Atatürk, Hatti ve Hitit kültürüne büyük önem vermişti. Hititoloji bölümünün açılması ve Alacahöyük, Alişar, Kültepe vb Hitit yerleşimlerinin kazıları Atatürk tarafından desteklendi. Etibank ve Eti isimli kuruluşlar da bu önemi göstermekteydi. Ankara'nın sembolü olarak da Hitit (hatti) Güneş Kursu'nun seçilmesi, bir zamanlar Geç Hitit devletlerinin hüküm sürdüğü Antakya'ya Hatay adının verilmesi, Anıtkabir'deki kabartmalarda Hitit üslubunca düzenlenmesi bu ilginin sonucuydu.
“Hayat nerden geçiyordu? Bizim sokak bu hayatın yolunun üstünde miydi, yoksa biraz sapa mı kalıyordu? Yoksa o da fener alayı gibi Akın Caddesi’nden mi geçiyordu? Eğer öyleyse gidip onun da geçişini seyredebilirdik.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Eşik önümdeydi. Hayat o kadar da zalim değildi o zamanlar, hiç olmazsa bir eşik gösteriyordu: Bak, burdan istersen atlarsın, istemezsen atlamazsın diyordu.”
“İnsan nasıl bazı kitapları çok severek okusa da, bir süre sonra neler olduğunu unutur ve o kitaptan sadece bir duygu kalırsa geriye, o günden de bana sadece bir duygu kaldı. O güne ait, bir daha hiç yaşanması mümkün olmayan, ama hafif bir meltemle gelen ve nereden geldiği belli olmayan bir yasemin kokusu gibi.”
Çiller askerliği uzatınca, 28 Temmuz teskere günü olacağına, Mustafa'nın ölüm günü, bizim çatışma günümüz oldu. Yani normalde biz o gün uçaktaydık, Ankara'ya dönüyorduk..