Büyülü gerçekçilik
Puan vermedi·77 syf.··
Beğendi
·
2026 94. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 10:21
Borges tadında bir anlatı fakat Batılı kaynaklardan beslenmekle birlikte özünü inkar etmiyor. Yaşar Kemal gibi bu toprakların efsanelerini kendi mirasından doğuruyor. Adını kaybedince kendini kaybeden birinin hayatının izlerini sürüyorsunuz. Metaforlarla yüklü bir anlatı var elimizde. Kenan ile birlikte düşmanı sorguluyoruz? Düşman kim? Tarlamıza çökenler mi, çökebilmelerine müsaade edenler mi, akrabalarımız mı, yılan mı, Çerçici mi yoksa hepsine yol açan benlik mi? Karısını da çocuğunu da dalgalar alıp götürmüş. İkinci bir eş gelmiş ona da "Hacer" demiş. Muhtemelen ilk eşi Hacer. Mezarda kızının kolyesini de bulduk. Belki de Çerçici Kenan, Kenan Çerçici olmuştur. Her şeyini versen de öleni geri getiremeyeceğini ne zaman anlayacaksın?
Hayata Dair
ÇerçiciRecep Yılmaz · Ötüken Neşriyat · 2021113 okunma
Dünyayı kurtarmanın yolu
9/10
·112 syf.··
2026 8. kitabı
Kitapta en çok vurgulanan ve benim en çok hoşuma giden konu dünyada bir fark yaratmak için insanın önce kendini geliştirmesi gerektiği, hatta bu yolda yapabileceği en büyük işin bu olduğu. Aşşağı yukarı herkes kendisini ortalamadan üstün görüp dünyadaki sorunların suçunu insanlığın geri kalanın koyun sürüsü olmasına atıyor. Yanlış anlaşılma olmasın, bana sorarsanız ben de insanlığın ortalamasında üstünümdür, kendini üstün görmek herkeste doğuştan olan bir yanılgı. Ama bu kitapta anlatılan en önemli nokta şu: Sen kendini geliştirmekle sorumlusun. Eğer dünyanın daha iyi bir yer olmasını istiyorsan yapabileceğin ilk ve en önemli şey bu. Emin olun hepmizin kendisini geliştirmesi gereken pek çok alan var (yine, ben dahil). Ve kitabın geri kalanında bunlara bolca değiniliyor Aşşağıya kitapta en çok hoşuma giden dersi ekledim, köşeli parantezler benim yorumlarım. Kendini Hayatın daha aşağı âlemlerinden bağımsız kılmak ister misin? Dünya için takdir edilen alçalma Ve yok olmadan onu kurtarmak ister misin? Öyleyse, sığ kalabalık hareketlerden [günümüzde trendler] uzaklaş Ve sessizce öz-uyanıklığın üzerinde çalışmaya git. [Kişisel gelişim konularından başkalarına bahsetmek genelde iyi sonuç vermez, hem insanlar sizin değişmenizi istemez (tahmin edilebilir olmanızı tercih ederler), hem de çoğu kişi bunu bir aşşağılama olarak algılar (Ne demek ben mükemmel değilim!?). Bu yüzden sessizce çabalamak önemli.] İnsanlığın tamamını uyandırmak istiyorsan, Kendi bütününü uyandır. Dünyadaki acıları uzaklaştırmak istiyorsan, Kendi içinde karanlık ve olumsuz ne varsa uzaklaştır. [Hepimizin kötü huyları var; ancak çoğu zaman bunların küçük şeyler olduğunu, o kadar da önemli olmadıklarını söyleyerek görmezlikten gelmeyi seçiyoruz] Gerçek şu ki; senin vermen gereken en büyük hediye
Bilinmeyen ÖğretilerLao Tzu · Kaknüs Yayınları · 2014367 okunma
Reklam
Puan vermedi·88 syf.··
2026 7. kitabı
Büyümek zorundayız yaşanılan doğru veya yanlış ne varsa o tüm duygularlarla sende büyüyeceksin edgar yalanlarda büyüyecek, ve zamanla anlayacaksın.Çocukları mutlu edelim yoksa herşeye geç kalmış olacağız.
