9/10
·256 syf.··
2026 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 21:20
Malma istasyonu… üç karakter bir tren istasyonu çerçevesinde olaylar ve zaman dönüştürülerek kurgulanmış. Oscar, Harriet ve Yana’nın çocukluk aile tramvaları onların yakalarını bir türlü bırakmıyor kendi çocukluklarına yolculuk ediyorlar. Bölüm bölüm okurken çok fazla etkilenmedim açıkçası başta parça parça ve dağınık görünüyordu ancak sonlara doğru geldiğimde her şey o kadar anlamlı hale geldi ki son düzlükte her şey yerine oturdu ve acıtmaya başladı. Üzerimizde etkisi olmadığını düşündüğümüz şeylerin bile nasıl aile tramvaları ile bizi etkilediği çok güzel serpiştirilmiş kitaba. Harriet’in ablası Amelia’nın memesini koparması, pişmanlığı annesiyle olan ilişkisi çok etkileyiciydi. Bir annenin çocukları arasındaki oluşturduğu yıkıcı uçurum. Harriet’in tüm bu yaşadıkları Yana ile olan ilişkisini de etkiliyor. Nefret ettiği anne modeli artık kendisi oluyor. Yazarın biraz hayatını okuyunca sorunlu bir ailede büyüdüğü ve tramvaları olduğunu gördüm. Bu kadar hisli yazmasında etkisinin olduğunu düşünüyorum. Yazarla ilk tanışmamızdı diğer kitaplarını da okuyacağım.
Malma İstasyonuAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20245,3bin okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2026 32. kitabı
Dikkat: Bitirmeden bırakmanız mümkün değildir, ona göre okuyunuz! Diye bir uyarı olsaydı keşke! Yatmadan birkaç sayfa bir şey okuyayım diye elime aldığım kitabı sabaha karşı beş sularında bitirerek bırakabildim. Kitap öyle bir akıyor ki okudukça okuyası geliyor insanın. Ne yalan söyleyeyim, içinde bolca klişe var; sıkılırım diye ön yargılı yaklaşmıştım ama klişe bir sahte sevgililik hikâyesi olmasına rağmen duyguları öyle güzel yansıtmış ki yazar, okurken eridim. Çiftimiz Alec ve Dani, anneleri sayesinde çocukluk arkadaşıdır. Alec kasabada sürekli kalırken Dani, albay olan babası yüzünden sadece yazları bir ay kasabaya tatile gelir ama bu durum çok yakın olmalarına engel olmaz. Tüm seneyi yazı bekleyerek geçirirler ve oldukça da eğlenirler, ta ki sekizinci sınıfta yazın son günü öpüşmelerine kadar. İşte o olay, kocaman bir yanlış anlama silsilesinin başlangıcı olur. İkisi de doğru hissetse de yaptıklarının yanlış olduğunu düşünür ve karşı tarafa yanlış mesajlar vererek ayrılırlar. Ta ki Dani’nin anneannesinin ölümüne kadar. İşte o zaman kasabaya döndüklerinde dedesi, annesiyle büyük bir kavga eder ve bir daha da gelmeyin der. Dani ve Alec kartpostallar aracılığıyla haberleşseler de bir süre sonra o da kesilir. Ta ki Dani’nin anne ve babası boşanıp tekrar kasabaya, dedesinin evine yerleşene kadar. İşte o zaman her şey değişmiştir. Kitap kurdu olan ve oldukça dışa dönük bir kişiliğe sahip Dani, sürekli okul değiştirdikçe zorbalığa uğrar ve içine kapanıp anksiyete sahibi biri olurken Alec tam tersi bir yöne savrulur. Hokey takımının kaptanı olur ve tüm takımlar onu kapmak için yarışır. Ne yazık ki elinde alkolle çekilmiş bir fotoğrafı yayılınca ve geçmişten bazı olaylar da ortaya çıkınca kariyeri tehlikeye girer. Ta ki dedesi ünlü bir hokeyci olan Dani ile sevgili
Sahte HokeyciLynn Painter · Artemis Yayınları · 202614 okunma
Reklam
8/10
·280 syf.·
2026 30. kitabı
