Bazarov isyankârdı. Sen mülayim bir nihilistsin. Onun özgürlüğü bastırılıyordu, seninki sömürülüyor. Baskı İsyanı provoke eder oysa sömürü seni daha atıl, daha uysal, daha uyumlu, daha sessiz hale getiriyor. Ama bundan memnunsun. Anormal derecede normal olmaktan memnunsun. İnsanlar bizi hüsrana uğratarak gerçeklik kazanır. Sen gerçek olmamak için elinden geleni yapıyorsun. Gerçekten yapıyor musun? Bu yaşına kadar koşullar, potansiyelinden hep daha geride oldu ve bunun bir şiddet olduğunu fark edemedin bile. Çevrim içi dünyalar sana gerçekten sistemli olarak kaçış imkânı verdi hep. Kimsenin gelmediği bir yerden kimsenin gitmediği bir yere gitmek aklından bile geçmedi. Mert Mevlüt Gökçe
Eleştiri...
Bu metin kimseyi hedef almıyor; ama herkesi rahatsız etmeyi amaçlıyor. Çünkü sorun bireylerde değilmiş gibi davranmak artık mümkün değil, sistemi eleştirirken insan psikolojisini dışarıda bırakmak da bir tür kaçıştır. Bugün yaşanan toplumsal çürüme; ahlaki bir çöküşten çok, psikolojik bir çözülmedir. İnsanlar kötü oldukları için değil, uzun süreli baskıya uyum sağladıkları için bu hale geldiler. Erich Fromm’un söylediği gibi: “Hasta bir toplumda uyum sağlamak, sağlıklı olmak anlamına gelmez.” Biz tam olarak bunu yaşıyoruz. Uyumluyuz, itirazsızız, sessiziz ve bu yüzden kendimizi “normal” sanıyoruz. Sistem bireyi kırarak değil, alıştırarak yönetir. İlk aşamada insanlara adaletsizliği kabul ettirir, ikinci aşamada bunu açıklamalarla meşrulaştırmalarını sağlar, üçüncü aşamada ise birey bu adaletsizliği savunmaya başlar. İşte bu noktada sistem artık bireye ihtiyaç duymaz; birey sistemin gönüllü taşıyıcısına dönüşür. Hannah Arendt’in “kötülüğün sıradanlığı” dediği şey tam olarak budur: İnsanlar zalim oldukları için değil, düşünmeyi bıraktıkları için yıkıcı hale gelir. Toplum, süreğen belirsizlik ve güvensizlik altında yaşadığında regresyona uğrar. Yani psikolojik olarak geri gider. Olgun bireyler yerini ya aşırı itaatkâr ya da sürekli suçlu arayan çocuk zihinlere bırakır. Bu yüzden herkes birilerini suçlar ama kimse sorumluluk almaz. Çünkü sorumluluk almak cesaret ister; suçlamak ise rahatlatır. Sistem de tam olarak bu rahatlığı besler. Carl Gustav Jung, bastırılan gölgenin er ya da geç patolojik biçimde ortaya çıkacağını söyler. Bugün gördüğümüz öfke patlamaları, linç kültürü, sürekli aşağılayan dil; bastırılmış korkuların ve değersizlik duygularının dışavurumudur. İnsan kendini güçlü hissedemediğinde, birilerini küçük düşürerek geçici bir üstünlük yanılsaması yaratır. Bu bir karakter
1000Kitap
Reklam
Normal mi? Anormal mi?
