10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
56 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2025 01:02
Hasretinden Prangalar Eskittim benim için sadece bir şiir kitabı değil, aynı zamanda aramda özel bir bağ olan bir eser. Bu yüzden okurken şiirlerin anlamı benim için daha da derinleşiyor. Ahmed Arif’in aşkı, özlemi ve hasreti güçlü bir şekilde anlatan dizeleri, kitabı sadece okunacak değil, hissedilecek bir eser haline getiriyor. Hem duygusal anlatımı hem de benim için taşıdığı özel anlam sayesinde unutulmaz oldu. Seni, anlatabilmek seni. İyi çocuklara, kahramanlara. Seni anlatabilmek seni, Namussuza, halden bilmeze, Kahpe yalana. Ard- arda kaç zemheri, Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu. Dışarda gürül- gürül akan bir dünya... Bir ben uyumadım, Kaç leylim bahar, Hasretinden prangalar eskittim. Saçlarına kan gülleri takayım, Bir o yana Bir bu yana... Seni bağırabilsem seni, Dipsiz kuyulara, Akan yıldıza, Bir kibrit çöpüne varana, Okyanusun en ıssız dalgasına Düşmüş bir kibrit çöpüne. Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin, Yitirmiş öpücükleri, Payı yok, apansız inen akşamlardan, Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene, Seni anlatabilsem seni... Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır Üşüyorum, kapama gözlerini...
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201748,1bin okunma
İnsan yürekli olsun Osman Vecdi,
Puan vermedi·135 syf.··
2026 21. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 15:05
Canım Osman Vecdi, hikâyenin bütün ömrümce kalbimde gezeceğini sana anlatabilsem keşke. Kitapların dünyasına girdiğim herhangi bir rüyada söz veriyorum, seni bulacağım. İnsan yürekli olsun derler; sen kuş kalbinde dünyanın en büyük yüreğini taşıdın. Seni aldım dost diye, sırladım kendime... Kitabı henüz bitirmenin kırgınlığıyla Osman Vecdi’nin tüm yaşadıklarına üzülerek yazıyorum. Genç bir adamın yaralarla dolu öyküsünü yazan Halit Ziya çok uzağımızda değil. Ahmet Cemil’i nasıl yazdığını bildiğim için heyecanla okudum kitabı. Ve bütün heyecanıma değdi, demek boynuma borç. Acıyı estetize etmeden, gerçek hayatla harmanlayıp aktarınca o duyguyu samimi şekilde hissettirme konusunda sevdiğim bir yazar Halit Ziya. Karakterleri yüzeysel değil, altı dolu, uyanık, farklı. Ve sonuna kadar gerçek. Büyük, heybetli ve süslü cümleleri yok ama kalbe dokunuyor. Mesela bir yerde hayal kırıklığını, kaderden yara almayı şöyle tarifliyor: “Larvadan çıkan kelebek, gökyüzüne yol almaya, çiçeklere uğramaya aşkın bir istekle hazır; bahçeye, gülistana fıtrî bir heyecanı var. Kanatlarını nasıl kullanacağını bilmiyor ama içinde buna dair öğretilmiş bir bilgi var. Tam kanat çırpıp göğe yükselecek, acımasız bir rüzgâr onu yere çalar, kanatlarından yaralar.” Yani belki Türk edebiyatında bu cümlelerden daha güzel cümleler de kurulmuştur ama ben defalarca okuyup aynı hisle etkilendim. Karşılıksız bir aşkın eteğindeki bu genç adam hakkındaki ilk düşüncem; şiire, edebiyata ya da içini ifşalayacak olan her şeye olan önyargısı. Ve bunu kitapta ustaca karşı tarafa aktarıyor ki gerçekten bir şeyleri saklamaya çalışıyor , aynı zamanda bir ego algısı oluşturuyor, ket vuruyor duyguların başkasına geçmesini dürtüleyecek ne varsa. Böylelikle tam olarak kimse duygularına vakıf olamıyor. Çünkü içeriden küçük bir
Edebiyat
Bir Ölünün DefteriHalid Ziya Uşaklıgil · Kapra Yayıncılık · 20212,198 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
7/10
·345 syf.··
Beğendi
·
2026 80. kitabı
