Puan vermedi·128 syf.··
2026 38. kitabı
Listeden seçtiğim ikinci kitap Anayurt Oteli oldu. Öncelikle söylemek isterim ki Zebercet karakterini Freud değerlendirsin çok isterdim. Kitabı okurken hep psiko analitik kuramı ile bağlantı kurmaya çalıştım. Sanırım o yüzden beni diğer okurlar kadar rahatsız etmedi. Romanda en çok beğendiğim nokta ise Yusuf Atılgan'ın anlatım biçimlerini ustalıkla kullanması. Bu kitaba başlamadan önce bilmeniz gereken şey ise kitabın yoğun müstehcenlik içerdiği ve Zebercet karakterinin edebiyat dünyamızın en rahatsız edici karakterlerinden oluşu. Kısa bir eser olmasına rağmen yoğun felsefi ve psikolojik detaylar içermesi, alt metinde anlatılmak istenenin yoğunluğu, bakış açıları arasında gidip gelmeler ve bilinç akışı tekniğinden de kaynaklanan bir zihin yorgunluğu oluşuyor. Anayurt Oteli kitabında Atılgan varoluş sancıları çeken Zebercet'i anlatıyor bizlere. Çok yalnız bir karakter. Otele gelip gidenler, özellikle emekli subayın otelde olduğu dönemde bu yalnızlığın, sıkışmışlığının farkında bile değil. Gecikmeli Ankara treniyle gelen kadını beklemekle meşgul. Oldukça kalabalık bir karakter kadrosu var aslında. Yani Zebercet'in çevresinde bir hayli insan var. O ise hepsine yabancı. Belki kendine bile... Doğumuyla başlamıştı belki de onun buhranı. Annesi bile sadece 7 ay sabredebilmişti, onu karnında taşımaya. Onun sıkıntılarını dinlerken, o buhranına şahit olurken sıkılıyorsunuz aslında ama insanoğlunun karanlık köşelerinden, hepimizden bir parça taşıdığını anlayınca kızamıyorsunuz.
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
Okuduğum En iyi Polisiyelerden Biri
10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 17:27
En son söyleyeceğim şeyi şimdiden söylüyorum, kitabı çok beğendim ve çok hoşuma gitti. Benim Suat Derviş ile yani asıl adı Hatice Saadet ile tanışma kitabım oldu Ankara Canavarı. Bu tanışmanın çok daha erken bir zamanda olmasını isterdim. Polisiye seven bir okur olarak okuduğum en iyi polisiye kitaplardan biriydi. Günümüzde polisiye alanında yerli olarak pek çok yazarın ismi geçerken Suat Derviş'in yani Hatice Saadet'in adını diğer yazarlar kadar duymamış olmak üzücü bir durum. Kitabın başından sonuna kadar çok keyifli bir anlatım dili var ve bol bol da sürprizler var. Hele ki Ankaralıysanız daha da fazla keyif alabilirsiniz. Sonuç olarak çok sevdiğim bir polisiye kitabı oldu hatta bir polisiye kitapta ne okumak istiyorsam onu okuyabildiğim çok başarılı bir eser olmuş diye düşünüyorum. Hatice hanım ile tanışmaktan dolayı çok mutluyum ve kitaplarını da okumaya kesinlikle devam edeceğim.