Duygu ve Düşünce
Yakıcı SırStefan Zweig · Mavi Çatı Yayınları · 201751,3bin okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 23:18
Sezai Karakoç & Unutuş ve Hatırlayış Gözyaşlarıyla bitirdiğim, incecik bir kitapta nasıl bir ufuk çizilebiliri bize gösteren merhum Karakoç'a rahmet dileyerek başlamak isterim. Kitap 1988-91 yılları arasında, Diriliş Dergisi'nde yayınlanmış yazılardan oluşuyor. On tane kısa makalenin birleştiği eserin temel konusu hakiki bir diriliş. Madden ve manen, köklerimizi hatırlayacak bir diriliş. Kutlu Hac Yolculuğu başlıklı yazısında "kutsal" kavramı üzerinde duruyor. Kutsal kavramının kullanılışlarından örnekler vererek neden onun yerine "kutlu" ifadesini kullandığını izah ediyor. Kavramlara takılıp üzerine kafa yoran yazarlar her daim beni cezbetmiştir. Başkalarının bizim için seçtiği kavramları değil de kendi kavramlarımızı kullanmanın önemini bir kez daha idrak ediyoruz. "Öyleyse, sen dirilişini hatırla. Ve hatırladığında nasıl büyük bir değişimin, oluşumun başlayacağını hatırla" "Sen, dirilişi hatırladığın zaman, diriliş de seni hatırlayacaktır." "Ve sen dirilişi hatırladığın vakit, dirilişi hatırlatma gereğini anlayacaksın. Göz yumulan gerçeği, gözleri yanıltan yanılgıyı görüp göstereceksin. Kılağuzluk ışığı düşecek üstüne. Bir diriliştir başlayacak yeniden insan ruhunda. Ruhtaki iç içe kırk kabirin kapakları kırılıp açılacak, bir diriliştir başlayacak, ruhta, insanda ve insanı saran her şeyde. Eşyada, kavramlarda ve zamanda. Zamanı çevreleyende bile bir diriliştir başlayacak." "Anadolu'nun bir kaderi var: Doğu'yla Batı'nın karşılaştığı yer olmak. " "Toplum için en kötü yaşantı, kesik kesik yaşamadır. Ruh yaşantısı açısından, kopukluklar, şuuraltında karanlık birikintilerin oluşmasına sebep olur. Toplumda beklenmeyen patlamalar, bu tür şuuraltı sıkışmalarının sonucudur. 1970-80 arasında Türkiye'de yaşanan anarşi ve terör fırtınasının kaynağı da, toplumun tarih
Unutuş ve HatırlayışSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 2012944 okunma
Akdeniz Sürgünü
Puan vermedi
İç savaş döneminde Beyrut'ta hayatta kalan bir kumaş satıcısının oğlunun hikayesi. Kitap bütün Beyrut sokaklarını adım adım size gezdiriyor. Ama savaş kalıntıları arasında. Yer yer çok karamsar bir dili olsa da kişinin savaş psikolojini çok iyi yansıtmış. Kumaşların dilini öğrendikçe giyisinin kurulan devletlerin tarihlerini belirlemede oynadığı rolü şiirsel bir dille anlatmış. Yazarın Beyrut aşığı olduğunu kitapta kalbinizde hissediyorsunuz. Anlatılan tarihi bilgilerin gerçeklik ile kurgu arasında nerede durduğunu tam olarak kestiremediğiniz eser şiir dilinin, kadim tarihin ve acının doğunun en ortasının kaçınılmaz talihi olduğunu bir kere daha anlıyorsunuz Okuduğum bütün ortadoğulu yazarlar bana şunu öğretti ki.. Şiir bu topraklardan çıkmıştır. Yazar istediği kadar sürgünde yaşasın o şiirsel anlatım ruhlarını asla terk etmiyor. Ve Beyrut, her savaştan yaralı da olsa sağ çıkmayı başaran kadim kent.. Hangi kumaş senin güzelliğini saklayabilir? Kitaptan bana kalanlar. ipekten kadınlar vardır Annen de ipekten büyüdüğünde sen de anlayacaksın yaşadığı zamanda düş kırıklığına uğrayanlar Maziye Hasret kalır Allah bize dar görüşlü olma nimetini bahşetti bazen de zifiri karanlığı zevk meşru ölçüyü aşarsa kul illaki bunun karşılığında bir bedel öderdi bundan sonra geriye sadece acı çekmek ve çektirmek Varlık ve yokluk arasındaki belirsizliğin karmaşıklığı kalır. sadece dantel kalır. Bir de yüreğimdeki Sızı
Akdeniz SürgünüHoda Barakat · DeliDolu · 202163 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 1. kitabı
(Spoiler) ​Martı Jonathan Livingston: Hakikate Kanat Açmak ​Richard Bach’ın Martı adlı eseri, temelde Platon'un "Mağara Alegorisi"ni işler. Kitap; Martı Jonathan Livingston’ın kendini aşma, yeteneklerinin sınırlarını keşfetme ve gerçek uçuşu öğrenme yolculuğunu konu alır. Bu süreçte Jonathan’ın ailesi ve çevresi tarafından nasıl dışlandığını, sürüsünden sürgün edildikten sonraki gelişim ve öğrenme sürecini izleriz. ​Jonathan; yalnızca karnını doyurmak, didişmek ve güç gösterisinde bulunmak uğruna yaşayan sürüsünün aksine, uçmanın gerçek anlamını kavramak isteyen ve bunun için çabalayan bir karakterdir. Aslında Jonathan’ı; hayatın anlamını sorgulayan, düşünen ve "okuyan" bir insan figürü olarak görebiliriz. Ancak sürüsü, onun bu arayışını anlamsız, saçma ve yaşamın asıl amacına aykırı bulmaktadır: ​"...Bir gün, Martı Jonathan Livingston, sorumsuzluğun çıkmaz bir yol olduğunu anlayacaksın. Yaşamın sırrına erilemez. Bu dünyaya gelişimizin tek bir nedeni vardır: Yiyeceğimizi bulmak ve olabildiğince uzun yaşamak." ​Kurallara göre, sorgulama sırasında hiçbir martı kurultaya karşı kendini savunamazdı. Ama Martı Jonathan, gür sesiyle bu kuralı da yıkıyordu: ​“Sorumsuzluk mu kardeşlerim? Yaşamın yüce amacını ve anlamını kavrayıp onun peşinden koşan bir martıdan daha sorumlu biri olabilir mi? Binlerce yıldır balık kafaları peşinde sürüklendik durduk. Oysa şimdi yaşamak için çok daha asil bir amacımız var: Öğrenmek, yeniliklere kucak açmak ve özgür olmak! Bana bir şans tanıyın; bulduklarımı, öğrendiklerimi sizlerle paylaşayım.” ​Sürü, bu sözler karşısında adeta taş kesilmişti; ancak Jonathan'ın bu çabası başlangıçta sonuçsuz kaldı. İnsan (veya martı), bilmediği şeyden korkuyor ve kalıplaşmış fikirlerini sarsılmaz birer gerçek sanıyordu. Tıpkı Mağara Alegorisi’nde olduğu gibi: Dar
Felsefe
MartıRichard Bach · Ayyıldız Yayınları · 199080,1bin okunma
Reklam
Reklam