McDaragh ailesinin üç kuşağının hayatına eşlik ediyoruz 'Çitkuşu'nun sayfalarında. Kurgunun İrlanda'da geçiyor olması sizi yanıltmasın, hepimizin hayatından kesitler var bu hikâyede, bir nevi bazılarımızın hayatlarının simülasyonu gibi. Nell'in bence çok çarpıcı giriş bölümüyle başlıyor kitap. Nell: Carmel'in kızı, Carmel, Carmel'in annesi Terry, Carmel'in kız kardeşi Imelda, Carmel'in babası Phil; Phil McDaragh, şair. Nell ve Carmel'in ağzından ve kısacık bir bölüm Phil'den dinliyoruz yıllar içinde yaşananları. Aile dinamikleri, genetikten miras kalanlar, aile içinde yaşanan zor anlar -parçalanmış aile hissiyle gelen: herkesin ailesi gibi olamama durumu. Baba ayrılığı sonrası Carmel'in yaşadığı travmanın -çünkü küçükken ilişkileri öyle iyi ki- hayatına ve pek tabi ebeveynliğine yansımasına şahit olup bazen kızıp bazen sarılıyoruz ona. Nell'in hiç tanımadığı dedesi Phil'in şiirlerine hayranlığı ve ona yakınlığı kişilerin davranışlarının her birey üzerindeki farklı yansımasının kanıtı gibi. Tüm bunlara ek, akıp giden kurgunun yanınsa Anne Enright'ın Phil'in ağzından yazdığı şiirler okuma zevkini daha da artırıyor. Ezcümle, hayattan anlar var bu kitapta: anne kaybı, babanın bir anda terk edişi, ebeveyn ilişkileri, kız kardeş olma, anne olma, evlat olma, torun olma, ikili ilişkiler, ayrılıklar, kavuşmalar, gökyüzü, çiçekler, kuşlar... Mutlu anlar olduğu kadar acılar da var ama asla ajite edilmeden, olduğu gibi. Ve Çitkuşu'nun en sevdiğim yanlarından biri üç kuşak boyunca yaşananlar değişmeyecekse de hatırlananların herkes için farklı olması, herkesin aynı durumu ya da olayı farklı bir yerinden yakalaması oldu; hepimiz için öyle değil mi zaten? Sevdim Çitkuşu'nu; Nell'in hayatına tanık olmayı, Carmel'in yaşadığı ikilemleri, Phil'i asla anlayamayıp Terry için üzülmeyi,
ÇitkuşuAnne Enright · Delidolu Yayınları · 202675 okunma
9/10
·293 syf.··
2026 11. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 19:41
Maggie O'Farrell'in Hamnet romanı, tarihî bir kişiliğin gölgesinde kalan bir çocuğun hikâyesini merkeze alırken aslında kaybın, sevginin ve aile bağlarının derinliğini anlatan etkileyici bir eserdir. Yazar, Shakespeare'i doğrudan öne çıkarmak yerine onun oğlu Hamnet'in kısa yaşamı ve ölümünün aile üzerindeki etkilerini anlatmayı tercih etmiştir. Bu yönüyle roman, büyük tarihî olaylardan çok insanların iç dünyalarına odaklanır. Eserde en dikkat çekici unsur, Anne Hathaway karakterinin güçlü ve sezgisel yapısıdır. O'Farrell, dönemin kadınlarına farklı bir bakış açısıyla yaklaşarak Anne'i sıradan bir tarihî figür olmaktan çıkarıp romanın merkezine yerleştirir. Özellikle Hamnet'in ölümünden sonra yaşanan sessiz acı, abartıya kaçılmadan fakat son derece etkili bir şekilde aktarılmıştır. Romanın dili şiirsel ve akıcıdır. Betimlemeler, okuru 16. yüzyıl İngiltere'sinin atmosferine taşırken karakterlerin duygularını da derinden hissettirir. Hamnet'in ölümü etrafında şekillenen olaylar, yalnızca bir çocuğun kaybını değil, sanatın ve edebiyatın bazen en büyük acılardan doğabileceğini de düşündürür. Sonuç olarak Hamnet, tarihî roman olmanın ötesinde insan ruhunun yasla mücadelesini anlatan güçlü bir eserdir. Okuyucusuna hem duygusal hem de düşünsel bir deneyim sunan roman, geçmiş ile edebiyat arasındaki bağı etkileyici bir şekilde kurmayı başarmaktadır.
