8/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
Okuyucuyu sürekli tetikte tutan, gerilimi yüksek bir kitap arayışındaysanız size tamda öyle bir öneriyle geldim... Savcı Volkan'dan gelen bir telefon, hattın diğer ucunda Adli tıp uzmanı Soner... Bir ölüm vakası,yer; şehrin kıyısında ormanın yuttuğu, ağaçların bile geceleri ses çıkarmaktan çekindiği lanetli bir köy... "Bu şehir sadece bir gün günahsız durabilir mi?" Bu kitabımızda,katilin eylemlerini beş duyu üzerinden temellendirmesi, klasik polisiyelerden farklı ve psikolojik derinliği olan bir akış ortaya çıkartıyor. Bir ceset kadın, 2 gün boyunca yatağa bağlı, her bir duyu organı titizlikle yok edilmiş, kendince bir sanat eseri bırakmış, bir de katilin imzası var, bu bir ritüel mi yoksa... Dinle,sadece sessizlik yalan söylemez. Peki bu ceset sadece bir sanat eseri miydi yoksa bir başlangıç mı? Sonra katilin hayatına, geçmişine dahil olmak... Katilin gölgesinde ona eşlik etmekte oldukça acımasızdı... Bir katilin zihnine girmek, o karanlıkla yüzleşmeyi göze almaktır. Empati kurmadan duramıyorsunuz desem yeridir. "Bir gün bir çocuk, dünya ona sağırdı, o da dünyayı sağır edecekti!" Gerçekler, bazen en karanlık dosyaların arasında, görünmeyenin ardında gizlidir... Adli tıp uzmanı Soner ona eşlik etmek fazlasıyla etkileyiciydi. "Bir katili anlamak, onu affetmek değildir. Onu durdurmanın tek yoludur." Her sayfa daha çok merak duygusunu tetikliyor. Adli tıp dosyalarında kaybolmak. Artık Av'da Avcı da aynı ormandaydılar. Ve diğer cesetler... Bunlar birer cinayet mi? Yoksa görülmeyenlerin çığlığı mı? Okuyup kararı siz verin!--- Oyun devam ediyor! Polisiye ve gerilim türündeki kurgulardan özellikle de adli süreçlerin ve seri katil analizlerinin ön planda olduğu hikâyelerden keyif alıyorsan, bu kitap senin için oldukça ilgi çekici bir tercih olabilir. #fadiktavsiyesi Zeka ve
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202627 okunma
Düzen ile taşkınlık arasındaki ince çizgi
Puan vermedi·74 syf.··
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 13:14
Bakkhalar Bu kitabı yalnızca bir tragedya okumak için değil, tez çalışmam kapsamında siyaset, din ve insan psikolojisinin kesiştiği noktaları anlamak amacıyla okudum. Sayfalar ilerledikçe fark ettim ki Bakkhalar, aslında insanın bastırdığı yönleriyle yüzleşmesinin hikâyesidir. Euripides, akıl ile tutkuyu birbirinin karşısına koymaktan çok, birbirini dışlayan her yaklaşımın yıkıcı sonuçlarını gösteriyor. Kralın yalnızca akla, Dionysos'un yalnızca coşkuya yaslanması, insanın tek bir yönüyle var olamayacağını düşündürdü bana. Belki de tragedyanın asıl sorusu şudur: İnsan, reddettiği şey tarafından mı yenilir? Tez okumalarım sırasında bu metni özellikle güç, iktidar, inanç ve kolektif taşkınlık kavramları açısından oldukça verimli buldum. Çünkü burada anlatılan yalnızca Antik Yunan değildir; günümüz toplumlarının da aynasıdır. İnsan değişiyor gibi görünse de kibri, korkuları ve hakikatle kurduğu ilişki pek değişmiyor
Felsefe
BakkhalarEuripides · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20101,236 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·144 syf.··
2026 101. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 22:28
Aslında bu kitabı okuma sebebim sırf mitoloji merakım değildi. Özellikle Roma-Yunan mitolojisinden gına geldiği için uzun zamandır ilgimi çeken kitap olmamıştı. Kitabın ebatını gördüğümde mitolojide temel giriş gibi göründü gözüme. Ancak kitabın isminin sadece Eros oluşu ve geçmişten günümüze sevme sanatı notu, bana farklı bir bakış olduğunu Düşündürdü. Neyse ki yanılmamışım. Başlangıcı okuduğumda, yani evrenin düzenini, aklımdaki düşünceleri yazarın çok güzel bir şekilde ifade ettiğini okumak beni memnun etti. Aslında tamamen mitoloji diyemeyiz bu kitaba hayır. Burada bir felsefik düşünce ve bu düşünceyi gayet anlaşılır biçimde bir anlatı mevcut. Mitoloji ise bir bahane, anlamak için bir bahane. Sevginin başlangıcı ne olabilir? Nasıl severiz? Başta güzelliği severiz. Sonra güzelliğin altındaki ruha bakmayı keşfederiz. Buna ister karakter deyin ister huy su. Peki sevgiyi ayakta tutan güzellik midir yoksa ruh mu? Evreni dengede tutan da sevgi değil mi aslında? Buna sadece bir kadın ve erkeğin birbirini sevmesi olarak düşünmeyin. Sevmeye bir de Eros kitabından bakın bence. O zaman bana hak vereceksiniz. İtiraf etmem gerekirse hiç bu kadar hoş bir şekilde okumamıştım. Bazı hususların bu kadar derin olduğunun farkına varmamıştım. Ve bu çok hoşuma gitti. O yüzden Epope dehşet ve ibretle tavsiye ediyor!