Yaşantımızda insanları “normal” ya da “anormal” olarak sınıflandırmak ne kadar doğrudur? Bugün bu konu hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. İnsanlar fabrikasyon ürünler değildir. Birçok bileşenin bir araya gelmesiyle oluşan, durağan olmayan varlıklardır. Vicdanları, düşünceleri, duyguları, karakterleri ve daha sayamayacağımız pek çok unsur, her insanı kendine özgü kılar. Sosyal hayatı, maddi durumu, içinde yaşadığı çevre, maruz kaldığı koşullar ve daha birçok faktör; insanın düşünce dünyasını, inançlarını ve hayata bakışını şekillendirir. Bu nedenle insanı anlamak, yalnızca dışarıdan görünen davranışlarıyla mümkün değildir. Asıl belirleyici olan; düşünceleri, idrak ediş biçimi ve eylemleridir. Kısacası insan, belirli bir değer aralığına sıkıştırılamaz. Bu yüzden onu “normal” ya da “anormal” gibi kalıplarla tanımlamak doğru değildir. İnsanı tanımak ezberle olmaz; insanla yaşanır. Bir konuma yerleştirilmez, bir etikete sığdırılamaz.
Duygu ve Düşünce
Medeni İnsanın Sekiz Büyük Günahı - Konrad Lorenz 1. Aşırı Nüfus 2. Çevrenin Yok Edilmesi 3. Kendine Karşı Yarış 4. Öldürücü Bir İlgisizlik 5. Genetik Bozulma 6. Geleneğin Kopuşu 7. Endoktrinasyonun Yayılması 8. Atom Bombaları Konrad Lorenz’in bu yazıda inceleyeceğimiz kitabı bundan yaklaşık 50 sene önce, 1973 yılında çıkmış. Lorenz bu kitapta modern insan medeniyetinin ortaya çıkardığı ve aynı zamanda onu da tehdit eden sekiz büyük problemden bahsediyor. İnceleme sırasında da göreceğimiz gibi, aslında bu problemlerin hepsinin altında yatan temel faktör modern teknolojidir. Modern teknolojinin gelişmeye devam etmesi ile birlikte bu problemlerin günümüzde yoğunlaştıklarını ve daha yaygın hale geldiklerini görüyoruz. 1. Aşırı Nüfus Organik yaşam, tıpkı bir baraj gibi, evrensel enerji akışının ortasına kurulmuştur. Yaşam biçimleri, negatif entropiden faydalanarak kendilerine enerji çekerler ve büyüyüp gelişirler. Büyümeleri ile birlikte enerji soğurma kapasiteleri de artar ve bu durum büyüme hızlarını da artırır. Bu tarz bir pozitif besleme mekanizmasının felaket ile sonuçlanmaması, bu pozitif geri besleme mekanizmalarının Doğa’da negatif geri besleme mekanizmaları ile dengelenmiş olması sayesindedir. Acımasız bazı fizik ve olasılık yasaları bu enerji soğurma ve büyüme eğilimini dengeler. Bu yasalar sayesinde canlılar ve eko-sistemler homeostatik bir denge kurarlar. Ancak insanoğlu teknoloji sayesinde bu kısıtları aşmakta ve negatif geri bildirim ile dengelenmeyen bir sürekli pozitif geri bildirim mekanizması ile nüfusunu sürekli artırmaktadır. Aşırı nüfus insanların büyük kitleler halinde devasa şehirlerde yaşamasına sebep olur. İnsanoğlu sürekli olarak yüzlerce, binlerce kişi ile fiziksel bir yakınlık içerisinde olduğu bu tarz bir varoluşa adapte olmuş
Bir deneme
