lucretıus
Post mortem nihil est. Etiam ante mortem. -Ölümden sonra hiçbir şey yok. Ölümden önce de.­
Sayfa 289 - O melekte şeytan tüyü var — Everest Yayınları
Alıntı
Türk-Altay Kuram'ı, birbiriyle bağlantılı üç temel ayak üzerinde yükseltildi: 1- Altaylardaki Klasik Türk Dönemini temsil eden Orhun Yazıtları diye bildiğimiz Klasik Türk Döneminin 'tarihi metinleri', Kuram'ın ilk ayağını oluşturan temel olgudur. Onlar, geniş Avrasya coğrafyasının hemen her tarafına yayılmış muazzam bir arkeolojik kültürel birikimini nitelerler. Klasik Türk Döneminin tarihi metinleri, sadece runik yazı üzerinden bile kültürü MÖ 5. yüzyılların Issık kurganı buluntularına, neredeyse bin yıl öncesine bağlıyor. Issık kurganında gün yüzüne aralanan savaşcı prense ait gümüş bir tas ya da kepçe üzerindeki runik yazılar, hem bu yazı biçiminin kullanıldığı erken tarihler için, hem de Türk-Altaylı yerli halkların arkeolojik mevcudiyeti ve zenginliği için MÖ 5. yüzyıla bir terminus ante quem (kronolojik üst sınır) koyar. Bu da Issık tasının MÖ 5. yüzyıldan daha erken dönemlerin tanığı olabileceğini düşünmemizi gerektirir. 2- Türk-Altay Kuramı'nı taşıyan ikinci temel ayak Klasik Türk Dönemi tarihi metinlerinin nitelediği arkeolojik belgeler topluluğudur. Bunlar, başta Sayan-Altay ve Moğolistan topraklarının bütününe, Avrasya'nın en Batısından en Doğusuna kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. Örneğin Klasik Türk Dönemi ölü gömme adetleri içindeki at gömmesi geleneği ufkumuzu MÖ 1. binin ilk yarısına doğru aydınlatacaktır. Binyılın ortaları ve ikinci yarısındaki Pazırık kültürünün ölü gömme geleneklerinde, kurganların Doğu kenarından Güneşin doğduğu yöne doğru sıralanıp giden balballar dizisi uygulaması, ölülerin yönlendirmeleri, ölü hediyelerinin nitelikleri, antropolojik veriler Pazırık kültürünü Klasik Türk Dönemi kültürüne belli yönleriyle bağlar. 3- Türk-Altay Kuramı'nın ağırlığını taşıyan temel ayaklardan üçüncüsü, arkeolojik belgelerin bizi götürdüğü en
Sayfa 34·Kitabı okudu
Reklam
Nam quodcunque suis mutatum finibus exit, Continuo hoc mors est illius quod fuit ante. Bir varlık biçim ve nitelik değiştirdi mi O anda yok olur biraz önce var olan. ~Lucretius
Alıntı
Birine Yarar Ötekine Zarar
Nam quodcunque suis mutatum finibus exit, Continuo hoc mors est illius quod fuit ante. Bir varlık biçim ve nitelik değiştirdi mi O anda yok olur biraz önce var olan. ~Lucretius
İntikam: İçgüdüsel, güçlü bir tepki ve bağışlanabilir. Hakarete uğramış, kandırılmış, yaralanmış kimseler intikam düşüncesinin cazibesine ister istemez kapılırlar. Ve burada, en aşırı uçta, sevilen birinin öldürüldüğü yerde, fanteziler pırıl pırıl parlıyor. İnsan sosyal bir yaratık, bir zamanlar şiddet kullanarak ya da bununla tehdit ederek birbirimizi uzakta tuttuk, tıpkı köpek sürüsü gibi. Bu nefis önsezi doğuştan var içimizde. Hayal gücü, lanet olası olasılıkları aklımızdan geçirmek,onlarla oyalanmak, ve yinelemek için değilse ne içindir? İntikam, uyumadan geçirilen bir tek gecede yüz kez alınabilir. Dürtümüz, hayalimizdeki amaç, insanidir, normaldir, ve bu konuda kendimizi bağışlamalıyız. Ama kaldırılan el, gerçek şiddet eylemi lanetlenir. Matematikböyle diyor. Status quo ante'ye (eski duruma) geri dönüş yoktur, ne bir avuntu, ne tatlı ya da kalıcı bir ferahlama. Sadece ikinci bir cürüm. İntikam almak için yola çıkmadan önce iki tane mezar kazın, demiş Konfüçyüs. İntikam bir uygarlığı bir arada tutan dikişi söker. Derindeki sabit korkuya geri dönüştür o.
Sayfa 104 - YKY Yayınları·Kitabı okudu
Örneklenme İlkesi tüm zamana yayılacak biçimde yorumlanabilmelidir: Geçmiş, şimdi ve geleceğe. Ancak biz bu ilkeyi böylesi, görece liberal biçiminde bile savunmalı mıyız? Bu önemli bir yol ayrımıdır. Örneklenmeyen tümellerin olduğu görüşünü Platoncu görüş olarak adlandırabiliriz. Bu görüşün Platon tarafından savunulan bir görüş olduğu görünmektedir; O aynı zamanda açık bir biçimde tümelleri de ortaya koyan ilk filozoftur. (Formlardan ya da İdealardan söz etmiştir - ancak İdealar'ın psikolojik herhangi bir yanı yoktur.) Bir kere örneklenmeyen tümelleriniz olmaya görsün, onları koyacak, filozofların sıklıkla söyledikleri gibi bir "Platonik gökyüzü" gibi özel bir yerinizin de olması gerekir. Onlar olağan uzam ve zaman dünyasında bulunabilir değillerdir. Herhangi bir örneklenmiş tümel örneklenmeyen de olabilir göründüğünden -örneğin geçmiş, şimdi ve gelecekte bu özelliğe sahip olmuş hiçbir şey olmayabilir- bu durumda eğer örneklenmeyen tümeller Platoncu bir gökyüzünde iseler, tüm tümelleri bu gökyüzüne yerleştirmek de doğal olacaktır. Böylece iki alanın ortaya çıktığı bir sonuç elde ederiz : Tümeller alanı ve uzam ve zamandaki olağan şeyler alanı olarak tikeller alanı. Böyle tümellerden genelde transandant [aşkın] olarak söz edilir. Örneklenme bu durumda önemli bir şey haline gelir : Tümeller ve tikeller arasında, alanları kesiştiren bir ilişki olarak ortaya çıkar. Skolastiklerce bu tür bir kuram için kullanılan Latince söz universalia ante res, yani "şeylerden ayrı tümeller"dir. Böyle bir görüş Doğalcılarca yani uzam-zaman dünyasının varolan tüm dünya olduğunu düşünenler açısından kabul edilebilir değildir. Bu, Doğalcılığa sempati içerisinde olmaya eğilimli Deneycilerin neden çoğu kez tümelleri reddettiklerini açıklamaya yardımcı olur.
Reklam
Reklam