Leyla Zalmay'ı elinden tuttu, yola koyuldu. Köşeyi dönmeden önce, durup geriye baktı, Meryem kapıda duruyordu. Başında beyaz eşarbı, üzerinde önü düğmeli, lacivert bir kazak, beyaz, pamuklu pantolon. Bir tutam kır saçı, alnına düşmüştü. Güneş ışınları yol yol, yüzüne, omuzlarına vuruyordu. İçten, sevimli, el salladı. Köşeyi döndüler; Leyla bir daha Meryem'i hiç görmedi.
Annemi toprağa verilmesinden birkaç gün sonra dedem şöyle dedi bana:
" Hadi, Aleksey, boynumda madalya değilsin sen benim, bu evde yerin yok artık, git, insanların arasına karış..."
Ve insanların arasında karıştım.