"değişmeyen tek şey değişimin kendisidir" -Herakleitos 21. yy'ın ilk çeyreğine üç sene kala düşünce selini mağlup edip durumumuzu şöyle bir özetledim; Sabah kalktığımızda ne görmek isteriz ? Mutlu bir eş, Güzel bir aş ,Yoksa sevdiğimiz işe giden yolu mu ? Cevap ne olursa olsun her daim elzem olan sabah kalkmak istememizdir , çünkü umudumuz yoksa yarına dair birşeyi ne görmek nede duymak isteriz. Peki ne oldu da umudumuz tükendi ? Fakirin ekmeği umuttur ama sanki birşeyler ekmeğimizi bayatlattı. X kuşağı ve ilk rejenerasyon Z kuşağı şimdiki gençler gibi travmatik bir gelecek kaygısı yaşamadı, peki sorun nerede ? Net görünen üç sav şu şekilde ; 1- Global bir durumla karşı karşıyayız. 2- Başarısız politikaların pençesindeyiz. 3- Bu kötü koşullar bize miras bırakıldı. Argümanlarımızın çok bariz mutluluk faktörleri ile ilgili yani ; sağlık , barınma , beslenme genel olarak 'yaşam koşulları çatısı' üzerine olması gerekir, peki ne oldu? 2019 un sonunda küresel bir pandemiyle tanışmak zoruna olmamız dışında.  Pandemi ülke ekonomilerine ağır bir darbe indirdi. Kültürel mirasımızın ve ayrıca doğal güzellikleri bakımından eşsiz bir yere sahip olan ülkemiz turizmde başarılı bir döneme girmiştik aslında. UNESCO tarafindan "2019 göbeklitepe yılı" ilan edilmesi gibi birçok güzel haberi sizde duymuşsunuzdur. Turizmde tam sıçrama yaşamamız gereken yerde Covid-19 la tanıştık ve olduğumuz yerde afalladık. Bunun yanı sıra küresel iş kollarının da buradan nasibini alması söz konusu bile değildi. Karantina altına alınan insanlar ve salgın yüzünden olucak ki uzun süre boyunca sıfır araç üretilemedi , piyasada arz talep dengesi karşılanamadı ve ikinci el araçlarda anormal fiyat artışları gözlemlendi. Şuan birinci sav ile paralel ilerliyoruz ama başarısız politika ve politikacıları
Önerme, Totoloji, Antikahraman
_Önerme (Görüş, düşünce, fikir)_ _Mantıkta, doğrulanabilir ya da yanlışlanabilir ifadelere denir. En az iki terimden oluşan, içinde en az bir yargı ve bir doğruluk değeri taşıyan cümlelerdir. Soru ve emir tümceleri önerme olamaz çünkü bir soru ve emir doğruluk ifade etmez. öznel ve din konusu da önermelerin dışındadır. Önermeler bir yargı bildirmelidir. _Önerme Türleri_ _1- Nitelik bakımından: Olumlu ve Olumsuz. _2- Nicelik bakımından: Tümel, Tekil ve Tikel. Tümel: Konu hakkında her şeyi kapsayan; “her insan canlıdır” Tekil Tek bir kişiyi veya parçayı ilgilendiren. Onur akıllıdır. Tikel : Bazılarıyla ilgili. Bazı öğrenciler çalışkandır. _Her nesne ve olay tekildir. Bundan ötürü tüm öbür nesne ve olaylardan ayrılır. Ama her tekil nesne ve olay, aynı zamanda, öbür nesne ve olaylarla ortak yanlar da taşır. Bu ortak yanlar, bir grup nesne ve olaya özgüyse tikel, tüm nesne ve olaylara özgüyse tümeldir. Demek ki bir tür özellikleriyle tekil olan, başka bir tür özellikleriyle tikel, ve daha başka özellikleriyle de tümeldir. Demek ki tekil, belli koşullarda tikel ve tümel durumuna dönüşebilir. _3- Yapıları bakımından: Basit(Kategorik) ve Bileşik(şartlı) Tek yargı bildiren önermeye basit; birden fazla yargı bildiren ve bağlaçlarla bağlanan önermelere, bileşik önerme denir. Karmaşık önermeler : Bazı durumlarda özne ve yüklem açıklamalı verilmiştir. Bunlara, karmaşık önermeler de denir. Karmaşık önermeler, basit önermeler içerisinde değerlendirilirler. Mesela “Uzay, fethedilmiştir.” basit bir önermedir. “Tarih boyunca insanların ilgisini çeken uzay, meraklı insanlar tarafından fethedilmiştir.” cümlesi de basit bir önermedir; fakat aynı zamanda karmaşık önermedir de _4- Kiplik bakımından: Yalın, Zorunlu ve Mümlün _Kiplik, bir yargı üzerine verilen yargıdır. Kipli önermeler tek
Hayat
Reklam
Reklam