𝙎𝙚𝙧𝙩 𝙆𝙤𝙧𝙪𝙮𝙪𝙘𝙪 𝙆ı𝙯 ~𝙠𝙖𝙧𝙖𝙣𝙡ı𝙠 ~ Herkese Merhabalar... Sizlere sert kız evreninin ikinci kitabı ile geldim. Neden karanlık olmuş ismi demeden vay be diye diye okudum desem. Cidden isim olarak hakkını fazlasıyla vermiş. Ne kitaptı ama dedirtmiş mi evet dedirtmiş. Okurken artık daha ne olabilir ki dedim. Bir insanının başına daha ne gelebilir ki? Olaylar fazlalaşırken duygusal olarak uzaklaşmalar da kaçınılmaz olmuş. Yazarımız mutlu son klişesini de tuzla buz etmiş. Bu olaylar ve bu son ile ise kitap hafızasında olan kalıcılığını bence garantilemiş. Çünkü unutulacak gibi değil! O anlatım o aktarım ve o olaylar sizi duygudan duyguya sürüklerken nefesinizi de tutturacak. Çok fazla olay ve hızlı zaman aşımı beni biraz kitaptan kopardı. Yok artık demek güzel bir şey şey ama bu kadar da olmaz artık demek ayrı bir şey. Oldukça da duygudan uzaklaşmış neredeyse her sayfada başka bir olay ve başka bir şok yaşatmış. Biraz beni kalben de ruhen de yordu. Ahhh ahhh kalp mi dayanır dedim. Unutmadan yetişkin içerik olduğunuz söylemek isterim. Pinhan ve Bulut Aradan geçen zaman ve ailenin istememesi bile onların birlikte olmasını engellemiyor. Lisede tanışan ve sevgili olan çiftimiz şimdi üniversitedeler ve birlikte yaşıyorlar. Pinhan gazateci ,Bulut ise doktor olma yolundadır. Pinhan'a gelen bir telefon ile hayatları değişme yoluna girer. Yaşananlar öyle bir hal alır ki ikili arasında ister istemez bir uçurum açılmaya başlar her defasında toplayan ikili için hayat güzel süprizler de verir.. Aralarına katılacak olan mutluluk ile taçlanır. İkisinin canları olacak mutluluklar. Ama yinde olaylar durulmaz vardığı nokta ise sizi adeta şok edeecek.
Sert Koruyucu KızEda Boğatemür · Patara Kitap · 20266 okunma
Kitapla ilgili BİLİNMEYEN / İLGİNÇ bilgiler
8/10
·184 syf.··
2025 84. kitabı
AHMET ARİF Kitabın adını koyarken şöyle bir anısından bahseder: "Bunu anlatmak doğru mu bilemiyorum. Çok kişisel bir şey. Çok duygusal. artık anı olmuş. Kitabımın adını 'dört yanım puşt zulası' koymuştum. Ama sevgili kardeşim Ali Özoğuz buna engel oldu. Bana 'kitabına böyle bir ad koymaya hakkın yok' dedi. 'Seni 15 yaşında çocuklar, kızlar taparcasına seviyorlar, sen bununla ola ki burjuvazinin tuzaklarını söylüyorsun. Ama şu var, o çocuklara saygı duymalısın. Hatta adını şiire bile verme. Mısra olarak kalsın.' düşündüm ve Ali'ye hak verdim. Kitabın adı 'hasretinden prangalar eskittim' olsun dedim. Başta 'eskittim' değil 'çürüttüm'dü. Fakat çürüttüm sözcüğünü sevmedim. Bir de arka arkaya üç kere 'ü' sesi geliyor, Bu kulağımı tırmaladı. iç kulağımı yani gönlümü tırmaladı. Her şairin bir de yürek kulağı vardır. Onu tırmaladı işte. Müzik ve anlam bakımından daha güçsüz buldum. O nedenle 'eskittim' dedim." Şairler arasında "yürek kulağı" deyimini kullanan ilk kişidir. Ve bu yüzden kendisine de yürek işçisi der. "Seni anlatabilsem seni" diye başladığı, "Yokluğun cehennemin öbür adıdır" diye sürdürdüğü, "Üşüyorum kapama gözlerini" şeklinde sonlandırdığı aynı isimdeki şiiri Leyla Erbil'e ithafen yazmıştır. Bazı şiirlerini dostlarına okuyan Ahmed Arif, bazılarını çalıştığı dergilere gönderse de bazı şiirleri yıllarca ortaya çıkarmamıştır. Maviye çalar gözlerin şiiri de bunlardan biridir. On yıldan fazla süre şiiri hiçbir mecrada yayımlamamıştır. Sorulduğunda ise "Bazı şiirleri çok bekletirim, damıtılsın isterim. Dokunmadığım bölümler var. Oraya yıllarca hiç dokunmam. Oraya layık bir bölüm oluncaya kadar beklesin isterim." yanıtını vermiştir. Kitabın içindeki "Otuzüç kurşun" (bazı basımlarda otuz üç ayrı yazılmıştır) şiiri yüzünden sorgulanmış, okunması istenmiş okumayınca
Şiir
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201748,1bin okunma
10/10
·255 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