Edebiyat
Ankara CanavarıSuat Derviş · İthaki Yayınları · 202367 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·77 syf.··
Beğendi
·
2026 135. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 17:00
Sıdıka Çal Arslan – Bir Merhamet Hikayesi: Hüseyin Selam kitap dostlarımm... Bugün sizlere sıcacık, samimi ve bir o kadar da düşündürücü bir hayat hikâyesiyle geldim. Hüseyin'in hikâyesi aslında hepimizin hikâyesi... Bozkırın tozlu yollarında başlayan, Ankara'nın kalabalığına uzanan bu yolculukta; çocukluk, aile, dostluk, gurbet, aşk, hayal kırıklıkları ve hayatın türlü sınavlarıyla karşılaşıyoruz. Henüz küçük yaşlarda okumaya ve öğrenmeye tutkuyla bağlanan Hüseyin'in hayatına; köy yaşantısı, yurt günleri, okul yılları ve unutulmaz dostluklar eşlik ediyor. Kimi zaman sınıf penceresinden hayallere dalan sessiz bir çocuk, kimi zaman hayatın yükünü omuzlarında taşıyan genç bir adam olarak çıkıyor karşımıza. Roman boyunca Hüseyin'in kalbinde büyüyen en güçlü duygu ise merhamet oluyor. Çünkü o, dünyaya iyilik penceresinden bakmayı seçenlerden. Yaşadığı zorluklar, uğradığı haksızlıklar ve aldığı yaralar bile onu iyilikten vazgeçiremiyor. Bir emlakçıda başlayan iş hayatı, dürüstlüğü sayesinde büyüyor. Ve zamanı geldiğinde Nebahat ile evlenip dünyalar tatlısı ikiz kızları Sıdıka ve Zübeyde’nin babası oluyor. Yazar, sade ve akıcı diliyle yalnızca Hüseyin'in hayatını anlatmıyor; aynı zamanda kendi iç sesimizle de bizi baş başa bırakıyor. Okurken zaman zaman kendi çocukluğunuzu, özlemlerinizi ve hayata bakışınızı hatırlayabilirsiniz. "Hayat bir sahne ise, iyilik onun en büyük rolüdür." Bir Merhamet Hikayesi: Hüseyin; vicdanın, sabrın, merhametin ve insan kalabilmenin hikâyesi. Her şeye rağmen iyilikte direnenlerin, dualarla ayakta kalanların ve insanlığını korumayı başaranların sessiz ama güçlü destanı... Merhametin karanlığı nasıl aydınlattığını görmek isteyenlere tavsiye ederim.
Bir Merhamet Hikayesi HüseyinSıdıka Çal Arslan · Mythos Kitap · 20261 okunma
Sessizliğinin Mirası
Puan vermedi·100 syf.··
2026 51. kitabı
Merhaba Sevgili Okur 1970'lerin sonunda yaşanan siyasi çalkantılar, Refik ve ailesinin hayatını derinden etkiler. Doğacak çocukları için güzel hayaller kurarken Refik tutuklanır ve yıllarca ailesinden ayrı kalır. Hapisten çıktığında oğlu Timur büyümüş, eşi Zeynep ise hayatın yükünü tek başına omuzlamaktan yorgun düşmüştür. Yıllar geçerken hastalıklar ve kayıplar peşlerini bırakmaz. Önce Zeynep'i, ardından Refik'i kaybeden Timur, henüz genç yaşında hayatla tek başına mücadele etmek zorunda kalır. Tüm zorluklara rağmen eğitim hayalinden vazgeçmez ve Ankara'da İletişim Fakültesi'ni kazanır. Kelimelere sığınan Timur, yaşadığı acıları ve 1980'lerin yaraladığı insanların hikâyelerini kaleme alır. Aşkı, kaybı, özlemi ve umudu içinde barındıran bu roman; bir dönemin sessiz mücadelesine ışık tutuyor. Bazı yaralar yıllar geçse de kapanmaz; yalnızca kelimelere dönüşüp yaşamaya devam eder. Bir dönemin yaralarını, aile özlemini ve umutla ayakta kalma mücadelesini okumak isteyen herkesin ilgisini çekebilecek güzel bir roman. ✿Hep kitapla kalın
Sessizliğin MirasıMustafa Gülaçtı · Mahlas Yayınları · 20265 okunma
Kuşlar Yasına Gider
6/10
·248 syf.··
2026 19. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 19:34
