Savaşın Savurduğu Hayatlar ve Umuda Yolculuk
Puan vermedi·267 syf.··
2026 294. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 01:55
Savaşın getirdiği kayıplar,mübadele,göç ve büyük umutlarla tekrar ayağa kalkan bir ada.Sarıkamıştan sağ kurtulup Arabistan çölünde türlü maceralara giren Abbas,ölümden kaçmak için adını değiştirerek Rum mübadillerin boşalttığı Karınca adasına gider.Adı artık Poyraz Musa’dır. Yaşar Kemal’in kendine has dili ve eşsiz dağarcığından çıkan kelimeleriyle yarattığı dörtlemeyi ayrı ayrı incelemeyi tercih ediyorum. 1- Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana Dörtlemenin ilki o kadar geniş coğrafyalarda geziniyor ki savaşın olduğu her yeri geziyormuşuz hissiyatı veriyor.Poyraz Musa ve sonradan can yoldaşı olacak Vasili ile adada birbirlerini yoklarken yaşadıkları gerilimin sonucunu uzun süre merak ediyoruz.Sarıkamış,Çanakkale,Sakarya,Urfa,Antep,Arabistan özellikle de Sarıkamış o kadar sıklıkla ve vurucu cümlelerle tekrarlanıyor ki insan insanlığından utanıyor.Bence dörtlemenin en iyisi değil ama ikinci iyisi denebilir. 2- Karıncanın Su İçtiği Artık Poyraz Musa ve Vasili’nin hikayelerini dinlemiş bulunuyoruz ve şimdi de Karınca adasının geleceğini merak ediyoruz.Önceleri Adaya gelen mübadiller ve Anadolu’dan göçenler adayı beğenmeyip geri gidiyorlar ama Poyraz ve Vasili adayı yaşanılabilir hale getirmeye kararlı.Bir zaman sonra perişan haldeki insanlar adaya gelmeye başlıyor ve Poyraz İstiklal madalyalı kahraman kimliğiyle onlar için kasabadan ne gerekiyorsa temin ediyor.Bana göre dörtlemenin üçüncü iyi kitabı. 3- Tanyeri Horozları Dörtlemenin en iyi kitabı.Savaş tasvirlerinin Anadolu efsaneleriyle birleştiği,adanın dolmaya başladığı,düşmanlarının Poyraz Musa’nın izini bulup adaya geldiği,yan karakterlerin hikayelerinin olgunlaştığı ve Yaşar Kemal’in hayalgücümüzü zorladığı kitap.Artık savaş nedir,mübadele nedir,yeniden doğuş nedir,umut nedir,aşk nedir,ölüm korkusu nedir,iliklerimize kadar hissediyoruz bu bölümde. 4- Çıplak Deniz Çıplak Ada Hacmi en
Çıplak Deniz Çıplak AdaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20253,161 okunma
10/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
Ayperi… Adı kadar güzel ama ruhu o kadar kırık. Kendisiyle hiçbir zaman tam anlamıyla barışamamış. Çünkü çocukken yaşadığı o olay, onun içinde kapanmayan bir yara olarak kalmış. Bu yüzden pembe renkten nefret ediyor… Çünkü o gün üzerinde pembe bir elbise vardı. Yıllar sonra, bir anda otobüse binerken travması yeniden tetikleniyor. Kaçar gibi kendini karanlık, soğuk bir parka atıyor. Ve tam da en kırılgan anında, yanına biri oturuyor: Ömer Seyirhan. Ayperi, bir daha asla görmem diye düşündüğü bu yabancıya içini açıyor. Ömer ise sadece bir yara bandı uzatıyor… Ama aslında o an, çok daha büyük bir şey başlıyor. Kader mi, tesadüf mü bilinmez… Ama yolları tekrar kesişiyor. Üstelik bu sefer Ömer’in kim olduğu ortaya çıkıyor: Narkotik Başkomiseri. Ve Ayperi’nin arkadaşı Melike sayesinde işler iyice karışıyor. Sonrası mı? Sürekli karşılaşmalar, kaçışlar, inkarlar… Ve Ömer’in çoktan düşmüş olduğu aşk. Ömer; yakışıklı, net, güçlü bir adam. Ayperi ise duvarları olan, yaklaşılması zor biri. Ama Ömer vazgeçmiyor. Ayperi kaçtıkça o yaklaşıyor. Kitaptaki yan karakterler de en az ana karakterler kadar güzel işlenmiş: Melike kahkaha garantisi, Şeyma ise tam bir “eli maşalı” karakter! Ve o sahneler… Ayperi’nin Ömer’in arabasını çizmesi, onu sapık sanıp dövmesi, üstüne bir de tekerlekli sandalyeden düşürmesi… Gerçekten kahkaha attım! Ömer’in işine gelmesi ise ayrı bir olay çünkü Ayperi onunla ilgilenmek zorunda kaldı. Kavanoz açma bahanesiyle Ayperi’yi eve çağırması, antep fıstıklarını onun elleri acımasın diye açması, film izlerken Ayperi uyuyakalınca onu izlemeye devam etmesi… Bütün bu küçük detaylar, aslında büyük bir sevginin göstergesiydi. Ayperi belki duygularını hemen kabul edemedi… Ama Ömer’in sevgisi, sabrı ve çabası gerçekten etkileyiciydi. Bu ikilinin uyumu