𝗘𝗦𝗧𝗘𝗥 ~𝗠𝗲𝘆𝘆𝗶𝘁𝗹𝗲𝗿 𝗕𝗶𝗿𝗹𝗶𝗴̆𝗶~ Herkese Merhabalar. Sizlere yepyeni bir kitap ile geldim. Yazarımızın kaleminden daha önce #yalgız kitabını okumuştum. Bu kitabı apayrı bir dünyaya ve hikâyeye kapılarını açıyor. Oldukça keyifli, merak uyandıran ve konusu ile de son sayfaya kadar sizi içinde tutan bir kitap. Bir oturuşta okurum biter dedim gerçekten de öyle oldu zaten elime alınca da bırakmak ıstemedım. Ahh bir ara ponçik kalbim kırılacak oldu ne hayır dedim ki onu kitabı okuyanlar anlayacak neyse ki o öyle değilmiş de rahatladım. Kalemini geliştiren farklı kurgular da yazan farklı tarzlara yönelen yazarları her zaman severiz ki hele üstüne başarılı bir iş çıkmış ise daha fazla severiz. Keyif alarak okuduğum bir kitap oldu. Kapak tasarımı da ayrı bir güzel olmuş onu söylemden geçemeyeceğim. İrka, Akir, Sungur, Künay onlar uzun yıllardır bir arada olan ama farklı görevlerde yer alan , her görevi koşulsuz yerine getiren devlet adına çalışan, isimleri olmayan özel bir ekiptirler. Ve hiçbiri geçmişlerine dair bir şey bilmezler. (Kimdirler, nerden gelmişler, aileleri vs.) Birbirlerini uzun yıllar tanıyor olsalarda bu son görevleri ilk defa birlikte çalışırlar. Devlet için çalıştıklarını kimse bilmez ama onlar için önemli olan faydalı olmaktı gerisi önemli değildi. İrka ve Akir ise henüz çiçeği burnunda yeni evli çifttir. Henüz evleneli üç gün geçmeden bir görev gelir. İşler biraz karışınca ve işin içine farklı olaylar girince olanlar olur. İrka yaralanmış hatta görev sırasında olmaması gereken yerde olduğu için de bilgi sızdırmak izinsiz seti aşmaktan hain ilan edilmişti. O ara öyle şeyler oldu ki yüreğim ağzıma geldi. Ama başka bir evrende yeniden derler ya onun için de bambaşka bir sınav vardı. O da sevdikleri de çok üzülmüş olsalar da söz konusu görev ve bir sürü insanın
EsterHatice Okumuş · Patara Kitap · 20257 okunma
10/10
·479 syf.·
2026 6. kitabı
Yazardan okuduğum ilk kitaptı. Başlangıcı çok güzel yaptığımı düşünüyorum. Bundan sonra okuyacağım hiçbir kitabından bu tadı alamayacakmışım gibi bir hissiyat oluşturdu içimde. Fantastik öğelerin hâkim olduğu bir anlatı gerçek hayatla nasıl iç içe yazılabilir diye merak ediyorsanız yazar bu romanında bunu ustalıkla göstermiş. Hem anlatımı güzel hem de konu çok ilgi çekici. Baştan sona sizi konunun içine dahil eden, merak etmenizi sağlayan, güldüren, düşündüren bir kitap. Mezarları talan edilen ve bu sebeple arafta kalan ölüler, konuşan köpekler, boyundan büyük işler başaran bir çocuk, inanç ile inançsızlık arasında bocalama, sorgulama, kader motifi, rüyaların gerçeğe dönmesi, paralel rüyalar, kesişen hayatlar, iyilerin kötülerle savaşı, para hırsı gibi birçok noktaya değiniyor kitap. Aslında iki farklı yerde birbirinden farklı hayatları okuyoruz. Bir yanda para hırsından gözü dönen, mal mülk sevdası için mezarlık bile talan edebilecek insanlar ve bunların arasında barınmaya çalışan Gülsüm, diğer yanda ise boyundan büyük işler yapan, dövüşmek hayatının odak noktası olmuş ve bundan başka bir şey yapmayı bilmeyen Ömer'in hayatının Hüdai Ağa ile kesişmesini okuyoruz. İki tarafın da okuyucuya verdiği mesajlar farklı ama ikisinden de çıkarılacak dersler var. Ben Hüdai Ağa'yı, onun köpeği Çeto ile konuşmalarını, Ömer hayatına girdikten sonra bir rüyaya dayanarak yaptıklarını, üvey kızına karşı sevgisini çok sevdim. Sanırım hiç unutmayacağım kitap karakterleri arasında yerini aldı. Muhtar'ın ise para uğruna, mal mülk uğruna yaptıkları bir insanın ne kadar ileri gidebileceğini tekrar anlamam açısından güzel bir örnek teşkil etti. Mezarlık talan edecek, oranın arsasına çökecek kadar para düşkünü bu adamın yapacaklarının sınırı yok. Uzun lafın kısası iyi ki okudum. Benim
1000Kitap
KünSezgin Kaymaz · İletişim Yayınevi · 20231,755 okunma