yolunu şaşırmış bir kanarya hem onun hem de benim penceremden içeriye dalıvermişti kanatlarını çırpa çırpa. Ah, Lolita sen böylesine sevmiş olsaydın beni!
«Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?»
Mustafa Kemal bu beyti şu şekilde sundu:
«Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini...»
Nitekim bulundu da...
Felek her türlü esbâb-ı cefasın toplasın gelsin
Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten
Anılsın mesleğimde çektiğim cevr ü meşakkatler
Ki ednâ zevki aladır vezâretten sadâretten
O sadece bir kızı sevmiyordu. (Gariptir, ilk kez düşüncelerinde “sevmek” kelimesini kullanmıştı ve bu garip şeye yeterince uzun bakmak ve şaşırmak için bile duraksamamıştı.) Kızın elbise seçimindeki zevkine, yürüyüşüne, konuşma tarzına, ifade güzelliğine, kısacası bir öğeler bileşiğine âşık olmuştu. Belli bir Gerçek içinde çeyrek Yüzyıllık bir hayat ve deneyimin ürünüydü bütün bunlar.
Ancak gelir dağılımı denklemindeki olumsuz ilişkiler için şu söylenebilirdi: Aylak bir sınıfın varlığı ve en iyi hâliyle kültür ve zarafeti teşvik eden cazibeli bir yaşam biçiminin gelişimi anlamına gelmekteydi. Toplumsal sınıflandırmada terazinin diğer ucunda kalan kesim çok kötü durumda olmadığı ve aylak sınıflar ayrıcalıklarının sarhoşluğu içinde sorumluluklarını tamamen unutmadığı, kültürleri açıkça sağlıksız bir yöne sapmadığı sürece, Sonsuzlukta her zaman ideal gelir dağılımı örüntüsündeki bu ufak sapmaya göz yumma ve başka, daha az çekici uyumsuzluklara çözüm arama eğilimi vardı.