Tozlu Pembe ILoresima · Ephesus Yayınları · 2026512 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·560 syf.··
2026 43. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 17:39
Selamlarrr Bugün size sürekli kitaplarını okuduğum bir yazarla geldim. Kitabın ana karakterlerine aslında yabancı değiliz çünkü yazarın Kazazede kitabında biz bu karakterleri mini minnacık görmüştük. O minicik sahnede bile bu ikili bizde büyük bir merak uyandırmıştı. O yüzden onlar adına kitap yazılması benim çok hoşuma gitti ve çok keyif alarak okudum. Şimdi gelelim konumuza; Ecevit, Alparslan Aksakallı'nın yetiştirdiği iki askerden ilkidir. (İkincisini Kazazede de okuduk zaten bebeğim adam) Hep tek başına çıktığı görevler sonucunda bir gün görevinin ortasında başka bir göreve çağrılır. Yeni görevi ise Genelkurmay Başkanı'nın kızı olan Işıl Atabey ile anlaşmalı bir evlilik yapacaktır ve onu koruyacaktır. Peki Işıl' ın neden mi korunmaya ihtiyacı vardır? Işıl Atabey ailesinden uzakta yıllarını Fransa da geçiren, tüm ailesi yüksek statülerden ve askerlerden oluşmasına rağmen kendisi bir ressam olan, üstelik ailesinden epey farklı kişiliğe sahip genç bir kadındır. Ve Nitekim sonunda hayali olan resim sergisini açacaktır. Ta ki o gün saldırıya uğrayana kadar. Heykelleri kırılmış, tabloları çalınmış ve üstüne yaralanmıştır. Bu yaralanmanın etkisiyle de sağ elini kullanılmamaktadır. Tek tesellisi ise bunun zamanla geçeceği ve elinin eski sağlığına kavuşacağını bilmesidir. Bu olay Işıl'ın hem kariyerini hem de hayatını derinden etkiler. Çünkü yıllardır kurduğu düzen bozulur ve Türkiye'ye tekrar Atabey ailesine dönmek zorunda kalır. Ailesini, özellikle babasını ne kadar sevse de hep diken üstünde yaşayan, çok kırılgan, genel olarak da mesleğinden dolayı çok fazla tepkiyle, eleştiriyle yüz göz olan bir karakterdir. Ve en son bomba onu bir evliliğe zorlamalarıdır. Ciddi anlamda çok zıt iki karakter okuyoruz. Biri cıvıl cıvıl, her şeye iyi niyetli bakan bir karakterken bir
Şafak VurgunuŞevval Demirdöğer · Pukka Yayınlar · 2026156 okunma
10/10
·488 syf.··
2026 81. kitabı
I. Dünya savaşı sırasında Osmanlı devletinin orta doğuda ki topraklarını paylaşmak için Britanya ve Fransa Sykes-Picot adlı gizli bir antlaşmaya imza atmışlardı. Bu antlaşmaya göre Britanya'ya Hayfa ve Akka limanları, Bağdat ile Basra ve Güney Mezopotamya verilecekti, Fransa'ya ise Doğu Akdeniz bölgesi, Adana, Antep, Urfa, Mardin, Diyarbakır, Musul ile Suriye kıyıları kalacaktı ayrıca Filistin kutsal bir yer olduğu için uluslararası yönetimle idare edilecekti. İngiltere Mekke Şerifi Hüseyin'i yanına alarak kendine bağımlı bir Arap devleti kurmak istiyordu ve bu konuyla İngiliz casus Lawrence görevlendirilmiş ve çok az kişinin bildiği bir diğer casus bayan Gertrude Bell'de bu çalışmalara yardımcı oluyordu. Daha sonra Britanya ve Fransa arasındaki çıkarlar uyuşmayınca işler karıştı, İngilizler'in Yahudi'lerin Filistin'e göçüne destek olması, Musul ve Kerkük petrolleri yani kısacası modern Orta doğu'nun bugünkü şeklini nasıl aldığını okuyacaksınız. Tarih ve siyaset sevenlerin mutlka okumasını tavsiye ederim. Şahsi fikrim olarak konu üzerine yazılmış en iyi kitaplardan biri olduğunu söyleyebilirim.