Kuşlar Yasına Gider Merhabalar bugün sizlere @burcu_karaoglan06 'yla birlikte başladığım ve bitirdiğim Hasan Ali Toptaş'ın bir kitabıyla geldim. Yazarın kalemiyle ilk tanışmam oldu bu eser. Okurken içinizi ısıtacak samimi bir hissiyat oluşturacak. Kitapta entrika olay aksiyon aramayın. Köy havasında farklı kelimelerin yani o köy ağzı dediğimiz kelimelerin yer aldığı bir hüzünlü biraz da sevecen bir tarafı var. Yazar ile babası Aziz Bey arasındaki derin ilişkiye odaklanan otobiyografik ve destansı bir baba-oğul romanıdır. Ölümle yüzleşme sürecini, aile bağlarını ve İç Anadolu kültürünü işleyen dokunaklı ve çok katmanlı bir eserdir. Gelelim kitabın konusuna... Gençliğinde şoförlük yapan Aziz Bey, uzun süreler evden uzak kalmış (hatta çarşıya diyerek çıkıp on gün eve gelmediği olurmuş ve her geri döndüğünde ise bir araba vs alıp gelirmiş) ve aile hayatında bazı kopukluklar yaşanmasına sebep olmuştur. Oğlu (yazar/anlatıcı) ile arasında zaman zaman mesafeli, ancak kopmaz bir bağ vardır. Eser, yaşlı ve hasta olan Aziz Bey'in son günlerini anlatır. Ölümün yaklaşmasıyla birlikte yazar, babasının tedavisi için Ankara ve Denizli arasında mekik dokur ve bu süreçte geçmişteki eksiklikleri, pişmanlıkları ve babasının gizemli yönlerini sorgular. Yazar, bu süreçte yolda beyaz bir atın peşinden koştuğunu görür ve beyaz gömlekli bir çocuğu sürekli evlerinin bahçesinde dolandığına şahit olur. Bu esrarengiz şeyleri bir tek kendisi şahit olurken kimseye anlatma cesareti bulamaz. Yazar evli ve bir kız çocuğuna sahiptir. Bu süreçte yanında olan erkek kardeşi Nihat döneme şahitlik eder. Hayat dolu, renkli, aklına eseni yapan, kimseye haber vermeden yollara düşen ve zaman zaman etrafındakileri şaşırtan bir yapıya sahip olan Aziz Bey'in iç dünyası gözler önüne serilir. Yazar, babasının
Roman
Kuşlar Yasına GiderHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202022,1bin okunma
9/10
·316 syf.··
2026 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 22:44
Kapadokya’daki Amerikalı Misyonerlerin Bilinmeyen Tarihi Wilson Amos Farnsworth'un bu eseri, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde Orta Anadolu'da yürütülen Amerikan misyonerlik faaliyetlerini anlamak açısından kaynak niteliğinde bir eserdir. Yazar Türkiye’de en uzun süre görev yapan misyonerlerden biri sıfatıyla yaşadıklarını 1904 yılında bir kitap taslağı haline getirmiş ancak 1912 tarihinde kitabı bastıramadan vefat etmiştir. Bu taslak metin Mehmet Şahin tarafından 2015'te Harvard Üniversitesi Kütüphanesi misyoner arşivinde rastgele bulunmuş ve serüveni böyle başlamıştır. Kitap, sadece bu misyonerin hatıralarından ibaret değil aynı zamanda dönemin sosyal, kültürel, dini ve eğitim hayatına ışık tutar. Kitapta Kapadokya diyince benim aklıma ilk Nevşehir gelsede aslında Kayseri (Talas) başta olmak üzere Yozgat, Nevşehir, Niğde, Ankara ve çevre yerleşimlerde yürütülen American Board faaliyetleri ele alınıyor. Örgüt (yabancı ülkelerde görevli amerikalılar örgütü) 1810 yılında kuruluyor, dini bir sivil toplum olması münasebetiyle görünüşte siyasi bir nitelik taşımıyor ama din üzerinden gidilerek bütün dünyada Amerika’ya geniş bir kültürel, sosyal, ticari ve dolaylı olarak siyasi etki alanı yaratıyordu. Bu bölgede etkili olabilmek için de eğitim, sağlık, okul açma, dil öğrenme ve yerel halkla yakın ilişkiler kurma gibi yöntemlere başvurmuşlardır. Özellikle okullar, bu faaliyetlerin merkezinde yer almış. Erkek ve kız çocuklar için açılan okullar, bir yandan modern eğitim verme iddiası taşırken diğer yandan misyonerlik faaliyetlerinin yayılması için önemli bir araç haline gelmiş. Özellikle kızların eğitimine daha çok önem verilip özel okullar açılması çok dikkat çekici, etkisini mezun olup bir çok bölgeye gönderilen işine sadık kadın misyonerlerden anlıyoruz. Kitapta, tam da
Kapadokya’daki Amerikalı Misyonerlerin Bilinmeyen TarihiWilson Amos Farnsworth · Yapı Kredi Yayınları · 20187 okunma