ErosTuğba Sarıünal · Destek Yayınları · 202613 okunma
Bir sürü zamanlarda geçen değişik anlar
6/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
Damla Sönmez seslendirmesi olduğu için seçmiştim. Çok keyifli bu hanımefendinin seslendirmeleri. Daha çok kitap seslendirir umarım. Okuma şekli vurguları ses tonu duruma göre ses tonunu ayarlaması inanılmaz Hikaye biraz tuhaf bir kaç toplumu birçok farklı nesli anlatıyor. Fantastik mi yoksa değil mi anlamak zor. Kafa biraz zamanlar arasında karışıyor. Metaforlar çok fazla. Savaş zamanlarının olduğu anlar var. Savaşın bir kere daha ne kadar gereksiz ve herkese zarar veren bir durum olduğunu anlamamızda epey yardımcı oluyor. Savaşta herkes her yaptığını gerekli olduğundan ve sonuçlarının ne getirdiğini düşünmeden yapıyor bu çok acı. Karakterlerin bazıları çok ilginç bazıları çok yersiz en çok da erkekler Her zaman erkekler yıkıma neden oluyor ya buna ne denir bilemiyorum. Metaforları çok enteresan. Özellikle tanrı için yapılan metaforların çoğuna katıldım diyebilirim Bir daha okumam lakin okuduğum için pişman değilim diyebilirim.
Kadimzamanlar ve Diğer VakitlerOlga Tokarczuk · Timaş Yayınları · 2020878 okunma
8/10
·376 syf.··
2026 38. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 22:22
Deniz Kurdu – Jack London Deniz Kurdu, benim için sadece denizde geçen bir macera romanı olmadı. Asıl etkileyici olan, birbirinden tamamen farklı dünya görüşlerine sahip karakterlerin çatışmasını okumaktı. Jack London, aksiyonun yanında insanın doğası, güç, ahlak ve yaşamın anlamı üzerine de düşündüren bir hikâye kurmuş. Kitabın en dikkat çekici karakteri hiç şüphesiz Kaptan Wolf Larsen. Onu tek kelimeyle iyi ya da kötü diye tanımlamak mümkün değil. Son derece zeki, güçlü ve karizmatik ama aynı zamanda acımasız biri. Onun hayata bakış açısı zaman zaman insanı etkiliyor, zaman zaman da rahatsız ediyor. Bu çelişki karakteri çok gerçekçi kılmış. Van Weyden ise Larsen’in tam karşısında duruyor. Kitap boyunca sadece denizle değil, kendi düşünceleriyle de mücadele ediyor. İki karakter arasındaki diyaloglar benim için romanın en güçlü kısmıydı. Bazen olaylardan çok bu konuşmaları okumak daha heyecan vericiydi. Deniz tasvirleri de oldukça başarılıydı. Fırtınalar, gemideki yaşam ve zorlu şartlar öyle canlı anlatılmış ki kendimi zaman zaman geminin güvertesinde hissettim. Ama bence kitabın asıl gücü maceradan çok, karakterlerin psikolojik derinliğinde yatıyor. Romanın tek zorlayıcı tarafı bazı felsefi tartışmaların uzun sürmesiydi. Yer yer tempo düşüyor gibi hissettim ama bu bölümler karakterleri anlamak açısından önemliydi. Sabırla okunduğunda kitabın vermek istediği düşünceler daha net ortaya çıkıyor. Deniz Kurdu, bana gücün tek başına insanı değerli yapmadığını, zekânın ise vicdan olmadan eksik kaldığını düşündürdü. Aynı zamanda insanın en büyük savaşının bazen doğayla değil, kendi fikirleriyle olduğunu da gösteriyor. Bittiğinde aklımda denizden çok Wolf Larsen karakteri kaldı. Kolay unutulacak bir karakter değil. Hem hayranlık uyandırıyor hem de insanı huzursuz
Deniz KurduJack London · İş Bankası Kültür Yayınları · 20148,3bin okunma
Devlet futbol oynamaz ama satranç oynar..
8/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 08:58
Platon’un Devlet eseri, sadece antik bir felsefe metni değil, günümüz dünyasını anlamak için de muazzam bir kılavuz. Kitap adalet ve ideal toplum arayışıyla başlasa da, özellikle son bölümlerde yönetim biçimlerinin yozlaşmasını anlattığı kısımlar beni derinden sarstı. Platon’un oligarşi, demokrasi ve tiranlık analizlerini okurken, bugün Türkiye'de bizzat deneyimlediğimiz pek çok toplumsal ve siyasi kırılmanın yüzyıllar öncesinden öngörüldüğünü fark ettim. Platon, yozlaşmanın temel nedenini liyakat sisteminin çöküşüne bağlar. Yönetenlerin ortak çıkarı bırakıp kendi zenginliklerini ve güçlerini koruma hırsına kapılmalarını anlatırken, günümüz Türkiye’sindeki ekonomik adaletsizlikleri, kurumsal yozlaşmayı ve kutuplaşmayı görmemek imkansız. Bugün medyanın gücüyle yaratılan algı operasyonları ve kutuplaştırma siyaseti, Platon’un uyardığı bu tehlikenin tam bir karşılığıdır. Sonuç olarak Devlet, bana sadece felsefi bir teori sunmadı; adalet, liyakat ve hukukun üstünlüğü kaybolduğunda bir toplumun nasıl hızla sürüklenebileceğini gösteren güncel bir Türkiye aynası oldu.
Felsefe-Düşünce
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,9bin okunma