Kırmızı ÇizgiJames Barr · Pegasus Yayınları · 2016179 okunma
Puan vermedi
Muzaffer izgü ve kahramanları Kuzguna yavrusu zümrütüanka görünürmüş Muzaffer izgü İnsanları öyküleri ile güldüren değerli kitap ve kalem ehli yazarlarımızdan olan Muzaffer izgü aynı zamanda iyi bir öğretmen ve usta bir hiciv ustasıdır yazarın eserleri defalarca yeşil çam ekranına taşınmıştır en ünlü filmi aynı zamanda Kemal Sunalın oynadığı öğretmen adlı filmdir bu filmde yazar köyden kente göçü bir insanın şehirde nasıl kaybolduğunu o kemal sunalın eşsiz sanatkârlığı ile ekranlara taşır her evladın annesi için bir zümrüdü anka kuşu olduğunu söyleyen yazar belkide en büyük hatamızın bu olduğunu ifade eder bir annenin evladı kuzgun olsa o zümrüdü anka kuşuna benzetilebillirmi Hz Muhammed efendimiz kızım fatma hırsız olsa onun elini keserim buyurur ve yine her çocuğun islam fıtratı ile doğduğunu bu ahlâkın ise yine aile sayesinde korunduğunu ifade eder efendimiz SAV Perişanım,berbatım,halim duman diyen Muzaffer izgü hikayelerinde perişanlığı berbatlığı anlatır ve biz onun hikâyelerinde ağlanacak perişanlığımıza berbat halimize güler geçeriz eserleri ve yazım tarzı Aziz Nesine benzetilen yazar birbirine rakip olarak görüldükleri için Aziz Nesin tarafından pek sevilmez Muzaffer izgünün öykülerinin kahramanları içimizdendir kimi zaman işportacı kimi zaman simitçi Muzaffer izgü lüp lüp makinası biz yazarların resimleri, öyle artist resimi gibi gün aşırı gazetelerde boy göstermez. Yalnız, büyük bir başarı kazandığımız, ya da öldüğümüz zaman basarlar resimleri İşte, bu da bizim için ayrı bir övünç. Lüp Lüp Makinesi Ayşe Karakuş Ayşe Karakuş Lüp lüp makinası öykü severler tarafından okunması gereken kitaplardan biri her gün karşılaştığımız yok olan insanların o trajik ve dram dolu hayatları büyük bir gülmece ustalığı ile siz okurları bekliyor yazar hayatlarının kimsenin
1000Kitap
Lüp Lüp MakinesiMuzaffer İzgü · Bilgi Yayınevi · 2000161 okunma
10/10
·639 syf.··
2026 6. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 17:20
Yaşar Kemal diyor ki: “İnce Memede başladığımda 24 yaşındaydım. İnce Memed de 21 yaşındaydı. Ben İnce Memed’in 4. kitabını bitirdiğimde 60’ıma geçmiştim. İnce Memed daha 25 yaşında” İnce Memed serisi, Yaşar Kemal’in yaklaşık 40 yıla yayarak yazdığı dört ciltlik büyük bir anlatıdır ve aslında tek bir hikâyeden çok, Anadolu’nun “epik bir panoramasıdır.” Yaşar Kemal kendini 4 kitapta tekrarlıyor olarak görülebilir. Ancak tam olarak öyle değil, nüanslar var. İlk kitapta ilk zalime karşı bireysel bir başkaldırı var. İkinci kitapta Memed var olmanın, var kalabilmenin mücadelesini veriyor, üçüncü kitapta tam bitti derken bir yerden filizler boy gösteriyor tekrar ve dördüncü kitapta Memed-Memedler oluyor. İyilikte bulaşıcıdır kötülükte, direnmekte bulaşıcı teslimiyette. Yaşar Kemal’i Yaşar Kemal yapan kimsenin söyleyeme cesaret edemeyeceği şeyleri söyleme cesareti gösteren büyük bir kalem olmasıdır. Neler sorgulatıyor kitap? -Kurtuluş Savaşından sonra ‘ödül’ olarak verilen çok büyük toprakların yarattığı ağalığı. -Ağalığın sadece doğuda olmadığı (bu ırkçıları üzebilir, şayet biliyoruz ki bu ülkede Egeli bir toprak ağası başbakan oldu) -Eşkıya diye küçümsenen, aşağılanan, hırsız-terörist damgası ile karalananların aslında Kurtuluş Savaşında düzenli ordu kurulmadan çok daha önce Kuva-yi Milliye ki bunlara düzensiz birlikler deniyor aslında eşkıyalar aracılığı ile Adana, Maraş, Antep, Urfa savunmalarında çok çok aktif oldukları. -Haksızlığa, zulme her başkaldırının ‘terör’ olarak tanımlanıp vatanın varlığına ve birliğine bir tehdit oluşturduğu algısı. -Sermayenin (gücün, ağanın) her zaman devlet eliyle korunduğu. “İnce Memed hem Homeros şiiri hem orta çağ türküleri hem de bir proleter destanı ya da bir serüven romanı, toplumsal bir belge niteliği taşıyor.” Jacqueline
İnce Memed 4Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202121,6bin okunma