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,3bin okunma
7/10
·512 syf.··
2025 10. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2025 23:36
‎Edebiyat bazen bize ayna tutar, bazen ise karanlık bir dehlize hapseder. Lionel Shriver’ın Kevin Hakkında Konuşmalıyız eseri, ikinci tanıma tam uyuyor. Roman, sadece bir "suç" hikâyesi değil; anneliğin kutsal kabul edilen o steril imgesinin ardındaki çatlaklardan sızan, oldukça rahatsız edici bir hakikat arayışı. ‎​Eva, oğlu Kevin’ın işlediği o dehşet verici okul saldırısından sonra, aslında kendi içindeki suçluluk duygusunu ve "anormal" gördüğü anne olma halini bir mektup dizisiyle dışa vuruyor. Shriver, okuru bir mahkeme salonuna oturtuyor; ancak yargılanan sadece Kevin değil, Eva’nın kendi varoluşu, eşiyle olan iletişimsizliği ve modern toplumun ebeveynlik üzerindeki baskısıdır. ‎ ‎​Kitapta en çok altını çizdiğim cümlelerden biri olan "Son zamanlarda politika da benim için küçük, kişisel hikâyelerden oluşan bir yığına dönüştü. Artık hiçbir şeye inanmıyorum. Yalnızca insanlar ve başlarına gelenler var," itirafı, Eva’nın dünyasının nasıl paramparça olduğunu en iyi anlatan satırlardan. O, dünyayı değil, kendi küçük ve trajik evrenini çözmeye çalışıyor. ​Kitap boyunca sorduğumuz o yakıcı soru şu: Bir çocuk doğuştan mı "kötü"dür, yoksa biz mi ona o kötülüğü gıdasıyla, sevgisizliğiyle ya da fazla sevgisiyle aşılarız? Eva’nın o soğuk, mesafeli ama bir o kadar da içten dökülüşleri, okuru kendi vicdanıyla baş başa bırakıyor. "Yalnızca vicdanı olan bir insana acı çektirebilirsiniz. Yalnızca boşa çıkacak umutları ya da sevdiği insanlardan uzağa düşmekten endişelenenler cezalandırılabilir," satırları, sanırım bu kitabın tüm o karanlık atmosferini tek bir noktada özetliyor. ‎ ​Bazen bir ebeveynin en büyük itirafı da şu oluyor: "Bugünlerde benim için anlaşılmak, sevilmekten çok daha önemli." İşte Eva, bu anlaşılma arzusuyla bizleri o dehlize çekiyor. ‎ ‎​Kitabın 2011 yapımı,
Edebiyat
Kevin Hakkında KonuşmalıyızLionel Shriver · Koridor Yayıncılık · 2025238 okunma
SPOİLER İÇERİR!!!!
6/10
·408 syf.·
2026 121. kitabı
Kitaba dair yorumum Kitapta çekirdek ailesi olan Bela'nın hikayesiyle başlıyoruz bu hikaye resmen insanı geriyor düşünsenize uyurken tam üstünüzde süzülen garip bir yaratık Allahım ... Anne yani Ursula ne yazik ki tipik bir anne değil şehvet bağimlisi bir tip Russ ise kızına kendini adamış bir baba Ama her şey bu kadar mı hayir Gelelim finale daha doğrusu final gibi görünen saçma sapan sona Olayın bir kisminda yılın 2024 olduğu söyleniyor ama son kısımda 2023 te izin verdiği söyleniyor. Yani onca zaman Bela sandığımız şey Bela değil miydi ne oldu tam belli değil. Bu tarz kitaplara sinir oluyorum. Çok güzel gerdi ama tam bir son yok o nedenle de bitmis gibi görünen ama aslında tam bitmemiş bir kitap okumuşum hissini yaşadım. O nedenle puanim net
2026 Okuma Raporları
Evdeki Tuhaf OlaylarJosh Malerman · Olimpos Yayınları · 202676 okunma
Reklam
Reklam