkat çeker. Eserde şehirler üzerinden zaman, tarih, kültür ve kimlik meseleleri işlenirken, modernleşme sürecinde kaybolan değerler de sorgulanır. Beş Şehir, sadece bir gezi veya şehir kitabı değil; aynı zamanda Türk kültürünün sürekliliğini ve medeniyet anlayışını ortaya koyan önemli bir düşünce eseridir. Tanpınar'ın güçlü gözlem yeteneği ve şiirsel dili sayesinde şehirler, okuyucunun zihninde tarihî ve kültürel derinliğiyle yeniden canlanır. Bu yönüyle eser, Türk şehir medeniyetini anlamak isteyenler için temel kaynaklardan biri kabul edilmektedir.
1000Kitap
Beş ŞehirAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201914,2bin okunma
Reklam
Reklam