Yorumda anne-babanın fazlasıyla sorumluluğu olduğunu savundum
Anne ve babaların çocuklarınkinden farklı olarak hayat boyu süren bir yükümlülüğü yok mudur? İncil'e göre tam tersi geçerli, yani ömürlerinin uzun olması için anneleriyle babalarını onurlandıracak olanlar çocuklardır, çünkü İncil'i çocuklara hadlerini bildirmek için anne babalar yazmıştır.
Sayfa 84·Kitabı okuyor
Peter yere çöküp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı; Wendy onu nasıl teselli edeceğini bilemedi; halbuki bir zamanlar ne kolay yapardı bu işi. Artık bir kadındı ve rahatça düşünebilmek için koşarak odadan çıktı. Peter ağlamaya devam etti, çok geç meden hıçkırıkları Jane'i uyandırdı. Yatağında oturur vaziyete geçti, durum hemen ilgisini çekmişti. "Çocuk," diye sordu, " neden ağlıyorsun?" Peter ayağa kalkıp onu selamladı, kız da yatağından oğlanı selamladı . "Selam," dedi. "Selam," dedi Jane. "Benim adım Peter Pan" "Evet, biliyorum." "Annem için geri döndüm," diye açıkladı, "onu alıp Hiçbiryer'e götürecektim. " "Evet, biliyorum," dedi Jane,"ben de seni bekliyordum." Wendy odaya çekinerek geri döndüğünde Peter'ı kızının yatağının ucuna oturmuş haşmetli bir şekilde horoz gibi öterken, geceliği içindeki kızını da kendinden geçmişçesine odada uçarken buldu. "O benim annem," diye açıkladı Peter. Jane yere konup oğlanın yanında dikildi; yüzünde, Peter'ın hanımların ona bakarken takınmalarını sevdiği o ifade vardı. "Fena halde anneye ihtiyacı var," dedi Jane. "Evet, biliyorum," diye kabullendi Wendy perişan bir sesle, "kimse benden daha iyi bilemez bunu." Peter, Wendy'ye "Hoşça kal, " deyip havalandı, o utanmaz Jane de onun peşinden havalandı; ne kadar da kolay yapmıştı bunu.
Alıntı
Reklam
Dirlik kaybı O hafta sendikada öğretmenlerin barış konusunu işlemesi kararı verildiğini öğrenince canı sıkıldı Kadir'in, ama bunu sendika temsilcisi Fuat'a hissettirmedi, hatta, "Çok doğru bir karar," dedi, "elimizden bir şey gelmiyor, en azından çocukların dikkatini barışın önemine çekeriz." İnanarak söylemişti bunları, yalan riya yoktu. Sadece burada bitseydi… Aklıevvel öğrencilerden biri ana babasına yetiştirebilir, onlar da okul yönetimine şikâyet edebilirdi. Sorun daha da büyüyebilir, polis, mahkeme devreye girebilirdi. Onlardan yana korkusu, sıkıntısı pek yoktu, ama iş öğretmenlikten atılmasına varırsa yanardı. Bir dolu örnek vardı. Koskoca profesörleri üç cümlelik yazıyla kovanlar, onun gibi birkaç senelik öğretmeni ânında silerdi. İstemeyerek başlamıştı öğretmenliğe, başka çaresi kalmadığında. Kamu personeli sınavına girmeden önce bir sürü işe girip çıkmış, büyük umutlar beslediği, kitaplarla dergilerle haşır neşir olacağı için seveceğini düşündüğü nice işten düş kırıklıklarıyla ayrıldıktan, akşamları birlikte içki içip meyhane masalarında memleket meselelerini tartışırlarken benzer şeyler düşündüklerini sandığı adamların konu iş yaptırmaya, para ödemeye gelince nasıl vampirleştiklerine tanık olduktan sonra isyan etmişti. "Devlet sonuçta, onun insanı ezmesi, aşağılaması, işine gelmediğinde cezalandırması doğal, en azından bunu bilerek çalışırım," diyerek öğretmenliğe başvurmuştu. Yeniden iş aramak, benzer muhitlerde çalışmak fikri içini kaldırıyordu. Öğretmenliğe başladıktan sonra görüştüğü arkadaşlarının sayısı hayli azalmıştı, ama birkaç aydır onlardan da kaçıyordu. Çevresindekilerin, özellikle arkadaş bildiklerinin öteden beri yapageldikleri şeyleri hiçbir şey olmuyormuş gibi sürdürdüklerini görmeye tahammül edemiyordu, hadi onlar neyse, bir de
Sayfa 49·Kitabı okudu
«Ona aldırmadım, hep Daryl'le yaşayacağım, birbirimizi seviyoruz, ikimiz de çöplükteniz, kimse açlığı bizim kadar bilmez, ikimiz de çöplük­te doğduk. Daryl'e dedim ki: seni hiç bırakmayaca­ğım, kötü yürekli anneni hiç dinlemeyeceğim. Ah Coca, sert konuşma. Daryl böyle dedi. Annem sert konuşur, ondan korkuyorum. Sen yumuşak konuş. Sen iyi konuş. Sen iyi kokuyorsun, sanki iyilik bir kokuymuş gibi. Böyle dedi.»
Sayfa 15
Edebiyat
Daha nelere pişman oldular...
12 Eylül'e alkış tutanlar arasındaydı ama annem gibi gönlü sosyalizme yakın bir sosyal demokratın yanında bu darbeci paşaları açıkça övmeye cesaret edemezdi, cuntayı onayladığını sessizliğiyle gösterirdi. Öldüğü sırada ülke askerî rejim sonrası seçimlere hazırlanıyordu, cuntanın ısrarla işaret ettiği Sunalp Paşa yerine Tonton'un tek başına iktidara geldiğini göremedi. Ömrü vefa etseydi cuntayı gizli gizli alkışladığına muhtemelen bin pişman olacaktı.
Sayfa 183 - Can Yayınları·Kitabı okuyor
Gözyaşlarıyla, özlemle...((
Annemi gereği kadar mı, gereğinden çok mu sevdim, ona duyduğum sevgi hayatımı nasıl etkiledi; bunları annem ölüp hayatımda dev bir boşluk bırakınca düşünmeye başladım. Annemi gereğinden çok sevmiştim ama ben zaten her şeyi gereğinden çok sevmiştim, E.'yi de gereğinden çok, işimi gereğinden çok, öğrencilerimi gereğinden çok sevmiştim.
Sayfa 157 - Can Yayınları·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam