Mekkeli müşrikler Allahı yaratıcı olarak kabul ediyorlardı. Hatta bundan çok daha fazlasını da ikrar ediyorlardı. Mazide kalmış kavimlerin çoğunun yaptığı gibi, kureyş de rububiyet tevhidini kabul ediyordu. Buna rağmen Allah rasulu(sav) onlara İslam hükmü vermedi ve onlara karşı savaştı. Bunun nedeni basittir. Allahı sadece yaratıcı olarak kabul etmek İslamın istediği teslimiyet şekli değildir.
Kişi Allahın yaratıcı olduğunu ifade etmekle Müslüman olmaz, aynı kureyşin bundan dolayı müslüman kabul edilmediği gibi.
" Andolsun ki onlara: Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir? Diye sorsan, mutlaka "Allah" derler. O hâlde nasıl (haktan) çevrilip döndürülüyorlar. "Ankebut,61
"Seni uzlete devam etmeye sevk eden şeyin nedeni tembellik, rahatlık, nefsini yüceltme arzusu veya kendini halkın ezasından koruma isteği olmamalıdır. Halkın sana çıkardığı güçlüklerden dolayı niçin kendine ruhsat veriyorsun? Hâlbuki Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Elif, Lâm, Mim. İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece iman ettik demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar? Andolsun ki, biz onlardan daha öncekilerini de imtihandan geçirmişizdir."(Ankebut/1-3)
Ankebut Suresi'nin 55. ayetinde Allah (cc) buyuruyor ki: "0 gün azap onları tepeden tırnağa saracak ve Allah, "Yaptıklarınızı tadın!" buyuracaktır." Bundan dolayı da ahirette bir günahkâra verilecek ceza işlediği günahın çirkinliğini ve çirkefliğini ona hatırlatacak tarzda bir azap olarak tecelli eder; insan ahirette bu dünyada ettiğini çeker. İnsanlara türlü türlü şekillerde diliyle eza eden, onların saygınlığını yok etmeye çalışan, yaptığı itibar suikastlarıyla kalplerini viraneye çeviren ve âdeta onlara bir zindan hayatı yaşatan kimse, yaptıklarının cezasını kıyamet günü âdeta ateşten bir zindanda gönüllerine işleyecek bir ateş azabıyla tadacaktır.